Çelik Sektörümüzün Girdi İthalatı Ekonomik Büyümeye Katkı Sağlıyor Tarih: 24 Kasım 2016

Dünya Çelik Derneği (worldsteel), otomotiv, metal ürünler, elektrikli ekipmanlar, ev aletleri gibi sektörlerin üretimi içerisinde ihraç edilen dolaylı çelik ihracat rakamları ile 2011 yılı dünya çelik endüstrisine ilişkin temel verileri, Kasım ayının başında açıkladı. 

Dünya Çelik Derneği’nin dolaylı ihracat verilerine göre, 2010 yılında, Türkiye’nin dolaylı çelik ihracatı, 2.04 milyon tonu otomotiv, 1.45 milyon tonu metal eşya sektörü, 1.16 milyon tonu makine, 0.78 milyon tonu ev aletleri, 0.39 milyon tonu ulaşım sektörü ve 0.16 milyon tonu elektrikli ekipmanlar olmak üzere, toplam 4.64 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir. Çelik tüketicisi sektörler tarafından, ürettikleri ürünlerin içerisinde ihraç edilerek gerçekleştirilen dolaylı ihracat, çelik sektörünün net ihracatçı pozisyonunu daha da güçlendirmektedir. 

Dünya Çelik Derneği verilerine göre, doğrudan çelik ihracatından daha fazla dolaylı çelik ihracatı yapan ülkeler arasında ilk sırada ABD gelmektedir. 2011 yılında 11.8 milyon ton doğrudan çelik ihracatı yapan ABD’nin, 2010 yılındaki dolaylı çelik ihracatı 18.3 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir. Doğrudan çelik ihracatının % 55 oranında daha fazla bir miktarı dolaylı olarak ihraç eden ABD’yi, doğrudan çelik ihracatından % 28 oranında daha fazla dolaylı ihracat ile Çin Halk Cumhuriyeti (61.4 milyon ton) ve % 1 oranında daha fazla dolaylı ihracat ile Almanya takip etmektedir. Türkiye’de ise, dolaylı çelik ihracatı, doğrudan çelik ihracatından % 73 oranında daha düşük bir seviyede bulunmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin dolaylı çelik ihracatının yüksek bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu ve çelik sektöründeki yeni ürün ve kapasite yatırımlarının, sanayi sektörünün üretim ve ihracatını da olumlu yönde etkileyeceğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, çelik sektöründeki büyümenin ve ürün çeşitliliğinin tüketici sektörlerin büyümelerini de desteklemeye devam edeceği tahmin edilmektedir.

Çelik sektörünün artan ürün çeşitliliği, daha önce ithal girdiye dayalı üretimi riskli gören yatırımcıların, ihtiyaç duyulan çelik girdilerinin yurtiçinde üretilmesinin sağladığı güven ortamı sayesinde, yeni yatırım yapmalarına imkân sağlamaktadır. Bu durum aynı zamanda, mevcut çelik tüketicisi sektörlerin yurtiçinde üretilen çelik girdisi ile daha sağlıklı bir şekilde desteklenmesini kolaylaştırarak, çelik kullanıcısı sektörlerin büyümelerine ve ihracatlarını arttırmalarına da katkıda bulunmaktadır.

Bu açıdan, çelik sektörünün ithal girdi ile de olsa üretimini sürdürmesi, ülke ekonomisi açısından ciddi katkılar sağlamaktadır. Türkiye’nin çelik üretiminde kullanılan hammaddelerde büyük ölçüde ithalata bağımlı bir konumda bulunmasına rağmen, üretim ve ihracat alanında göstermiş olduğu performansla dünyanın 8. en büyük üreticisi ve ihracatçısı; 2. en büyük uzun ürün ihracatçısı konumunda bulunması her türlü övgüyü hak etmektedir. Özellikle son yıllarda gösterdiği başarılı performansı sayesinde, demir çelik sektörü dünyanın en hızlı büyüyen çelik sektörleri arasında Çin ve Hindistan’ın ardından üçüncü sırada yer almaktadır. 

Türk çelik sektörü, 2011 yılında gerçekleştirdiği, hurda, demir cevheri, koklaşabilir kömür, ferro alyaj, pik demir ve sünger demir de dahil olmak üzere, 13.4 milyar dolar tutarında toplam hammadde ithalatı ve 1.5 milyar dolar tutarındaki yarı mamul ithalatı ile, 16.6 milyar dolar civarında çelik ihracatı yapmış ve yine yerli tüketici sektörlerin 16.6 milyar dolar tutarındaki çelik ihtiyacını karşılamıştır. Başka bir deyişle, çelik sektörü 15 milyar dolarlık hammadde ve yarı mamul ithalatı ile, 33 milyar dolar civarında değer yaratmış, 1.7 milyar dolar net ihracat yapmıştır.  Bu sayede demir çelik sektörünün, Türkiye ekonomisine net katkısı, 2010 yılındaki 13.6 milyar dolardan, 2011 yılında 18.3 milyar dolara yükselmiştir.

Ayrıca, çelik sektörünün hammaddesini ağırlıklı bir şekilde ithal ederek de olsa üretimini sürdürmesi ve  çelik kullanıcısı sektörleri desteklemesi, istihdamın ülkemizde yaratılmasına ve katma değerin ülkemizde kalmasına katkı sağlamaktadır. Bu yönüyle, demir çelik sektörünün ithal girdiye dayalı üretim yapması, Türkiye’nin dış ticaret açığının artmasına değil, tam tersine yurtiçinde katma değer yaratılarak üretilen ürünlerin ithal ikamesi sağlaması sayesinde, dış ticaret açığının azaltılmasına imkân sağlamaktadır. Hiç şüphesiz, yerli girdi tedariğinin arttırılmasını mümkün kılacak tedbirlerin uygulamaya aktarılması, sektörün ekonomiye katkısını daha da arttıracaktır. Ayrıca, bu değerlendirmeler yapılırken, sektörün hurda ve demir cevheri başta olmak üzere, yurtiçindeki girdileri azami ölçüde kullandığı ve yurtiçinden tedarik edemediği kısmı zorunlu olarak ithal ettiği hususlarının göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

2011 yılında elde ettiği % 17 oranındaki büyüme ile % 8.5 seviyesinde gerçekleşen ekonomideki büyümenin iki misli civarında bir performans gösterdiği, bu yıl da % 7 civarında beklenen büyüme ile, aynı performansı yakalayacağı hususları dikkate alındığında, çelik sektörümüzün Türkiye ekonomisinin büyümesine olan katkısı, net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.