Şubat Ayında Çelik Üretimine Elektrik Enerjisi Freni Tarih: 24 Kasım 2016

Türkiye’nin ham çelik üretimi, 2011 yılında devreye giren yeni kapasitelerin de etkisiyle, istikrarlı bir şekilde yükseldi. Aralık ayında gerçekleştirilen 3.11 milyon ton ile, Türk çelik sektörünün en yüksek aylık üretim miktarına ulaşıldı.

Aralık ayında ulaşılan rekor üretimin ardından, Ocak ayında, artış eğilimini sürdüren ham çelik üretimimiz sayesinde, çelik sektörümüz iki basamak birden yükselip,  dünyanın en fazla ham çelik üreten 8. çelik endüstrisi konumunu elde etti. Ancak son aylarda çelik üretimimizde gözlenen güçlenme eğilimi, Şubat ayında elektrik enerjisi engeline takıldı.

Şubat ayında, toplam ham çelik üretimi, Ocak ayındaki 3 milyon 135 bin ton seviyesinden, % 11.9 oranında (373.000 ton) düşüşle, 2 milyon 762 bin ton seviyesine geriledi. Ocak ayındaki seviyesine kıyasla, üretimdeki keskin düşüş, Şubat ayının 2 gün kısa olmasından da etkilenmekle birlikte, en önemli etken, Şubat ayının ilk yarısında yoğun bir şekilde yaşanan elektrik enerjisi kesintilerinin, üretimi aksatması oldu. Enerji kesintileri nedeniyle, çelik sektörümüz, zorunlu olarak üretimine ara vermek durumunda bırakıldı. Şubat ayında, elektrik ark ocaklı tesislerdeki üretim düşüşü % 14 seviyesinde gerçekleşirken, entegre tesislerin üretimindeki düşüş % 5.6 seviyesinde kaldı.

 Elektrik enerjisi arzında yaşanan sıkıntıların, yeni bir durum olmadığı biliniyor. Son 7-8 yıldan bu yana, yaz aylarında yoğun klima kullanımı, kış aylarında da doğalgaz arzındaki aksaklıklardan kaynaklanan elektrik enerjisi yetersizliği, demir çelik üreticisi kuruluşların üretimleri kesintiye uğratılarak giderilmeye çalışılıyor. Bu durum, ilk yıl için anlaşılır olmakla birlikte, sonraki yıllarda gerekli tedbirlerin alınmamış olması anlaşılamıyor. Aynı problemlerin her yıl tekrar etmesi, gerek kamu kesiminde, gerekse reel sektörde çok ciddi sıkıntılara yol açıyor.

Gazetelere yansıyan haberlere göre, elektrik enerjisi arzının yetersiz kaldığı dönemlerde, piyasadan alınan elektrik enerjisi fiyatları, 20 kuruş seviyelerinden, 2 liraya kadar çıkmış bulunuyor. Bu durum, kamu kesiminde milyonlarca dolar zarara neden oluyor. Örnek vermek gerekirse, sadece 13 Şubat 2012 tarihinde, aşırı soğuklar nedeniyle fiyatların yükselmesi sonucunda, yüksek fiyattan 42 milyon liralık elektrik satıldığı ifade ediliyor.

Diğer taraftan, ihracata dayalı üretim yapan ve önemli bir bölümünün, limanlarda gemileri bekleyen tesislerimizde meydana gelen programsız duruşlar, sabit maliyetler ve duruş sebebiyle ortaya çıkan maliyetler yanında, gemilere ödenen demoraj nedeniyle de, ciddi zararlara yol açmış bulunuyor. Yıllardır elektrik enerjisi sıkıntısının yaşandığı durumlarda, ilk akla gelen sektörün çelik sektörü olması, kesintilerin makûl bir süreden önce değil, birkaç saat önce programsız yapılması, zararı arttırıyor. Enerji bürokrasisinin kesinti konusunda makul dengelerin oluşturulması için gösterdiği olağanüstü çaba takdir edilmekle birlikte, bu durum zarar gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

Üretimi ve ihracatı olumsuz yönde etkileyen, sadece üretici kuruluşlara değil, enerji piyasasında oluşan yüksek maliyetler nedeniyle, kamu kesimine de ciddi zararlar veren ve tüm bunların ötesinde, ekonomik gelişme bakımından ciddi başarılara imza atan Türkiye’yi, elektrik enerjisi konusunda gerekli dengeleri oluşturamayan, zor durumları aşabilmek için, üretim faaliyetlerini durdurma kolaycılığına başvuran, zaaf içerisinde bir Ülke konumuna sokan bu durum, Türkiye’ye yakışmıyor.

Benzer durumların bir daha yaşanmaması için, başta doğalgaz depolama tesislerinin bitirilmesi olmak üzere, alternatif tedbirlerin süratle alınmasına ihtiyaç duyuluyor.