2014 Yılının İkinci Yarısına İlişkin Beklentiler Olumlu Tarih: 24 Kasım 2016

2014 yılının ilk yarısını, beklentilerimizin altında kalan bir performansla geride bırakmış bulunuyoruz. Irak krizi, uzun mamul piyasalarındaki Çin tehdidi, hurda ile mamul fiyatları arasındaki farkın açılmasının elektrik ark ocaklı kuruluşların rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemesi ve korumacı politikaların yaygınlaşması gibi önemli sorunlarla karşı karşıya kalan Türk çelik sektörü, tüm bu olumsuzluklara rağmen, Haziran ayında ham çelik üretiminde yüksek oranlı artış elde etmeyi başardı. Haziran ayında Türkiye’nin ham çelik üretimi, önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 6.7 oranında artışla 3.12 milyon tona ulaştı. Söz konusu üretim miktarı, Mayıs ayına kıyasla ise, % 2.7 oranında artışa işaret etti. Haziran ayında, Türkiye’nin toplam ham çelik üretimindeki artışta, üretimi % 22 oranında yükselen entegre tesislerin önemli bir etkisi oldu. Böylece, Ocak-Mayıs döneminde % 2.2 seviyesinde bulunan sektörün üretimindeki gerileme, yılın ilk yarısı itibariyle bir miktar iyileşerek % 0.3 seviyesinde kalmış bulundu.

Yılın ilk yarısına bakıldığında, özellikle İsdemir’deki bakım onarım faaliyetleri sebebiyle, hammadde maliyetleri açısından avantajlı konumda bulunmalarına rağmen, entegre tesislerin üretimlerinin % 0.3 oranında gerilediği gözlendi. Yılın ilk yarısında, Türkiye’nin kütük üretimi % 2.4 oranında azalırken, slab üretiminin % 6.1 oranında artış göstermesi dikkat çekti. Buna rağmen, slab üretiminde kapasite kullanım oranı % 50’lerde seyretmeye devam etti.

Ocak-Haziran döneminde % 7.3 oranında gerileyen çelik ürünleri ihracatımız, Haziran ayında ise, % 10.2 oranında düşüş gösterdi. İhracatımızdaki düşüş eğiliminin Haziran ayında artarak devam etmesi, ağırlıklı bir şekilde Irak’taki terör olaylarının olumsuz etkilerinden kaynaklandı.

2012 ve 2013 yıllarında, yakalanan politik istikrar sayesinde, Irak pazarına yönelik ihracatımız 2013 yılında miktar açısından 2.72 milyon ton, değer açısından ise, 2.15 milyar dolar gibi oldukça yüksek sayılabilecek bir seviyeye yükselmişti. Bu yönüyle Irak piyasası, Türk çelik sektörünün en büyük ihraç pazarı konumuna ulaşmış iken, Haziran ayında, Irak’a yönelik toplam çelik ürünleri ihracatımız, Mayıs ayındaki 194.000 tondan, % 42 oranında düşüşle, 112.000 tona kadar geriledi. Temmuz ayına ilişkin geçici ihracat verileri ise, Irak’a yönelik ihracatın geçen yılın Temmuz ayına kıyasla, % 80 civarında düşüş gösterdiğine işaret ediyor.

Yılın ilk 6 aylık döneminde, pek çok ülkede karışıklığın devam ettiği Orta Doğu ve Körfez ülkelerine yönelik toplam çelik ürünleri ihracatımız, % 17.7 oranında gerilerken, AB’ye ve ABD’ye yönelik ihracatımızdaki artış devam etti. AB ve ABD’ye yönelik ihracattaki artış, Orta Doğu’ya yönelik ihracattaki kayıpların telafi edilmesi konusunda yeterli olmadı. Buna rağmen, ithalatın daha keskin bir şekilde gerilemiş olması nedeniyle, ihracatın ithalatı karşılama oranı, % 132’den %134 seviyesine yükseldi. 

Yılın ikinci yarısı itibariyle, Irak bölgesine yönelik ihracattaki kayıplar devam etse de, başta AB ülkeleri olmak üzere, alternatif piyasalara yönelik ihracatımızda yükseliş yaşanacağı tahmin ediliyor. Özellikle Haziran ayında başlayan güçlü toparlanma eğiliminin devam etmesi sayesinde, ham çelik üretimimizin, yılbaşında öngörülen kadar yüksek olmasa da, 2014 yılını pozitif performansla kapatacağı yönündeki beklentiler kuvvetlenmiş bulunuyor.

Yaşanan tüm sıkıntılara, piyasalardaki daralmaya, hurdadan kaynaklanan rekabet gücü kayıplarına rağmen, Türk çelik sektörünün adaptasyon kabiliyetinin yüksekliği, önümüzdeki aylar için ümit veriyor. Temmuz ayında, Kanada’nın petrol borularında ABD’yi takip ederek Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bir dizi ülkeden yapılan ithalata karşı soruşturma başlattığı, Avustralya’dan Kanada’ya, dünyanın pek çok ülkesinin ardı ardına anti-damping ve telafi edici vergi soruşturmaları açtığı, kapasite kullanım oranının % 70’in üzerine çıkartılamadığı bir dönemde, Türk çelik sektörünün korunmasız bırakılması, her açıdan sektörün performansını olumsuz yönde etkiliyor.

Bugün geldiğimiz noktada, çelik sektörümüzün de sahip olduğu potansiyeli değerlendirebileceği bir çerçevede, dampingli ve kalitesiz ürünlere karşı, etkili bir şekilde korunmasına ihtiyaç duyuluyor.

Dr. Veysel Yayan

Genel Sekreter