Türk Çelik Sektörünün Yeniden Yapılandırılmasında Devlet Desteğine İhtiyaç Duyuluyor Tarih: 24 November 2016

Ekim ayında, Türkiye’nin ham çelik üretimi, son üç ayın düşük seviyelerinden sıyrılarak, yeniden artış eğilimine girdi. Benzer şekilde ihracattaki miktar açısından gerileme de, önemli ölçüde yavaşladı.
Aslında hurda ile cevher arasındaki makasın daralmasının, Türkiye’nin çelik üretimi ve ihracatı üzerinde pozitif etki yaratması bekleniyordu. Bu durumun ne kadar kalıcı olacağı, cevher ve hurda fiyatları arasındaki denge yanında, Çinli üreticilerin agresif fiyat politikalarının devam edip etmeyeceğine ve Çin’in ihracatına karşı dünya ve Türkiye tarafından alınacak önlemlere bağlı gibi görünüyor. Esasen dünyada Çin menşeli çelik ürünlerine karşı alınan önlemler arttıkça, Türkiye’nin de, kendi pazarına yoğunlaşmaları sınırlandırabilmek için önlem alma ihtiyacı daha acil ve önemli bir hal alıyor.
Diğer taraftan Çinli üreticilerin, son zamanlarda arka arkaya mali sıkıntılar içerisine girmeye başladıkları, hatta tesis kapanmalarının başladığı yönündeki haberler, Çinli üreticilerin maliyetlerinin altındaki satışlarının, kamu kesimi tarafından sübvansiye edilmesinin orta ve uzun vadede sürdürülebilir olmadığını ortaya koyuyor.  Ancak bu durum dünya ve Türk çelik sektörünü şimdiden ciddi ölçüde tahrip etmiş bulunuyor. Bu açıdan, Çin’de yeni dengelerin oluşabilmesi için, uzun yıllar gerektirecek sürecin beklenmesi mümkün görülmüyor.
Ekim ayı göstergeleri, Türkiye’nin iç dinamikleri ile yeniden piyasalara girmeye başladığına işaret etse de, bu durumun devamlılığı hammadde maliyetlerinin seyri yanında, Çinli üreticilerin agresif fiyatlandırma politikalarını sürdürüp sürdürmeyecekleri ve dünyanın buna karşı alacağı önlemlerin yaratacağı global etkilere de bağlı bulunuyor. Ancak bunlar, mevcut sorunun aşılmasına yönelik kısa vadeli bir bakış açısını ifade ediyor. Orta ve uzun vadede, Türkiye’de yerleşik çelik üreticilerinin gerek ürün çeşitlendirmesine ve gerekse hurda ile demir cevheri arasında geçişi mümkün kılacak girdi çeşitlendirmesine gitmesine ihtiyaç duyuluyor. Esasen Kasım ayının sonlarında, hurda fiyatları 180-190 $/ton seviyelerinde seyrederken, demir cevheri fiyatlarının 43 $/ton seviyesine kadar gerilemesi, hammadde fiyatlarındaki dalgalanmaların Türk çelik sektörünün rekabet gücünü etkilemeye devam ettiğini ve kısa vadeli çözümlerin kalıcı sonuçlar vermeyeceğini gösteriyor.
Sektörün ürün ve girdi çeşitlendirmesine yönelik olarak yapmak istediği yatırımlarda temel sorun, çelik üreticisi kuruluşların tesislerinin bulunduğu yerlerde yeni tesisler kurulmasını zorlaştıran fiziki sınırlar yanında, kârlılığın yakalanmasında dahi güçlük çekilen bir durumda, ciddi yükler getirecek ilave maliyetlere katlanılamayacak olması şeklinde ortaya çıkıyor. Yatırımları zorlaştıran her türlü vergi ve fon uygulamalarının devam etmesi de, çelik üreticilerinin yatırım yapmasını güçleştiriyor. Sektörün, dünyada devam etmekte olan mevcut çalkantılı dönemde, orta ve uzun vadede hem üretilen ürünlerin, hem de üretimde kullanılan girdilerin çeşitliği açısından daha sürdürülebilir bir üretim altyapısı kurmak için yaptığı yatırımlarda, doğrudan devlet yardımları olmasa bile, vergi yüklerinin âcilen kaldırılmasına ihtiyaç duyuluyor.
Çelik sektörünün, ilk kez geçtiğimiz yıl Haziran ayında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Fikri Işık başkanlığında yapılan “Türk Çelik Sektörü, Üretim Yöntemleri  ve Teknolojik Yapılanmasının Rekabet Edebilirliğe Etkisi” konulu çalıştayın bir sonucu olarak ortaya çıkan, “elektrik ark ocaklı tesislerin sıcak metal ile desteklenmesine yönelik teknolojilere geçişin mümkün kılınmasını sağlayacak çalışmaların yürütülmesi” hususunda atılan adımlar sonuç vermeye başlamış bulunuyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Fikri Işık’ın 64. Hükümette de görevini sürdürüyor olması, bu konuda başlatılan çalışmalardan daha süratli bir şekilde sonuç alınabileceği yönündeki beklentilerimizi güçlendiriyor.
Bu aşamada,  mevcut tesislerin modernize edilmesi ya da ilave destek tesisleri yapılması yoluyla, ek birtakım rekabet avantajları sağlanması mümkün görünüyor. Çelik sektörü bu amaçla yatırımlarını somutlaştırma yönündeki gayretlerini sürdürürken, Devletimizin AKÇT ile gerekli görüşmeleri yaparak, bu tür yatırımların üzerindeki her türlü vergi yükünü kaldıracak bir çerçeveyi acilen oluşturmasına ihtiyaç duyuluyor. AKÇT ile aramızdaki hiçbir şekilde lehimize işlemeyen Serbest Ticaret Anlaşması’nın, ciddi bir şekilde gözden geçirilmesi pahasına, bu konunun mutlaka çözüme kavuşturulması gerekiyor.

Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter