2013 Yılında, Yassı Ürün Kapasitesinin Yarısı Atıl Kaldı Tarih: 24 Kasım 2016

2013 yılında Türkiye’nin ham çelik üretimi, 2009 yılındaki küresel kriz kaynaklı istisnai % 5.6’lık gerileme dışında, son 20 yıldan bu yana en keskin düşüşünü yaşadı.  Toplam ham çelik üretimi % 3.4 oranında düşüşle, 34.65 milyon tona, slab üretimi ise % 5.3 oranında düşüşle, 8.36 milyon tona geriledi. Böylece, slab üretimi 2012 yılındaki % 9 seviyesinde gerçekleşen düşüşünü, 2013 yılında da sürdürdü. 

Türkiye’nin ham çelik üretimindeki gerilemeye rağmen, nihai mamul üretimi % 6.2 oranında artışla, 36.4 milyon tona yüskeldi. Benzer şekilde yassı mamul üretimi de % 9.2 oranında artışla, 9.87 milyon ton seviyesine ulaştı. Türkiye’nin slab üretimi azalırken, yassı mamul üretiminin artması, slab ithalatının % 142 oranında artışla, 950.000 tondan, 2.3 milyon tona yükselmesi sayesinde mümkün oldu. Türkiye’nin kütük ithalatı da % 30 oranında artışla, 3.13 milyon tona ulaştı.

Toplam yarı mamuller açısından bakıldığında, Türkiye’nin yarı mamul ithalatı 5.43 milyon tona ulaşarak, Türkiye’nin toplam çelik ithalat miktarının % 37 oranındaki kısmını oluşturuyor. Bu durum, hammadde ile mamul fiyatları arasındaki marjın daralmasının, sektörün rekabet gücü üzerinde yarattığı gerilemeyi net bir şekilde gözler önüne seriyor. Üstelik Türkiye’nin toplam çelik tüketiminin % 10; yassı çelik tüketiminin % 7.4 oranında arttığı bir dönemde, ham çelik üretiminin gerilemesi rahatsızlık yaratıyor.

Sektörün milyarlarca dolar kaynak tahsisi ile oluşturduğu slab kapasitesinin, beklentilerin tersine her geçen yıl daha yüksek miktarlarda atıl durumda kaldığı gözleniyor. 2013 yılında Türkiye’nin slab üretimindeki kapasite kullanım oranının % 53; yassı mamul üretiminde ise, % 61 seviyesinde kaldığı görülüyor.  Başka bir ifade ile, 2013 yılında Türk çelik sektörü, 7.4 milyon ton düzeyindeki slab ve 6.4 milyon tonluk yassı mamul kapasitesini kullanamamış bulunuyor. 2013 yılı için ortalama yassı mamul ihraç fiyatının 814 $/ton olduğu dikkate alındığında, 2013 yılında 5 milyar dolar tutarında değer üretebilecek bir kapasitenin atıl durumda kaldığı anlaşılıyor.

Üretim ve ithalattaki olumsuz tabloya rağmen, yassı mamul ihracatımızın % 27 oranında artış göstermiş olması, gelecek açısından ümit veriyor. Türkiye’nin 7.1 milyon tonu yassı mamul ve 2.3 milyon tonu slab olmak üzere, toplam 9.4 milyon ton civarında yassı ürün ve yassı yarı mamulü ithal etmesine ve ithalatının önemli bir kısmının yarı mamul olan slabdan oluşmasına karşılık, ihracatımızın mamullerden oluşması, yassı mamul üreticilerimizin sektörün katma değeri yüksek ürün ihracatına yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Ancak buna rağmen, kapasitenin % 50’ler seviyesinde seyretmesi sürdürülebilir bir durum olarak görülmüyor.

Son yıllarda üretim artışı açısından en başarılı ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin, toplam ham çelik üretiminde kapasite kullanım oranı ise, özellikle hurdadan üretim yapan elektrik ark ocaklı tesislerin üretimindeki % 6.9 oranındaki düşüş nedeniyle, 2012 yılındaki % 73 seviyesinden, 2013 yılında % 69 seviyesine gerilemiş bulunuyor. Dünya Çelik Birliği (worldsteel) verilerine göre, 2013 yılında dünya çelik sektöründe kapasite kullanım oranının, % 76’dan % 78’e yükselirken, Türkiye’nin kapasite kullanım oranını gerilemesi ve dünya ortalamasının 9 puan altında kalması, Türk çelik sektörünün içerisinde bulunduğu olumsuz tabloyu net bir şekilde ortaya koyuyor.

 Türkiye’de yassı mamul tüketiminin % 7.4 gibi dünya geneli için yüksek sayılabilecek bir oranda yükseldiği ve yıllık 7.4 milyon ton yassı mamul kapasitesinin atıl durumda kaldığı bir dönemde,  ithalatın % 10 civarında artışla, miktar açısından 7.1 milyon tona; değer açısından ise, 5.8 milyar dolara ulaşması rahatsızlık yaratıyor. 

Özetle ifade etmek gerekirse, 2013 yılında Türk çelik sektörünün göstergelerinin ciddi anlamda bozulduğu; tüketimdeki % 10’luk rekor artışa rağmen, ithalattaki yüksek oranlı tırmanış yüzünden, üretimin baskı altında kaldığı gözleniyor. Rekabet gücündeki kayıplar ihracatın gerilemesine yol açarak, ihracatın üretimi desteklemesini engelliyor. Hâl böyle iken, ekonomi yönetimi sektörün sıkıntılarını görmezden gelmeye; rekabet gücünü arttıracak ve dış ticaret açığını azaltacak köklü tedbirleri almamaya devam ediyor. 

Ekonomideki son gelişmeler, yurtiçinde milyarlarca dolar yatırımla oluşturulan kapasiteler atıl durumda kalır iken, katma değeri yurtdışında bırakan, yurtdışındaki istihdamı destekleyen ve cari açığı arttıran politikaların sürdürülemez olduğunu açıkça gözler önüne seriyor. Sorunun en hızlı şekilde çözümüne odaklanılmaması ve çözümün zamana yayılması, sorunun daha da büyümesine yol açıyor. Mevcut sorunlarla ve engellerle, sektörün 2023 hedeflerine ulaşması mümkün görülmüyor. Türk çelik sektörü, yurtiçi talebin yurtiçi kapasiteler ile karşılanması konusunda üzerine düşeni fazlası ile yapmış olarak, Ekonomi Yönetiminin de üzerine düşeni yapmasını, Türkiye’nin içini boşaltan mevcut duruma son verilmesini teminen, Strateji Belgelerinde yer alan tedbirlerin süratle uygulamaya aktarılmasını bekliyor.

Dr. Veysel Yayan

Genel Sekreter