Çelik Sektörümüz Avrupa’daki Krizden Olumsuz Etkileniyor Tarih: 24 Kasım 2016

Dünya ekonomisindeki daralma eğilimi, giderek artan ölçülerde Türkiye ekonomisine de yansımaya devam ediyor. Demir çelik sektörü açısından baktığımızda, Türkiye’nin demir çelik ürünleri ihracatında, Ocak-Şubat dönemindeki % 14.3 seviyesinde gerçekleşen artış, Mart ayında %  6 seviyesine gerilemiş bulunuyor. Nisan ayında ise, geçici İMMİB verilerine göre, ihracattaki artış eğiliminin sona erdiği ve % 6.1 oranında düşüş yaşandığı görülüyor. Mayıs ayında da, ihracattaki daralma eğiliminin devam ettiği biliniyor. Mayıs ayına girilmiş olmasına rağmen, hâlen inşaat sektöründe beklenen hareketliliğin yaşanmamış olması, söz konusu olumsuzluğu açıkça ortaya koyuyor.

Bu açıdan bakıldığında, Standard and Poors’un, Avrupa ve dünya piyasalarındaki daralma sebebiyle, Türk ekonomisinde yol açacağı kırılganlığa ilişkin tespitlerinin, içerdiği tüm subjektifliklere ve diğer ülkelere kıyasla çifte standart sayılabilecek yaklaşımlara rağmen, bazı haklı yönlerinin de bulunduğu hususunun gözardı edilmemesi gerekiyor. Gerçekten de, Ocak-Şubat döneminde % 3 seviyesinde bulunan AB’ye yönelik demir çelik ürünleri ihracatımızdaki daralma, Mart ve Nisan aylarında, % 50 seviyelerine kadar derinleşmiş bulunuyor. AB ülkelerine ihracatımızdaki keskin daralmanın, diğer bölgelere yönelik ihracatla telâfi edilmesi amacıyla harcanan yoğun gayretlere rağmen, yılın ilk iki ayında % 14.3 seviyesinde bulunan toplam ihracattaki artışın, Nisan ayında % 6 seviyelerine kadar gerilediği gözleniyor. Benzer şekilde, yılın ilk çeyreğinde % 13.7 oranında artış gösteren ham çelik üretiminin de, Nisan ayında yavaşlama eğilimi içerisine girdiği biliniyor. Üretim ve ihracattaki daralma, Türkiye ekonomisini de olumsuz yönde etkileyecek unsurlar içeriyor.

üBu durumun devam etmemesi için, başta girdi maliyetleri olmak üzere, çok yönlü tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulurken, en temel girdilerden olan elektrik enerjisi fiyatlarına yapılan biriktirilmiş yüksek oranlı zamlar, tüm sektörlerin ve demir çelik sektörümüzün rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemiş bulunuyor. Diğer taraftan, Dahilde İşleme Rejimi uygulamasında karşılaşılan aykırılıklar da, tüm ikazlarımıza rağmen, bir türlü giderilmiyor. Bu durum, yassı ürünlerde rahatsızlık verici boyutlardaki ithalâtın, yurtiçindeki atıl kapasitelere rağmen sürdürülmesine imkân sağlıyor. 

Bugün geldiğimiz noktada, endişelerin ve negatif algıların gerçeğe dönüşmemesi için, tüm sanayi sektörlerinin ve özellikle çelik sektörümüzün yüksek kapasite kullanım oranları ile çalışmasını mümkün kılacak tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyuluyor.

Mevcut olumsuz global ekonomik koşullar ve çelik tüketiminde global düzeyde yaşanan yavaşlama da dikkate alınarak, sektörün üretim ve ihracat performansının arttırılabilmesini teminen,
• En azından yaz aylarında puant saatlerinin kısaltılması,
• Hafta sonlarında elektrik enerjisinin gece tarifesinden fiyatlandırılması,
• Çevre katkı payı uygulamasının kaldırılması,
• Dahilde İşleme Rejimi’nin yerli ürün tüketimini teşvik edecek bir çerçevede düzenlenmesi
gibi tedbirlerin, daha fazla geciktirilmeden uygulamaya aktarılmasına ihtiyaç duyuluyor.