Aylık Değerlendirme – Aralık 2012 Tarih: 24 November 2016

Türkiye’nin ham çelik üretiminin, Ekim ayında, kurban bayramı tatili ve ihraç pazarlardaki yavaşlamanın da etkisi ile, 2012 yılının Şubat ayının ardından en düşük seviyesi olan 2.87 milyon ton seviyesine gerilemesinin ardından, Kasım ayında, Ekim ayındaki seviyesine kıyasla % 3.9 oranında artışla, 2.98 milyon tona yükselmiştir. Ekim ayına kıyasla yükselişe rağmen, Kasım ayı ham çelik üretiminin, 11 aylık dönem ortalamasının altında kalması, üretimdeki yavaşlama eğiliminin devam ettiğini ortaya koymaktadır. Yılın ilk yarısında % 9.3 olan ham çelik üretimindeki artışın, Ocak-Kasım döneminde % 6.5’e gerilemiş olması da, son aylardaki durgunluğu teyid etmektedir. Ocak-Kasım döneminde % 6.5 oranında artışla, 33.02 milyon tona ulaşan ham çelik üretiminin, yılı % 5.6 civarında artışla 36 milyon ton seviyesinde kapatması beklenmektedir.

Özellikle yassı ürünlerin ara mamulü konumunda bulunan slab üretiminin kapasitedeki artışa rağmen geçen yılın altında kalması, sektörün toplam çelik üretim performansını da düşürmektedir. Slab üretiminin gerilemesinde ve kapasite kullanım oranının % 55 seviyelerinde seyretmesinde, üretim maliyetlerinin yükselmesine karşılık, mamul fiyatlarının gerilemesinin kâr marjlarını daraltarak, sektörün rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemesi ve özellikle çok yönlü devlet destekleri ile üretimlerini yapan ülkelerdeki çelik üreticilerinden ithalatın sınırlandırılmamış olması etkili olmaktadır.

Buna rağmen, Türkiye, en büyük 15 çelik üreticisi ülke arasında, üretimini en hızlı arttıran ikinci ülke konumunda bulunmaktadır. Yıl sonu itibariyle sektörün toplam ham çelik üretiminin 36 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

Türkiye’nin çelik tüketimindeki artış eğilimi de, üretime paralel olarak yavaşlayarak da olsa devam etmektedir. Ocak-Eylül döneminde % 6.7 seviyesinde bulunan Türkiye’nin çelik tüketimindeki artış, Ekim ayında tüketimin % 10 oranında gerilemesi nedeniyle, Ocak-Ekim döneminde % 4.9 seviyesine gerilemiştir. Ancak son aylarda gözlenen yavaşlama eğilimine rağmen, 2011 yılında 26.9 milyon ton olan Türkiye’nin çelik ürünleri tüketiminin, 2012 yılının tamamında 28.5 milyon ton seviyesine ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Yassı ürün ihracatındaki % 30 oranındaki daralmaya rağmen, Ocak-Ekim döneminde, çelik sektörünün toplam çelik ürünleri ihracatı, miktar açısından % 10.8 oranında artışla, 16.96 milyon tona, değer açısından ise, % 3.9 oranında artışla, 14.33 milyar dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde, ağırlıklı bir şekilde yarı mamullerden kaynaklanmak üzere, Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ithalatı, miktar açısından % 7 oranında artışla, 9.7 milyon tona ulaşırken, değer açısından % 7.3 oranında düşüşle, 9.3 milyar dolara gerilemiştir. Bu sayede, çelik ürünleri ihracatının ithalatı karşılama oranı, geçen yılın ilk 10 aylık dönemindeki, % 137’den % 154’e yükselmiştir. Geçici verilere göre, Kasım ayında toplam demir çelik ürünleri ihracatının % 15 oranında artması, hem ihracattaki yükselişin devam ettiğini, hem de iç piyasadaki daralma eğiliminin ihracatla aşıldığını ortaya koymaktadır.

Sektörün, kriz kaynaklı durgunluğun devam ettiği AB ve bölgedeki arz fazlalığı nedeniyle ihracat yapmanın zorlaştığı Uzak Doğu’ya yönelik ihracatı keskin bir şekilde daralırken, diğer bölgelerde elde edilen ihracat artışı sayesinde ihracat artışı sürdürülebilmiştir.  Özellikle AB’ye yönelik çelik ihracatı % 39 oranında azalırken, AB’den yapılan ithalatın % 17.3 oranında artış göstermesi, AB ile demir çelik ürünlerindeki dış ticaret açığımızın, % 110 oranında artışla, 952 milyon dolardan, 2 milyar doların üzerine çıkmıştır. Bu durum, özellikle son yıllarda AB’nin Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) Anlaşması çerçevesinde sağladığı vergisiz ihracat imkânını, Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalanan diğer tüm ülkelere de tanımış olmasının da etkisiyle, AKÇT anlaşmasının Türk çelik sektörünün aleyhine gelişmeye başlamasından kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin de AB’nin STA imzaladığı ülkeler ile süratle STA imzalamasına ve AKÇT’nin sektörün gelişmesini sınırlandıran hükümlerinin sektörün ihtiyaçları doğrultusunda revize edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.