DÇÜD Aylık Demir Çelik Sektörü Değerlendirmesi Tarih: 24 Kasım 2016

Kriz sonrasında global ekonomide gözlenen toparlanma eğilimi, 2011 yılının sonlarından itibaren, Avrupa Birliği’nde ortaya çıkan borç krizinin de katkısıyla, ivme kaybetmeye başladı. Ekonomilerdeki durgunluğa paralel olarak, 2011 yılının son çeyreğinden itibaren global çelik üretimi ve tüketimindeki artış hızı yavaşlama eğilimini sürdürüyor. Son 10 yılda dünya çelik üretim ve tüketiminin itici gücü konumunda bulunan Asya’da da benzer durgunluk eğiliminin gözlenmesi, dünya çelik piyasasının içerisinde bulunduğu durumun önemini arttırıyor.

Avrupa’da son aylarda, yılın ikinci yarısına ilişkin toparlanma beklentilerinin, yeniden negatife dönmeye başladığı ve iyileşme tahminlerinin 2013 yılına ertelendiği görülüyor. Asya’daki durgunluğun yanında, en büyük ihraç pazarımız konumunda bulunan Orta Doğu, Körfez ve Kuzey Afrika ülkelerinde de sosyal ve politik karışıklıkların tam olarak giderilmemiş olması, bölgeye yönelik ihracatımızın, geçtiğimiz yılların kayıplarını telafi etmesini engelliyor.

2012 yılının ilk 4 aylık döneminde, Türkiye’nin toplam demir çelik ürünleri ihracatı % 4.7 oranında artışla, 6.6 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Yarı mamul ihracatındaki % 16.7 ve yassı mamul ihracatındaki % 25.9 oranındaki daralmaya rağmen, uzun ürün ihracatında sağlanan % 16 oranındaki artışın yanında, boru ve diğer demir çelik ürünleri ihracatının yükselmesi sayesinde, toplam ihracat artış eğilimini sürdürdü. Bölgeler itibariyle, en keskin düşüş, % 42 oranında (630.000 ton) gerileme ile, AB’ye yönelik demir çelik ürünleri ihracatında gözlendi. AB ekonomisindeki olumsuzluklara paralel olarak, AB’ye yönelik demir çelik ürünleri ihracatımızda keskin düşüş yaşanırken, ekonomik toparlanma anlamında daha iyi bir performans gösteren ABD ile politik/sosyal problemleri belirli ölçüde dengeleyerek, kısmi istikrarın tesis edildiği Kuzey Afrika bölgesine yönelik ihracatımız ise, sırasıyla % 94 ve % 45 civarında artış sağladı. Orta Doğu bölgesine yönelik ihracatımızdaki yükselişin % 2.7 gibi sınırlı bir seviyede kalmış olması, bölgenin tüketiminde yeterince canlanma yaşanmadığını ortaya koydu. Genellikle inşaat sektörü tarafından tüketilmekte olan uzun ürünlerin ihracatında, Şubat ve Mart aylarında yakalanan yüksek oranlı artış, yavaşlamaya dönüştü.

Aynı dönemde, Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ithalatı % 3.6 oranında düşüşle,  3.6 milyon ton seviyesinde kaldı. Yassı ürün ithalatındaki azalma, toplam çelik ithalatındaki düşüşte en önemli rolü oynadı. 5.7 milyar dolar tutarında demir çelik ürünleri ihracatı ve 3.5 milyar dolar tutarında ithalatın yapıldığı Ocak-Nisan döneminde,  ihracatın ithalatı karşılama oranı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla, % 137’den % 161’e yükseldi.

Geçici İMMİB verilerine göre, Mayıs ayında artış eğilimini sürdüren Türkiye’nin çelik ihracatı, Ocak-Mayıs döneminde 7.2 milyar dolar ile, Türkiye’nin toplam ihracatından % 12.1 oranında pay aldı. Bu yönüyle, Ocak-Mayıs döneminde, sanayi sektörleri arasında otomotivin ardından en fazla ihracat yapan ikinci sektör oldu ve ikinci sıradaki konumunu güçlendirdi.
Geçici verilere göre, yılın ilk 5 aylık döneminde, Türkiye’nin inşaat sektörü tarafından tüketilmekte olan demir çelik ürünleri ihracatı, miktar bakımından % 16.4 oranında artışla, 5.5 milyon tona, değer bakımından ise, % 14.7 oranında artışla, 4.2 milyar dolara ulaştı. Ocak-Mayıs döneminde, inşaat sektörü tarafından tüketilmekte olan demir çelik ürünlerinin toplam demir çelik ihracatı içerisindeki payı ise, % 59 seviyesinde gerçekleşti.

Yılın ilk 4 aylık döneminde, Türkiye’nin toplam çelik ürünleri tüketimi % 9.8 oranında artışla, 9.2 milyon ton seviyesine yükseldi. Sözkonusu artışta en önemli rolü, büyük ölçüde inşaat sektörü tarafından tüketilmekte olan uzun ürünlerin tüketiminde gözlenen % 16.1 oranındaki yükseliş oynadı.

Türkiye’nin ham çelik üretim miktarı da, piyasalardaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Yılbaşından bu yana inişli çıkışlı bir seyir izleyen ham çelik üretimi, Mayıs ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla % 6.6; bir önceki aya kıyasla ise % 6.8 oranında artışla, 3 milyon 81 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Ocak ayında % 14.4 seviyesinde bulunan üretim artışı ise, sonraki aylarda kademeli bir şekilde yavaşlayarak, Ocak-Mayıs dönemi itibariyle % 10.4 seviyesine geriledi. Yılın ilk 5 aylık döneminde gerçekleştirilen üretim artışının % 93 oranındaki kısmının uzun ürünlerin ara mamulü konumunda bulunan kütük üretiminde yaşanması, özellikle sanayi tarafından tüketilmekte olan yassı çeliklerde, kapasitenin artmasına rağmen, üretim artışının sınırlı düzeyde kalması, piyasaların yeterince canlı olmadığını ortaya koyuyor.