Türkiye Demir Çelikte 1’e 3 Kazanıyor Tarih: 24 Kasım 2016

Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, Türkiye’nin, yılda 9 milyar dolar civarında demir çelik hurdası da dahil olmak üzere toplam 12 milyar dolar civarında hammadde ithal ettiğini, ancak bununla, iç piyasanın tükettiği 20 milyar dolarlık çeliği tedarik edip, ayrıca 17 milyar dolar civarında da ihracat yaptığını bildirdi.

Demir çelik sektörüne ilişkin konuşan Yayan, hurda ithalatının Türkiye’ye yük olmadığını söyledi. Dünyanın en büyük hurda ithalatçısı olan Türkiye’nin, dünyanın en büyük çelik üreticisi olan Çin’den daha fazla hurda ithalatı yaptığının doğru olduğunu belirten Yayan, bu durumun; Çin’in üretiminin yüzde 90’ından fazla bir bölümünü temel olarak demir cevheri kullanan entegre tesislerde gerçekleştirmesinden kaynaklandığını ifade etti.

Bunun da Çin’i dünyanın en büyük demir cevheri ithalatçısı haline getirdiğini aktaran Yayan, bu yılın sonunda Çin’in demir cevheri ithalatının 670 milyon ton (100 milyar dolar) seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini kaydetti. Buna rağmen, Çin’in elektrik ark ocaklarında gerçekleştirdiği üretim miktarının Türkiye’nin toplam üretiminden oldukça fazla olduğu bilgisini veren Yayan, şöyle konuştu:

“Çin Halk Cumhuriyeti, iç piyasasında yeterli miktarda hurda üretebildiği ve toplayabildiği için, Türkiye kadar yüksek miktarlarda ithalat yapmamaktadır. Dünya genelinde çelik üretim yatırımları, ülkenin coğrafi konumu, yatırım maliyetleri ve maden rezervleri dikkate alınarak gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde de mevcut demir cevheri rezervlerinin yetersiz miktarda ve düşük kalitede bulunması, ayrıca entegre tesislerin yatırım maliyetlerinin çok daha yüksek olması nedeniyle temel olarak hurda tüketen elektrik ark ocaklı tesis yatırımlarına ağırlık verilmiştir. Zaten ülkemizde çıkartılan demir cevherinin miktarı da kalitesi de yeterli değildir ve faaliyet göstermekte olan entegre tesislerin ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır. Çelik üretim yatırımlarının tamamının demir cevheri kullanan entegre tesislere yönelik olarak yapılmış olması halinde dahi ithal hammaddeye bağımlılık değişmeyecek ve yurt dışına ödenecek hammadde maliyeti azaltmayacaktır.”

“Türk Üreticilerin, Piyasaları Yönlendiremediği Doğru Değil”

Türkiye’nin hurda ithalatının azaltılabilmesi için, Ekonomi Bakanlığı önderliğinde yürütülmekte olan Girdi Tedarik Stratejisi’ne de uyumlu olarak, iç piyasadan tedarik edilen hurda miktarının arttırılmasının hedeflendiğini anlatan Yayan, bunu gerçekleştirebilmek için de Avrupa’da yeni oluşturulan çelik tanımı çerçevesinde, Türkiye’de hurda, demir cevheri ve kömür yatırımlarına devlet desteği verilmesine ve en küçük birimlere kadar hurda toplama faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Diğer taraftan, Türk üreticilerin dünya hurda piyasalarını yönlendiremediğine ilişkin iddiaların da gerçeği yansıtmadığını dile getiren Yayan, “Türk çelik endüstrisi, dünya piyasalarında geçerli fiyatlardan hurda ithal etmekte ve hurda fiyatlarının oluşmasında etkili olmaktadır. Aksini düşünmek ve 4-5 milyon ton gibi büyük kapasitelere sahip kuruluşların, dünyanın en pahalı hurdasını alarak üretim faaliyetlerini sürdürdüğünü iddia etmek, çelik sektörünün çalışma mekanizmasını bilmemekten kaynaklanan eksik bir değerlendirmedir” diye konuştu.

Veysel Yayan, buna karşılık Türkiye’nin, hurda ihracatına vergi uygulayan Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerdeki çelik üreticilerine kıyasla, daha yüksek fiyatlardan hurda tedarik ettiğinin ise doğru olduğunu belirterek, Avrupa Birliği iç piyasasında tüketilen hurdanın fiyatı ile Türkiye’nin ithal ettiği hurda fiyatı arasında da yüzde 3 civarında bir fark bulunduğunu, ancak bu farkın önemli bir kısmının navlun giderlerinden kaynaklandığını ifade etti.

“Sektörümüz, Açık Veren Bir Sektör Değildir”

Türkiye’nin demir çelik ithalat ve ihracat rakamlarına da değinen Yayan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye, yılda 9 milyar dolar civarında demir çelik hurdası da dahil olmak üzere toplam 12 milyar dolar civarında hammadde ithal ediyor ise de bununla, iç piyasanın tükettiği 20 milyar dolarlık çeliği tedarik ediyor, ayrıca 17 milyar dolar civarında da ihracat yapıyor. Buna göre, Türkiye’nin demir çelikte 1’e 3 kazandığını söyleyebiliriz. Bu yönüyle bakıldığında, 12 milyar dolar civarında gerçekleşen toplam hammadde ithalatının, dış ticaret açığında olumsuz bir faktör olmadığı, tersine söz konusu ithalat sayesinde gerçekleştirilen üretimin, olabilecek çok daha büyük açıkların kapatılmasına önemli ölçüde katkı sağladığı ortaya çıkmaktadır.

Özetle ifade etmek gerekirse, bu yönleriyle sektörümüz, açık veren bir sektör değildir. Tersine açığın kapatılmasına önemli ölçüde katkı sağlamakta ve üretimi ile Türkiye’deki çelik tüketicisi sektörlerin gelişimini desteklemektedir. Ülkemizdeki hurda üretiminin yetersiz kalması, demir çelik sektörünün bir eksikliği değildir. İthal hurda kullanımının bu kadar yüksek olmasına ve bu durumun rekabet gücümüz üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, çelik sektörümüzün iç piyasanın ihtiyacını karşılamanın yanında uluslararası piyasalardaki son derece keskin rekabet şartları altında 17 milyar dolar tutarında ihracat yapıyor olması, bütün rakip ülkeler tarafından kıskançlıkla izlenen büyük bir başarıdır. Çelik sektörümüz, dışarıdan aldığı yoğun övgüyü, ülkesinde de görmeyi hak etmektedir.”

Anadolu Ajansı
Milliyet
Zaman