Çelik Sektörümüzü Bu Defa Enerji Kesintileri Vurdu Tarih: 24 Kasım 2016

Elektrik kesintileri, her yıl olduğu gibi 2013 yılında da sektörümüzü olumsuz yönde etkiledi. 2013 yılına negatif büyüme ile başlayan sektör, gerek girdi fiyatlarının rekabet gücünü zayıflatması, gerekse uluslararası piyasalardaki daralma nedeniyle üretimini arttırmakta güçlük çekti.  Sektör, Ekim ayından itibaren yeniden üretimini arttırma sürecine girdi. Ancak bu defa Aralık ayında enerji kesintileri ile karşı karşıya kaldı.

Geçtiğimiz yıllarda doğalgaz arzındaki yetersizlik ve soğuk kış günlerinde veya yoğun klima kullanımından kaynaklanan yüksek elektrik enerjisi tüketimi nedeniyle sıcak yaz günlerinde, enerji kesintisi için ilk başvurulan sektör çelik sektörü oldu. Aradan geçen süre içerisinde, doğalgaz akışını arttıracak ve depolanmasını sağlayacak tedbirlerin alınmamış olması rahatsızlık yarattı. 

Enerji tüketiminin yoğun olduğu dönemlerde akışı rahatlatacak paralel bir boru hattı inşa etmenin ciddi bir kaynak tahsisi gerektireceği, oluşturulacak bu ilave kapasitenin yalnızca ihtiyacın zirveye ulaştığı dönemlerde kullanılabileceği ve söz konusu yatırımları yapmanın ciddi kaynak tahsisleri gerektirdiği biliniyor. Bugün geldiğimiz noktada, söz konusu yatırımları yapmak yerine, enerji tüketiminin yoğun olduğu dönemlerde tasarrufa gidilmesi gibi bir uygulamanın tercih edildiği anlaşılıyor. Ancak bu tercih yüzünden, tüm sektörler ciddi maddi kayıplarla karşılaşıyor. Türkiye’nin yeterli bir enerji altyapısı oluşturamadığını ifade eden bu görüntü, yeni yatırımlar açısından da caydırıcı rol oynuyor. Oysa ki, enerjinin yeni yatırımlar açısından sınırlayıcı bir faktör olmaması, 2023 hedeflerine ulaşılabilmesi açısından hayati önem taşıyor. Bu sebeple, genelde 1-2 saat önceden verilen talimatlarla üretimin durdurulması yönteminin uygulanmaya devam edilmesi, rahatsızlık yaratıyor.

Üretimin durdurulması nedeniyle ortaya çıkan
• İşgücü maliyetleri,
• Amortisman maliyetleri,
• Üretimdeki duruştan ve tekrar başlamadan kaynaklanan masraflar,
• Siparişlerin iptal edilmesinden kaynaklanan tazminatlar ve demoraj masrafları,
• Kârdan vazgeçme

şeklindeki masrafları tazmin edecek bir mekanizmanın kurulmamış olması anlaşılamıyor. Hiç şüphesiz gerekli tedbirlerin alınmamış olması sebebiyle ortaya çıkan olumsuzlukları mücbir sebep ile açıklamaya çalışmak, hukuken mümkün görülmüyor. Tek taraflı dayatmalara bağlı geçici çözümler, medeni bir görüntü vermiyor.

Diğer yıllardan farklı olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ilk kez sektörün bu konudaki mağduriyetini anladığını ve sektöre hak verdiğini ifade ediyor. Ayrıca kesintiler için yalnızca çelik sektörüne başvurulmamış olması daha adil bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Ancak telafi edici bir mekanizmanın kurulabilmesi için, mevzuat değişikliği gerekiyor.

PMUM (Piyasa Mali Uzlaşma Merkezi) kapsamında elektrik enerjisi fiyatlarının yüksek olduğu saatlerde, çelik üreticilerinin gönüllü olarak enerji kullanmaktan vazgeçmesini düzenleyecek, talep tarafı katılımını mümkün kılacak bir mekanizmanın süratle kurulmasına ihtiyaç duyuluyor. Enerji tedarikçisinin, yüksek fiyattan enerji satın almaktan kurtulmasının karşılığında elde ettiği avantajı çelik üreticileri ile paylaşması halinde, çelik üreticilerinin zararlarının ve kâr kayıplarının kısmen de olsa telafi edilmesi mümkün görülüyor.

Bu konu, çelik sektörümüz açısından ciddi bir önem taşıyor. Bu kışın ilk dalgası atlatılmış olmakla birlikte, önümüzdeki günlerde de benzer durumların tekrarlanması ihtimali rahatsızlık yaratıyor. Bu rahatsızlığın giderilmesini teminen, sektör kuruluşlarımızın mağduriyetlerini önleyecek şekilde bu mekanizmanın en kısa zamanda kurulması ve mevzuat altyapısının oluşturulması kaçınılmaz görünüyor. Ancak bu mekanizmanın oluşturulmasının, sadece geçici çözüm olduğu ve kalıcı çözüm için yur tiçi elektrik üretiminin tüketimdeki artışlara cevap verecek şekilde arttırılmasına ihtiyaç duyulduğu hususunun göz ardı edilmemesi gerekiyor. 

Enerji kesintilerinin yarattığı üretim kayıpları, 2013 yılında % 10 civarında artış gösteren ve önümüzdeki yıllarda da yükseliş eğilimini sürdüreceği değerlendirilen çelik tüketimimizin artan miktarlarda yurt dışından karşılanması, katma değerin yurt dışında bırakılması ve dış ticaret açığına ilave yükler getirilmesi anlamına geliyor. Enerji üretimindeki yetersizliklerin ülke ekonomisinin içini boşalttığı bu duruma süratle son verilmesine ihtiyaç duyuluyor.

Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter