Aylık Sektörel Değerlendirme – Temmuz 2013 Tarih: 24 Kasım 2016

Türkiye’nin ham çelik üretimindeki toparlanma eğilimi Haziran ayında da devam etti. Yaklaşan Ramazan ayının da tesiri ile, Mayıs ayına kıyasla bir miktar gerilemiş olmasına rağmen, genel eğilim üretimde yükselişi işaret ediyor. Sektörün son aylarda göstermiş olduğu toparlanma eğilimi sayesinde, yılın ilk çeyreğinde  % 5.9 seviyesinde bulunan üretimdeki düşüş, yılın ilk yarısı itibariyle % 2.9 seviyesinde gerçekleşti. Haziran ayındaki 2 milyon 956 bin ton ham çelik üretimi, Mayıs ayından sonra yılın ikinci en yüksek üretimi oldu. Yılın ilk yarısı itibariyle, Türkiye’nin toplam ham çelik üretimi, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 2.9 oranında düşüşle, 17.4 milyon tona geriledi.

Yılın ilk yarısında Türkiye’nin ham çelik üretimi  % 2.9 oranında gerilerken, Ocak-Mayıs döneminde, yarı mamul ithalatındaki % 89 oranındaki artışın da etkisiyle, nihai mamul üretimi % 1.9 oranında artışla, 14.57 milyon tona ulaştı. Uzun çelik ürünleri üretiminin % 1 oranında düşüşle 10.1 milyon tona gerilediği Ocak-Mayıs döneminde, toplam üretimdeki artış yassı ürün üretimindeki yükselişten kaynaklandı. Aynı dönemde, Türkiye’nin toplam görünür çelik tüketimi % 4.1 oranında artışla, 12.07 milyon tona yükseldi. Genellikle inşaat sektörü tarafından tüketilmekte olan uzun ürün tüketimi % 3 oranında artışla, 6.2 milyon tona çıktı ve toplam çelik üretiminin % 72’si, tüketiminin ise % 51.6’sı uzun ürünlerden oluştu.

2013 yılının ilk 5 aylık döneminde, Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ihracatı miktar açısından % 3.7 oranında artışla, 8.67 milyon ton, değer açısından ise, % 1.7 oranında düşüşle, 7.04 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Ocak-Mayıs döneminde, toplam uzun ürün ihracatı % 5.4 oranında düşüşle, 4.87 milyon tona; değer açısından ise, birim fiyatlardaki gerileme nedeniyle, % 12.5 oranında düşüşle, 3.05 milyar dolara geriledi. Toplam yassı ürün ihracatındaki % 56 oranındaki toparlanma, uzun ürün ihracatındaki daralmayı dengeledi.

Türkiye’nin çelik tüketimi ve ihracatı artarken, ham çelik üretiminin azalmasında, ağırlıklı bir şekilde yassı ve yarı ürünler olmak üzere, toplam çelik ithalatının % 30 oranında artması önemli bir rol oynadı.  Ülkemizdeki kapasite fazlalığına ve sektörün net ihracatçı konumuna rağmen, Ocak-Mayıs döneminde uzun ürün ithalatının % 2.8 oranında artışla, 600.000 ton seviyesine ulaştı. Türkiye’deki milyarlarca dolar yatırımla oluşturulan kapasiteler atıl durumda beklerken, yurtiçi çelik tüketiminde ithal ürünlerin payının sürekli bir şekilde artması rekabet gücünün arttırılması ihtiyacını açıkça ortaya koyuyor. Yurtiçi kapasitelerin daha etkin bir şekilde kullanılabilmesi, yurtdışındaki üreticilerin üretim ve istihdamı yerine, yerli üreticilerimizin üretim ve istihdamının desteklenmesi için, piyasayı çarpıtıcı fiyatlardan ve kalitesiz ürün ithalatının önüne geçilmesine ihtiyaç duyuluyor.

Çelik İhracatçıları Birliği’nin geçici verilerine dayalı olarak yapılan hesaplamalar, Haziran ayında Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ihracatının % 20 gibi son derece yüksek bir oranda düşüş gösterdiğine işaret ediyor. Türkiye’de yeterli kapasite olmasına rağmen, çelik ürünleri ithalatının hızla arttığı bir dönemde, çelik ihracatının da alarm vermeye başlaması, önlem alınmadığı takdirde, üretimde de çok daha keskin düşüşlerin yaşanabileceğini ortaya koyuyor.  Kronik cari açık sorunun aşılmasının, yurtiçi katma değerin arttırılmasına ve dışa bağımlılığın azaltılmasına bağlı olduğu bilindiği halde,  üretim maliyetlerini arttıran ve sektörün rekabet gücünü düşüren uygulamalara devam edilmesi, yalnızca sektörün sorunu olmaktan çıkmış ve Türk ekonomisinin sorunu haline gelmiş bulunuyor. Bu açıdan, sektörümüzün yeniden büyüme eğilimine girebilmesi ve hem üretim hem de ihracat açısından ekonomiye olan katkısını azami seviyeye yükseltebilmesi için, başta enerji ile ilgili olanlar olmak üzere, üzerindeki ilave yüklerin kaldırılmasına ihtiyaç duyuluyor.

TÜRKİYE ÇELİK ÜRETİCİLERİ DERNEĞİ