Basın Bülteni Eylül 2026
ÇELİK ÜRETİMİ
2026 yılının Eylül ayında Türkiye’nin ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına göre %0,8 artışla, 3,2 milyon tona yükseldi. Ocak-Eylül döneminde ise üretim %6,1 oranında artışla, 29,8 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.
ÇELİK TÜKETİMİ
Nihai mamul tüketimi 2026 yılının Eylül ayında, 2025 yılının aynı ayına kıyasla %6,9 azalışla, 2,9 milyon ton seviyesine geriledi. Ocak-Eylül döneminde nihai mamul tüketimi %2,2 artışla, 29,5 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.
DIŞ TİCARET
İhracat
2026 yılının Eylül sayında çelik ürünleri ihracatı, 2025 yılının aynı ayına göre, miktar yönünden %6,4 oranında azalışla 1,3 milyon ton, değer yönünden ise %0,8 artışla, 902,6 milyon dolar oldu. Ocak-Eylül döneminde çelik ürünleri ihracatı 2025 yılının aynı dönemine göre miktar yönünden %1,9 oranında artışla, 11,6 milyon ton, değer yönünden ise %2,6 artışla, 7,9 milyar dolar oldu.
İthalat
2026 yılının Eylül ayında çelik ürünleri ithalatı, 2025 yılının aynı ayına göre, miktar yönünden %22,3 oranında azalışla 1,2 milyon ton, değer yönünden ise %12,8 azalışla, 908,4 milyon dolar oldu. Ocak-Eylül döneminde çelik ürünleri ithalatı 2025 yılının aynı dönemine göre miktar yönünden %5,7 oranında azalışla, 13,3 milyon ton, değer yönünden ise %5,3 azalışla, 9,4 milyar dolar oldu.
Dış Ticaret Dengesi
2025 yılının Ocak-Eylül döneminde, %77,9 olan İhracatın ithalatı karşılama oranı, 2026 yılının aynı döneminde %84,4 seviyesine yükseldi.
DÜNYA ÇELİK ÜRETİMİ
Dünya Çelik Derneği (worldsteel) tarafından açıklanan 2026 yılı Eylül ayı verilerine göre, dünya ham çelik üretimi, geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla, %0,2 düşüşle,142,4 milyon ton, Ocak-Eylül döneminde ise, bir önceki döneme kıyasla %0,7 azalışla 1,4 milyar ton seviyesinde gerçekleşti. Ocak-Eylül döneminde, Çin’in ham çelik üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre, %2,9 azalış ile 724,8 milyon ton seviyesine gerilerken, İkinci sırada yer alan Hindistan’ın ham çelik üretimi, %5,6 artışla, 130 milyon tona yükseldi. ABD’nin üretimi ise %5,8 artışla 64,9 milyon tona yükseldi.
DEĞERLENDİRME
2026 yılının Ocak-Eylül döneminde Türkiye’nin ham çelik üretimi %6,1 oranında artışla 29,8 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Çelik sektörümüz dünya çelik üretiminin %0,7 oranında gerilediği bir dönemde, üretimindeki %6,1 artışla, olumlu bir performans göstermiş olmakla birlikte, üretim artış hızının Temmuz ayından itibaren düşüş eğilimine girmesi ve kapasite kullanım oranının %64 ile dünya ortalamasının 12 puan altında kalması dikkat çekmektedir. Aynı dönemde çelik tüketimi ise %2,2 artışla 29,5 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Ancak özellikle üçüncü çeyrekte yaşanan daralmaların etkisiyle tüketimdeki artış hızı önemli ölçüde geriledi. Bu durum, iç piyasadaki talep koşulları açısından olumsuz bir gelişme olarak öne çıktı. Ocak-Eylül döneminde çelik ürünleri ihracatı miktar bazında %1,9, değer bazında %2,6 oranında artarken, ithalatın miktar bazında %5,7, değer bazında %5,3 oranında gerilemesinin etkisi ile, ihracatın ithalatı karşılama oranı değer bazında, geçen yılın aynı dönemindeki %77,9 seviyesinden %84,4'e yükseldi. Paslanmaz ve alaşımlı yassı çelik ürünlerinden oluşan vasıflı yassı ürün ihracatı, yılın ilk 9 ayında %116,4 oranında artışla 207 bin tondan 448 bin tona yükseldi. Katma değerli ürün ihracatındaki bu önemli artış, ihracatın ürün kompozisyonunun geliştirilmesi ve sektörün katma değerli üretime yönelmesi açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. AB'ye yönelik çelik ürünleri ihracatı SKDM ve kota uygulamalarının etkisi ile %23 azalış ve yaklaşık 1,1 milyon tonluk kayıpla 3,7 milyon tona geriledi. ABD, İngiltere ve Latin Amerika gibi alternatif pazarlara yönelik ihracatta artış kaydedilmesine rağmen, söz konusu artışların AB pazarındaki kaybı telafi etmesi kısa vadede mümkün görünmemektedir. Öte yandan, özellikle Uzak Doğu ülkelerinden yapılan devlet destekli ve düşük fiyatlı satışlar yüzünden Türk menşeli nihai ürün fiyatlarının baskı altında kalması sebebiyle, • İnşaat demiri fiyatları, ABD’den %42; AB’den ise %16 oranlarında daha düşük; • Sıcak sac fiyatları, ABD’den %56; AB’den ise %29 daha düşük seviyelerde seyretmektedir. Kar marjlarının baskı altında kalmasından kaynaklanan bu durum, Çevre Katkı Payı ve İDİS kesintileri ile birlikte, başta yeşil ve dijital dönüşüm yatırımları olmak üzere, yatırımların finansmanında ciddi sıkıntılara yol açmaktadır. Bu gelişmeler ışığında, önümüzdeki dönemde ihracat kompozisyonunun daha yüksek katma değerli ürünler lehine geliştirilmesi, düşük karbonlu çelik üretimine yönelik yatırımların hızlandırılması, iç piyasada dampingli ve devlet destekli ithalatın fiyat baskısının sınırlandırılması, sektörün sürdürülebilir rekabet gücü açısından öncelikli olarak çözümüne ihtiyaç duyduğu sorun haline gelmiş bulunmaktadır.