Çelik Sektörü 2016 Değerlendirmesi Tarih: 22 Mart 2017

Türk çelik sektörü, 2012-2015 yılları arasında yaşadığı kayıpları, kısmi toparlanmaya rağmen 2016 yılında telafi edemedi. Türkiye’nin ham çelik üretimi, 2012-2015 döneminde % 12’lik düşüşün ardından, 2016 yılında büyümeye geçti ve % 5.2 artışla, 33.2 milyon tona yükseldi. Ancak artışa rağmen, üretim 2012 yılındaki zirvesinin %7.6 gerisinde kaldı. Üretimdeki artışla, sektörün kapasite kullanım oranı 2015 yılındaki % 62.5’ten % 64.4’e çıktı. Buna rağmen, 18 milyon tonluk kurulu kapasite kullanılamadı.

Sektör, geçmiş yılların kayıplarını telafi edilebilmek için, daha yüksek büyüme oranlarına ihtiyaç duyuyor. Hurda/demir cevheri maliyetlerinin makûl seviyelerde dengelenmiş olması ve Çin’in dünya çelik piyasalarında karşılaştığı keskin reaksiyon nedeniyle, dampingli fiyatlar konusunda daha temkinli bir tutum sergilemeye başlaması, ithalatın gerileme eğilimi içerisine girmesine imkan sağladı. Hükümetin başlattığı mega projeler sayesinde, yurtiçi talepte beklenen artış eğiliminin, önümüzdeki dönemde sektörümüzün performansına olumlu yönde yansıyacağı beklentisi arttı.

2016 yılında, özellikle yılın ikinci yarısındaki negatif seyre rağmen, çelik tüketimindeki düşüş % 0.9 seviyesinde kaldı. 2012-2016 döneminde, Türkiye’nin çelik tüketimi % 21 gibi güçlü bir oranında artış gösterirken, üretim % 7.6 oranında düşüş gösterdi. Aynı dönemde, ihracat % 18 oranında geriledi. Buna karşılık, ithalat % 50 oranında artışla, 11.8 milyon tondan, 17.5 milyon tona ulaştı. Büyüyen iç tüketim, % 50 oranında artış gösteren ithal ürünlerle karşılandı. 2015 yılında 15 yıl aradan sonra net ithalatçı konumuna geçen Türkiye, bir miktar iyileşmeye rağmen 2016 yılında da bu konumunu sürdürdü. Çelik ürünleri ihracatının ithalatı karşılama oranının % 99 seviyesinde kaldığı 2016 yılında, Türkiye’nin yurtiçi çelik tüketiminin % 51’i ithal ürünlerle karşılandı. Ancak 2016 yılı, üretim ve ihracatın artış, ithalatın ise düşüş eğilimine girmiş olması açısından ümit verdi.

Özellikle, yassı çelik üreticisi kuruluşların üzerindeki dampingli ve devlet destekli mamul ithalatının yarattığı güçlü baskı devam ediyor. 2016 yılında, yassı çelik sektöründe kapasite kullanım oranının, % 55 seviyesinde gerçekleşmesi ve kurulu kapasitenin 8 milyon ton civarındaki kısmının atıl durumda kalması, sektörün yaşamakta olduğu dampingli ve devlet destekli haksız rekabet kaynaklı problemlerin çözülmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Sektörün performansındaki bozulmada, dünya genelindeki kapasite fazlalığı ve fiyatlardaki dalgalanmalar yanında, temel olarak dampingli ve devlet destekli, kalitesiz, sertifikasız çelik ürünleri ithalatının engellenememiş ve sektörün üzerindeki rekabet gücünü sınırlandıran TRT payı ve çevre katkı payı gibi yüklerin kaldırılmamış olması, önemli bir rol oynadı.  

Yatırımların ve üretimin teşviki konusunda diğer sektörler için bir dizi tedbir alındığı ve çelik sektörünün Devlet yardımlarından hiçbir şekilde yararlandırılmadığı hususu dikkate alındığında, girdi maliyetlerini düşürecek tedbirlerin daha fazla geciktirilmeden uygulamaya aktarılması ve özellikle dampingli ithalat engellenerek, yurt içi tüketimdeki ithal girdi payının asgari seviyeye düşürülmesi, yalnızca çelik sektörümüz için değil, Türk ekonomisi için de hayati önem taşıyor.