Çelik Sektöründe 2017 Beklentileri Olumlu Tarih: 17 Ocak 2017

2016 yılının ilk yarısı ve ikinci yarısı, Türkiye’nin çelik üretimi ve tüketimi açısından farklı seyre sahne oldu. Yılın ilk yarısında ham çelik üretimi, girdi maliyetleri arasındaki hurda aleyhine olan dengesizlik ile dünya çelik üretimindeki arz fazlalığının baskısı altında kalırken, yılın ikinci yarısında demir cevheri ve kömür fiyatlarındaki artışın, elektrik ark ocaklı tesislere sağladığı nispeten avantajlı şartlara bağlı olarak, üretim artışı hızlandı. Yıla hızlı artışla giren tüketim ise, ikinci yarıda ekonomideki yavaşlamaya paralel olarak, ilk yarıdaki kazançlarını sıfırlayan bir noktada yılı tamamladı. 2016 yılında toplam ham çelik üretiminin % 5 civarında artışla 33 milyon tonun üzerinde, tüketimin ise, geçen yılın tüketimi ile benzer seviyelerde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.

Her ne kadar, son haftalarda entegre tesislerin girdi maliyetlerinde gevşeme ve hurda fiyatlarında artış eğilimi gözlense de, kısa süre içerisinde ciddi bir gerileme gerçekleşemeyeceğini, hurda fiyatlarının karşılaştırmalı olarak bir süre daha avantajlı konumunu sürdüreceğini ve bu durumun Türkiye’nin çelik üretimindeki artışı desteklemeye devam edeceğini öngörüyoruz.

Ancak geçmiş yılların kayıplarının telafi edilebilmesi için daha yüksek büyüme oranlarına ihtiyaç duyuyoruz. Hurda/demir cevheri maliyetlerinin makûl seviyelerde dengelenmiş olmasının ve Çin’in dünya çelik piyasalarında karşılaştığı keskin reaksiyon sonrasında, dampingli fiyatlar konusunda daha temkinli bir tutum sergilemeye başlamasının, Türkiye’nin çelik ürünleri ithalatının gerileme eğilimi içerisine girmesinin, sektörümüzün performansında belirleyici rol oynayacağını, ayrıca, 2017 yılında ertelenmiş yatırımların devreye girmesinin yurtiçi talepte ve üretimde artışı destekleyeceğini değerlendiriyoruz. Bu cümleden olarak, 2017 yılında, ham çelik üretiminin % 5 civarında artışla, 35 milyon tona ulaşacağını,  2016 yılında % 66 seviyesinde bulunan kapasite kullanım oranının, 2017 yılında üretimde beklenen artışla birlikte, % 69 seviyesine çıkacağını tahmin ediyoruz. 2012-2016 döneminde miktar açısından %17, değer açısından ise, % 38 oranında gerileyen Türkiye’nin çelik ürünleri ihracatının, 2017 yılından itibaren yeniden yükselme eğilimine gireceğini değerlendiriyoruz.

İhracattaki azalmanın durmuş ve ithalatın gerilemeye başlamış olması nedeniyle, 2016 yılında, son 3 yıldan bu yana düşüş gösteren çelik ürünleri ihracatının ithalatı karşılama oranının, yeniden yükselmeye başladığını gözlüyoruz. 2017 yılında, sektörün ihracatının yeniden artış eğilimine gireceğini, çelik ürünleri ithalatının ve iç tüketimde ithal ürünlerin payının azalacağını tahmin ediyoruz.

Çin’deki yüksek kapasitenin ve iç tüketimlerindeki düşüş sebebiyle, zaman zaman ihraç pazarlarda başvurulan dampingli satışların yarattığı baskının, Türkiye ve dünya çelik sektörü için tehdit unsuru olarak varlığını sürdüreceğini, ancak Çin’in, Türkiye dışında tüm büyük çelik ithalatçısı ülkelerden görmüş olduğu keskin reaksiyon sonrasında, eskisi kadar rahat davranamayacağını tahmin ediyoruz. Türkiye’nin bu konuda ısrarla yeterli tedbir almamasının, özellikle yassı sıcak ürünlerde daha fazla olumsuzluklara yol açmasından endişe duyuyoruz.

Yaşanan tüm ekonomik ve siyasi olumsuzluklara rağmen, ekonomideki büyümenin devam edeceğini, 2017 yılında Türkiye’nin, AB ile yaşamakta olduğu problemlerin, tarafların meseleye sağduyulu yaklaşmasıyla aşılacağını, ilişkilerdeki olumsuzlukların iki tarafın pozisyonlarını gözden geçirerek, karşılıklı beklentileri daha iyi değerlendirecek ve çıkmaza götürmeyecek bir yaklaşım benimsemeleri ile olumluya dönüşeceğini, bunun da hem üretim artışı hem de oluşacak ilave taleple, ekonomiye ve sektöre olumlu etkilerde bulunacağını değerlendiriyoruz.  

Bu cümleden olarak, 2016 yılında yaşanan duraklamadan sonra, 2017 yılında ekonomik büyümeye paralel bir şekilde, Türkiye’nin çelik tüketiminin yeniden artış trendine gireceğini; fiyatların ise, girdi maliyetlerindeki gevşemenin ve Çin’in kısmen piyasalardan çekilmesinin de etkisi ile, daha sürdürülebilir bir çerçeveye oturacağını, genel olarak çelik tüketiminin, 2017 yılında % 4 civarında artışla, 36 milyon ton seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz.

ABD’deki belirsizlik yanında, komşu ülkelerde son birkaç yıldır yaşanmakta olan kaos ortamının düzelmesine ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik gayretlerin kademeli bir şekilde olumlu sonuçlar vereceğini ve bu durumun, bölgemiz ekonomisini de olumlu yönde etkileyeceğini değerlendiriyoruz. Petrol üreticisi ülkelerin gelirlerindeki artışın, ertelenmiş yatırımların hayata geçirilmesine imkân sağlayacağını ve yaşanmakta olan sorunlara rağmen, 2017 yılının, sektörün büyüme yönünde gelişim göstereceği, olumlu bir yıl olacağını tahmin ediyoruz.

Diğer taraftan, 2016 yılının ikinci yarısından itibaren yükselmeye başlayan çelik fiyatlarının, 2017 yılında talepteki toparlanmaya, girdi maliyetlerindeki artışa ve Çin’in piyasalardaki ihtiyatlı pozisyonunu sürdürmesine bağlı olarak, yükseliş eğilimini koruyacağını tahmin ediyoruz. Hemen belirtmek gerekir ki, yakın bir gelecekte, kapasite, üretim ve tüketimindeki dalgalanmaların yol açtığı Çin’in dünya çelik sektörünü tehdit eden konumunda önemli bir değişiklik beklemiyoruz.

2017 yılında çelik sektörümüze üstün başarılar diliyoruz.