Çelik İthalatındaki Artış Ürkütüyor Tarih: 24 Kasım 2016

Türkiye’nin ham çelik üretimi, 2012 yılının Eylül ayından bu yana yavaşlama eğilimi gösteriyor. Sektörün ham çelik üretimindeki büyüme trendinin 2012 yılının son çeyreğinde yüzde 3.6 ile negatife dönmesinin ardından, 2013 yılının ilk 2 aylık döneminde de üretimin negatif seyrinin derinleşerek devam ettiği gözleniyor.

Yılın ilk 2 ayında çelik sektörümüzün ham çelik üretimi yüzde 6.5 oranında azalmış bulunuyor. Son yıllarda, üretimdeki artış hızı bakımından dünyanın büyük üreticileri arasında en üst sıralarda yer alan Türkiye’nin, söz konusu üretim düşüşü ile, en büyük 10 çelik üreticisi arasında, Rusya ve ABD’nin ardından en kötü performans gösteren üçüncü ülke olması, rahatsızlık yaratıyor. 

Ham çelik üretimindeki keskin düşüşe rağmen, Ocak-Şubat döneminde, Türkiye’nin nihai mamul üretimindeki düşüşün, yüzde 0.4 seviyesinde kalması ise, yarı ürün ithalatında yüzde 48 oranındaki artıştan kaynaklanmış bulunuyor.

Çelik sektörümüzün ham çelik ve nihai mamul üretimindeki gerilemeye rağmen, yılın ilk 2 aylık döneminde, Türkiye’nin görünür çelik ürünleri tüketimi yüzde 5.2 oranında artış göstermiş bulunuyor. Aynı dönemde ihracatın da yüzde 0.7 oranında artmış bulunması, Türkiye’nin çelik tüketiminde yurt içinde üretilen ürünlerin ağırlığının azalmaya, ithal ürünlerin payının ise artmaya başladığını ortaya koyuyor. Ocak-Şubat dönemi itibarıyla ithalatın yüzde 38 oranında artması da bu durumu teyid ediyor. İhracatın sabit kalmasına karşılık, ithalattaki ürkütücü boyutlara ulaşan artış nedeniyle, ihracatın ithalatı karşılama oranının, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 163’ten yüzde 133’e gerilediği gözleniyor. 

Bu durum, son dönemde global piyasalarda oluşan talep daralmasına, arz fazlalığına ve yüksek girdi maliyetlerine ilişkin koşulların, sektörümüzün üretiminde keskin düşüşe yol açtığını ve sektörün rekabet gücünü arttıracak tedbirlerin süratle alınması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Dış ticaret açığının ve cari açığın kapatılmasında tüm sorumluluğu sektörlerden beklemek gerçekçi görünmüyor. Sorunların çözümü konusunda üzerinde mutabakat sağlanan tedbirlerin, kurumsal menfaatleri değil, Türkiye’nin menfaatlerini gözeten bir anlayışla hayata geçirilmesi için, inisiyatif kullanılmasına ihtiyaç duyuluyor.

Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter