DÜNYA ÇELİK SEKTÖRÜNDE DENGELENME ZAMAN ALACAK Tarih: 18 Aralık 2016

Dünya Çelik Derneği Ekonomi Komitesi ve OECD Çelik Komitesi Toplantıları Eylül ayı başında gerçekleştirildi. Global çelik sektöründeki ve piyasalarındaki son gelişmelerin ele alındığı toplantılarda, dünya çelik tüketiminin, Çin’deki gerilemeye rağmen, bilhassa gelişmekte olan ülkelerin pozitif katkılarıyla artmaya devam ettiği,  ancak yılsonu itibariyle bu artışın geçmiş yıllara kıyasla daha düşük oranda kalmasının beklendiği, gelişmekte olan ülkelerin çelik tüketimlerindeki büyümenin ise, otomotiv sektöründeki canlılığa rağmen son dönemde yavaşlama eğilimi gösterdiği, çelik üretiminin ise, daha mütevazi oranlarda artış trendi içerisinde olduğu sonuçlarına ulaşıldı. 
OECD Çelik Komitesi Toplantısında, dünya genelinde hakim olan zayıf talep koşulları ve daha yoğun ihracat gayretlerinin, ticari davaların sayısının artması sonucunu doğurduğuna ve devreye alınan ticari korunma önlemlerinin bazı ülkelerin ithalatı üzerinde önemli bir etki yarattığına dikkat çekildi. Örneğin, ithalatı sınırlandırmaya yönelik önlemler sayesinde, Ocak-Mayıs 2016 döneminde, NAFTA’nın çelik ithalatının % 32, Güney Amerika’nın ithalatının % 18 oranında düşüş gösterdiğine vurgu yapıldı. 
Son yıllarda, dünya çelik sektöründeki dengeleri önemli ölçüde etkileyen Çin’in çelik tüketimindeki hızlı yavaşlama sonrasında, üretiminin aynı ölçüde sınırlandırılamamış olmasının yarattığı sıkıntılar halen devam ediyor. 2016 yılında, özellikle yılın ikinci çeyreğinden sonra fiyatların kısmen toparlanmaya başlamasının da etkisiyle,  Çin’in çelik üretimindeki düşüş yavaşlama eğilimi gösteriyor. 
2016-2018 döneminde, OECD ekonomilerinin kapasitesinin sabit kalması beklenirken, global çelik üretim kapasitesinin 58 milyon ton artışla, 2 milyar 426 milyon tona ulaşacağı öngörülüyor. OECD verilerine göre, 2007 yılında 250 milyon ton seviyesinde bulunan dünya çelik sektöründeki kapasite fazlalığı, 2016 yılı itibariyle 720 milyon ton civarında seyrediyor. 
Çin Halk Cumhuriyeti’nin, dünya genelinde kendisine karşı yüksek perdeden dile getirilen tepkileri dikkate alarak, atıl kapasiteleri tasfiye etme yönünde politika izleme gayreti içerisinde olduğu gözleniyor. Bunu yaparken de, çevre konusunda mevzuatı katı bir şekilde uygulama yolunu seçerek etkin olmayan kapasitelerin tasfiyesi ile ilgili somut sonuçlar elde etmeyi planladığı görülüyor. 
Diğer taraftan da, Çin’in piyasalardan mevzi olarak çekilmesinin fiyatlarda sağladığı toparlanma sayesinde, “zombi kuruluşlar” olarak adlandırılan rekabet edemeyen ve kapatılmış sayılan tesislerin yeniden üretime başlama gayretleri içerisine girdikleri gözleniyor. Çin’de kalıcı kapasite kapanmalarının sağlanabilmesi için, fiyatlar yükseldiğinde üretime başlayan, düştüğünde üretimini durduran tesislerin tamamen sökülmesi ve bu döngünün kırılması gerekiyor. Dolayısıyla, dünya çelik sektöründeki dengelenmenin zaman alacağı değerlendiriliyor. Ancak er yada geç bu dengenin sağlanabilmesi için, OECD Çelik Komitesi Hükümetlere, yeni kapasitelerin oluşturulmasına destek verilmemesi konusunda sürekli tavsiyelerde bulunuyor. 
Dünya çelik sektöründeki fazla kapasite sorununun ve bunun yol açtığı keskin korumacı yaklaşımların kısa sürede sonuçlanmasının mümkün olmadığı hususu dikkate alınarak, başta AB olmak üzere, diğer bütün ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de en azından kendi iç tüketimini yurtiçi üretim ile destekleyecek ve dampingli fiyatlarla iç piyasayı bozucu nitelikteki uygulamaların önüne geçecek tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyuluyor.