Çelik Sektöründeki Gerilemenin Dibi Görünmüyor Tarih: 24 Kasım 2016

Dünya Çelik Derneği (worldsteel) tarafından yapılan son tahminler, 2014 yılında % 0.7 oranında artışla, 1 milyar 540 milyon tona yükselen dünya görünür nihai mamul tüketiminin, 2015 yılında % 1.3 oranında düşüşle, 1 milyar 513 milyon tona gerileyeceğine, 2016 yılında ise, % 0.7 oranında artışla, 1 milyar 523 milyon tona çıkacağına işaret ediyor.

Dünya ekonomilerindeki zayıf büyüme eğilimi, kriz sonrası global ekonomiyi karakterize eden zayıf yatırım ortamı, Çin’deki yavaşlamanın devam etmesi, finansal pazar türbülansları, pek çok bölgede yaşanmakta olan jeopolitik anlaşmazlıklar gibi unsurların çelik sektörünün global düzeyde vites küçültmesine neden olduğu gözleniyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomileri, yapısal iç sorunlar, Çin’deki yavaşlama ile ilişkili düşük emtia fiyatları, bazı ülkelerde tırmanan politik gerilimler gibi etkenlerden dolayı, 2012 yılından itibaren bozulma eğilimi gösteriyor ve potansiyellerinin altında bir performans sergiliyor.

Dünya ekonomilerindeki gelişmelerden farklı olarak, sahip olduğu ağırlık nedeniyle, Çin’deki yavaşlamanın çelik piyasalarındaki etkisi, daha derinden hissediliyor. Çin’de inşaat, otomotiv ve sanayi gibi temel tüketici sektörler sıkıntılı ve durgun bir dönemden geçiyor ve özellikle inşaat sektöründe beklenen % 7.4 oranındaki gerileme, Çin’in toplam çelik tüketimindeki yavaşlamanın temel sebebi olarak gösteriliyor.

2014 yılında Çin’in çelik tüketimi % 3.3 ile son 20 yıl içerisinde ilk kez gerilemiş bulunuyor. 2015 yılında, Çin ekonomisinin beklentilerden daha yüksek oranlarda yavaşlamaya devam ettiği gözleniyor. Ekonomide hızlı bir ivmelenmenin beklenmediği Çin’de çelik tüketiminin, bu yıl % 3.5 oranında ilave daralma göstereceği ve 2016 yılında da daralmanın % 2 ile devam edeceği tahmin ediliyor. Çin hariç tutulduğunda, dünya çelik tüketiminin 2015 yılında % 0.1 oranında azalacağının, 2016 yılında ise % 3.2 oranında artacağının öngörülmesi, Çin haricinde kalan bölgelerin nispeten daha iyi  bir görünüme sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Yılın ilk 7 aylık döneminde Çin’in görünür ham çelik tüketimi, % 5.2 oranında düşüşle, 419 milyon ton seviyesinde kalmış bulunuyor. İç talebi azalan Çin’in, ihraç pazarlarını can yeleği gibi gördüğü ve tarihin en düşük fiyatları ile tüm gücüyle ihraç pazarlarına yöneldiği anlaşılıyor. Ocak-Temmuz döneminde Çin’in ihracatının % 27 oranında artışla, 62 milyon, net çelik ihracatının ise % 34 oranında artışla, 54 milyon tona ulaştığı gözleniyor.

Ağırlıklı bölümü Çin’de olmak üzere, dünya genelindeki kronik kapasite fazlalığı probleminin kısa ve orta vadede çözülmesinin mümkün olmadığı hususu da dikkate alındığında, Çin’in çelik tüketimindeki daralmanın 2016 yılında da devam edeceğine ilişkin beklentiler,  Çinli üreticilerin arz fazlası üretimlerini ihraç pazarlarına göndermeye ve yıkıcı fiyat uygulamalarını önümüzdeki yıl da sürdürmeye devam edecekleri şeklinde yorumlanıyor.

Başta Çin olmak üzere, dünya çelik piyasalarında çelik talebinin azalma eğilimi göstermesi ve bu durumun piyasalar üzerindeki kapasite/arz fazlalığı sorununu daha da şiddetlendirmesi, dünya genelinde korumacı tedbirleri tetiklemiş bulunuyor. Son bir aylık dönem içerisinde pek çok ülkenin, sıcak haddelenmiş sac ürünleri başta olmak üzere, ithal çelik ürünlerine karşı koruma duvarlarını yükselttikleri görülüyor. Son bir ayda, Hindistan’ın sıcak haddelenmiş sac ithalatına karşı % 20 oranında vergi uygulamaya başladığı, Kanada’nın Rusya ve Hindistan menşeli levha ithalatına karşı anti-damping vergisini uygulamaya aktardığı, ABD, Meksika, Tayvan ve Malezya gibi ülkelerin de yeni soruşturmalar açma ve mevcut vergi uygulamalarını sürdürme yönündeki çalışmalarını hızlandırdıkları gözleniyor. Ayrıca ABD’nin, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 7 ülkeden yapılan sıcak haddelenmiş sac ithalatına karşı soruşturma başlattığı da biliniyor. Dünya genelinde ihracatın zorlaşmasına, rekabetin artmasına ve hammadde fiyatlarındaki hızlı düşüşün  de tesiriyle fiyatların olağanüstü seviyelere gerilemesine neden olan bu gelişmeler, iç talebin değerlendirilebilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymuş bulunuyor.

Tüm bu olumsuzlukların, yılın ilk 8 aylık döneminde, yurtiçi çelik tüketimindeki % 14’lük artışa rağmen, ham çelik üretiminin % 7; ihracatının ise miktar açısından % 8.3, değer açısından % 22 oranında gerilemesi sonucunu doğurduğu anlaşılıyor. Sözkonusu veriler, ihraç satışlarındaki kayıplara ilave olarak, Türk çelik sektörünün % 14 oranında artış gösteren iç talepten de yararlanamadığını, çelik tüketimimizdeki artışın ithal çelik ile karşılandığını ortaya koyuyor. 
Son gelişmeler çerçevesinde, mevcut olumsuz piyasa koşullarının kısa vadede sona ermesinin beklenmediği, aksine dünyanın dört bir yanında, çelik ürünlerine karşı birbiri ardına alınan önlemlerin, yeterince korunmayan Türk çelik piyasasını hedef haline getirdiği hususu da dikkate alınarak, dünya çelik sektöründeki çok yönlü gerilemenin dibinin görünmediği bir dönemde, dampingli ve devlet destekli ithal ürün girişine karşı önlem çalışmalarının hızlandırılmasına ihtiyaç duyuluyor.

Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter