Hurda İthalatı Türkiye’nin Dış Ticaretinin Kara Deliği Mi? Tarih: 24 Kasım 2016

Son yıllarda, Türkiye’nin hurda ithalatı, çelik üretimine paralel bir artış göstererek, 2012 yılında 22.4 milyon ton ile en yüksek seviyesine ulaştı. Değer açısından ise, fiyatlardaki dalgalanmalara bağlı olarak, hurda ithalatına yapılan en yüksek yıllık ödeme, 2011 yılında 9.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu durum, bazı Bakanlarımız da dahil olmak üzere, hurda ithalatının Türkiye’nin dış ticaretindeki en büyük kara deliklerden birisi olduğu yönünde söylemlerin geliştirilmesine neden oldu. Sathi bir değerlendirme ile, ilk bakışta toplam ithalat içerisindeki % 3.2 oranındaki payı ile, hurda ithalatının dış ticaret açığında önemli bir payı olduğu söylenebilse bile, detaylara inildiğinde, durumun öyle olmadığı görülüyor.

2013 yılında, çelik sektörümüz 19.7 milyon tonu ithal ve 10.7 milyon tonu iç piyasadan toplanan hurda olmak üzere, 30.4 milyon ton hurda tüketmiş bulunuyor. 2013 yılında gerçekleştirilen çelik üretiminin, 17 milyon tonluk bölümünün iç piyasaya, 19 milyon tonluk bölümünün de ihraç piyasalara gönderildiği biliniyor. Yurtiçi tüketime yönelik üretilen çelik ürünleri sayesinde sağlanan ithal ikamesi bile, 2013 yılı için hurda ithalatına ödenen dövizin oldukça üzerinde bir tutarı ifade ediyor. Ayrıca, çelik ürünlerinin ihracatından elde edilen döviz gelirleri yanında, otomotiv, makine, beyaz eşya gibi çelik tüketicisi sektörlerin ürünleri içerisinde ihraç edilen 5.4 milyon ton çeliğin ihracatından elde edilen döviz gelirlerini de hurda ithalatı sayesinde elde edilen bir artı değer olarak kaydetmek gerekiyor.

Çelik ürünleri, otomotiv, metal ürünler, elektrikli ekipmanlar, ev aletleri gibi sektörlerin üretimi içerisinde de yüksek miktarlarda ihraç ediliyor. Dünya Çelik Derneği’nin 2012 yılı verilerine göre Türkiye, 1.8 milyon tonu metal eşya, 1.7 milyon tonu otomotiv, 1.1 milyon tonu makine, 0.5 milyon tonu ev aletleri, 0.14 milyon tonu ulaşım sektörü olmak üzere, toplam 5.5 milyon ton seviyesinde dolaylı çelik ihracatı gerçekleştirmiş bulunuyor. Sözkonusu veriler, çelik sektörünün çelik tüketicisi sanayi kollarının üretim ve ihracatının büyümesine verdiği desteği de net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu yönü ile,  hurda ithalatı çarpan katsayısı yüksek olan ve artı değer yaratan bir girdi mahiyetini taşıyor. Hurda ithalatının, Türkiye’nin dış ticaret açığına olumsuz etki yapmadığı hususu tersinden bir değerlendirme ile de gözlenebiliyor. 2013 yılında Türkiye’nin hurda ithalatı miktar açısından %12 oranında düşüşle, 19.7 milyon ton; değer açısından ise, %20.3 oranında düşüşle, 7.5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş bulunuyor. Yurtiçi hurda arzındaki % 7.4’lük artışa rağmen, hurda ithalat değerinin 1.9 milyar dolar tutarında düşmesinin, ihracatımıza 1.35 milyar dolar düşüş; ithalatımıza ise, 1.6 milyar dolar artış, başka bir ifade ile 3 milyar dolar tutarında döviz kaybı olarak yansıdığı anlaşılıyor.

Son 3 yıldan bu yana hurda ithalatının düşüş eğiliminde olması, çelik ürünlerinde dış ticaret fazlalığının artmasına hizmet etmiyor. Tersine, dış ticaret açığının büyümesine neden oluyor. 2013 yılında Türkiye’nin net ihracatının, miktar bazında 8.4 milyon tondan, 4.1 milyon tona, değer açısından ise 5.9 milyar dolardan, 3.0 milyar dolara gerilediği gözleniyor. Çelik sektörünün, 2013 yılında 1.9 milyar dolar tutarında daha az hurda ithal etmesi, net ihracatına 2.9 milyar dolar düşüş şeklinde yansımış bulunuyor. Yurtiçinden tedarik edilen ilave 700.000 tonluk hurda da dikkate alındığında, hurda ithalatındaki düşüşün, dış ticaret açığı üzerindeki etkisinin 3.5 milyar dolar seviyesine ulaştığı anlaşılıyor. Başka bir ifade ile, hurda ithalatındaki değer cinsinden bir birim gerileme, dış ticaret üzerinde, ihracat, ithalat veya ithal ikamesi yolu ile, iki birimlik kaybı ifade ediyor. Bu açıdan, hurda ithalatının büyüklüğünün ‘kara delik’ olarak ifade edilmesi, resmin bütününü görmeyen sathi bir değerlendirme olmaktan öteye geçemiyor.

Hiç şüphesiz, hurda ithalatındaki artışın ekonomi açısından sağlıklı bir durum olduğunun ifade edilmesi, yurtiçinde toplanan hurda miktarının arttırılmasını ve buna ek olarak, hurdaya alternatif girdilerden demir cevherinin zenginleştirilmesi, DRI/HBI üretilmesi konusundaki faaliyetlerin ve gayretlerin göz ardı edilmesi anlamına gelmiyor. Çelik sektörümüz, yurtiçinden girdi tedariğine büyük önem veriyor. Ancak, hurdayı ikame edebilecek sözkonusu girdilerin mevcut enerji fiyatları ile rekabetçi maliyetlerle üretilmesinde güçlüklerle karşılaşıldığı biliniyor. Ekonomi Bakanlığımızın, bu opsiyonları değerlendirmeye yönelik teşvik girişimleri de olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Özetle ifade etmek gerekirse, çelik sektörümüzün, yurtiçinden tedarik edilebilecek hurdanın tamamını kullandığı  hususu da dikkate alınarak, daha fazla hurda ithal etmesi bir zaaf değil, tam tersine, çelik sektörünün rekabet gücünün  yerinde olduğunu gösteren ve ekonominin gelişmesine güç katan önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Hurda ithalatı düştükçe, çelik sektörünün daha az üretim yapmasına paralel olarak dış ticaret açığı, hurda ithalatındaki düşüşten iki misli civarında daha fazla büyüyor. Çelik sektörünün hurda ithalatı sayesinde, ürettiği katma değerin göz ardı edilmemesi, ekonomideki hızlı gelişmenin sürdürülmesi açısından hayati önem taşıyor.