Çelik Sektörümüz Hükûmet Programı’nın Uygulanmasını Bekliyor Tarih: 24 Kasım 2016

2015 yılı, çelik sektörü açısından kayıpların derinleştiği bir yıl oldu. Henüz tüm göstergeler netleşmemiş olsa da, ham çelik üretimi % 8 oranında düşüşle 31.5 milyon ton seviyelerinde kaldı. İhracat miktar yönünden % 6 civarında düşerken, ithalat % 40’ın üzerinde artış gösterdi. Üstelik tüm bu olumsuz gelişmeler, Türkiye’nin çelik tüketiminin % 12 civarında artış gösterdiği bir yılda gerçekleşti. Sektörün kapasite kullanım oranı % 62 seviyesine gerilerken, ithalattaki keskin artış nedeniyle, Türkiye’nin çelik ürünleri ihracatının ithalatı karşılama oranı, % 100’ün altına düştü ve Türkiye, çelik ürünlerinde net ithalatçı oldu. Artan yurt içi çelik tüketimi, daha fazla ithalat yapılarak karşılandı.

Çelik sektörümüzün yaşamakta olduğu sıkıntılar, ağırlıklı bir şekilde Çin’in artan kapasite ve arz fazlalığının yarattığı baskı nedeniyle, dampingli fiyatlarla dünya piyasalarına yönelmesinden ve almakta olduğu çok yönlü devlet yardımlarından da destek alarak, maliyetlerinin altında fiyatlarla yaptığı ihracatın, dünya genelinde fiyat seviyelerini önemli ölçüde düşürmesinden kaynaklandı. Çin’in uyguladığı son derece düşük fiyatlar, Türkiye’ye coğrafi açıdan oldukça yakın olan Rusya ve Ukrayna gibi büyük çelik ihracatçısı ülkelerdeki üreticilerin de, rekabet edebilmek için fiyatlarını indirmelerine neden oldu. Dünyada artan dampingli ve teşvikli çelik ihracatı, pek çok ülkeyi başta Çin olmak üzere, düşük fiyatlı ihracat yapan ülkelere karşı önlem almaya yöneltirken, dampingli ve devlet destekli çelik ihracatı hızla Türkiye gibi korumasız kalan açık piyasalara yöneldi. Türkiye’nin toplam çelik ithalatındaki % 40’ın üzerindeki artış, üretimi baskı altında tuttu ve bunun sonucunda, tüketimdeki hızlı artışa rağmen,  üretim önemli ölçüde geriledi.

Söz konusu çarpıcı göstergelere rağmen, 2016 yılı ithalat rejiminde, çelik sektörümüzün korunmasına yönelik bir değişiklik olmaması, sektörün yaşadığı sıkıntının yeterince algılanmadığını ortaya koyuyor. Yılın ilk 11 aylık döneminde, Çin’den yapılan çelik ithalatının % 264 oranında artışla, 2.73 milyon tona, Rusya’dan yapılan çelik ithalatının % 86 oranında artışla 4 milyon tona ulaşmış olması, Türkiye’nin hedef hâline geldiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor. Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ithalatının %38’ini oluşturan 6.7 milyon tonluk kısmının sadece 2 ülkeden yapılmış olduğunu gösteren veriler de bu tesbiti destekliyor. Bu kadar net bir tabloya rağmen, 2015 yılında uygulanan gümrük vergilerinin aynen muhafaza edilmesi, denge arayışlarının sektörün yaşadığı ciddi sıkıntıların göz ardı edilmesine yol açtığı intibaını veriyor.

Dahilde İşleme Rejimi konusunda adım atılmaması da, içerisinde bulunulan olumsuz şartları ağırlaştırıyor. Üstelik hafta sonu ve bayram tatillerinde gece tarifesi uygulanmasının talep edildiği ve sektörün bıçak sırtı marjlarda ayakta kalma mücadelesi verdiği bir dönemde, söz konusu taleplere olumlu cevap vermek yerine, Aralık 2015 faturalarına % 6 olarak ifade edilen ortalama zam oranına kıyasla, çelik sektörünün en yoğun kullandığı enerji tarifesi olan gece tarifesine % 16 gibi olağanüstü yüksek zam yapılmış olması, sektörde ciddi rahatsızlığa yol açmış bulunuyor.

Bugün geldiğimiz noktada, Türk çelik sektörü olarak atıl kapasitesi bile Türkiye’nin üretiminin 13 misline ulaşan ve almış olduğu devlet destekleri ile dünya çelik piyasalarını tahrip eden olağanüstü büyüklükteki Çin çelik sektörü yanında, Çinli üreticilerin etkisi ile benzer fiyat politikaları uygulayan Rusya ve Ukrayna çelik sektörleri karşısında savunmasız bırakılmış olmanın karamsarlığını yaşıyoruz.

Ekonomi yönetiminin, sektörün rekabet gücünü arttıracak tedbirler almak yerine, hiçbirşey yapmadan durumun kendiliğinden düzelmesini beklediği intibaını veren yaklaşımına rağmen, Hükûmetimizin açıkladığı programda yer alan “yurtiçi üretimi arttırma ve ithalata bağımlılığı azaltma perspektifi” ve 2016 Yılı Eylem Plânı’nın 158 Nolu Eyleminde ifadesini bulan “İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Programı” hedefleri ve vizyonunun gereği olan tedbirlerin alınacağına ilişkin beklentilerimiz devam ediyor. Hükûmet’in belirlediği hedeflerin ve oluşturduğu programın kağıt üzerinde bırakılmayacağını ve uygulamaya aktarılarak, çelik sektörümüzün ve bir bütün olarak Türk ekonomisinin gelişmesine destek sağlayacağını ümit ediyoruz.

Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter