Çelik Sektöründe İhtiyatlı İyimserlik Tarih: 24 Kasım 2016

Türkiye’nin ham çelik üretimi, 2012 yılında 35.9 milyon ton ile zirvesine ulaştı. Ancak  sonraki 3 yıl boyunca gerileme eğilimi gösterdi. Öyle ki, 2015 yılında gerçekleştirilen üretim 2012 yılına kıyasla 4.4 milyon ton daha düşük bir seviyede kaldı.

İhracat da son 3 yıl boyunca gerileme eğilimini sürdürdü. Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ihracatı, miktar açısından 3.5 milyon ton, değer açısından ise 5.4 milyar dolar daha düşük bir seviyede gerçekleşti. Üretim ve ihracat gerilerken, son 3 yılda ithalat hızla artan bir performans sergiledi. İthalat miktar açısından 7.2 milyon ton, değer açısından ise 1 milyar doların üzerinde artış gösterdi. Sözkonusu negatif göstergelerle, ithal ürünlerin Türkiye’nin çelik tüketimindeki payı, % 60’a yaklaşırken, Türkiye’nin 20 milyon ton civarındaki kapasitesi atıl durumda kaldı ve 2001 yılından bu yana Türkiye çelik ürünlerinde ilk kez net ithalatçı pozisyonuna geçti. Çelik sektörümüz, 2016 yılına son yıllarda derinleşerek devam eden kayıpları telafi etme ve yeniden hızlı bir büyüme trendi başlatma ümidiyle girdi.

Bugün geldiğimiz noktada, 2015 yılında % 11.7 oranında artış gösteren yurtiçi tüketimin, 2016 yılında da sektörü desteklemeye devam ettiği gözleniyor. Her ne kadar yıla % 11’in üzerinde büyümeyle başlamış ve ilk çeyrekte % 9 civarında artış göstermiş olsa da, Türkiye’nin çelik tüketimindeki büyüme, sonraki aylarda yavaşlayarak, yılın ilk yarısı itibariyle % 6.3’e kadar gerilemiş bulunuyor.

Geçtiğimiz yılların kayıplarını telafi etme ümidiyle yıla başlayan çelik sektörümüzün, yılın ilk yarısında % 3.2 oranında üretim artışı sağladığı gözleniyor. İkinci yarıda da benzeri performansın gösterilmesi halinde, sektörün yılı % 4.5 oranında büyüme ve 33 milyon ton ham çelik üretimi ile kapatacağı değerlendiriliyor. Sözkonusu toparlanma geçmiş yılların kayıplarının telafi edilmesi açısından yeterli bir büyümeyi ifade etmese de, sektördeki negatif seyrin pozitife dönmesi açısından ümit veriyor.

Son yıllarda gerileyen çelik ürünleri ihracatının, bu yılın ilk yarısında artış eğilimi gösteremediği, ithalatın ise % 8.8 ile artış eğilimini sürdürdüğü, ihracatın ithalatı karşılama oranının % 92 seviyesinde kaldığı gözleniyor. Sektörümüzün toparlanmasında arzu edilen ivmenin yakalanamamasında, dünya çelik piyasalarındaki olumsuz koşulların önemli bir etkisi bulunuyor.

Dünyadaki kapasite/arz fazlalıkları ve bunun sonucunda büyüyen dampingli ihracatın yarattığı tahribat, sektörümüzün göstergelerini olumsuz yönde etkileyeme devam ediyor. Başta büyük çelik tüketicisi ülkeler olmak üzere, tüm dünyada dampingli ithalata karşı alınan önlemlerin, son dönemde hızla arttığı ve tüm ülkelerin pazarlarını koruma yarışına girdikleri gözleniyor. 2015 yılı tüm dünyada sektörün dampingli çelik ürünleri ithalatından en fazla zarar gördüğü yıl olarak geride kalmış bulunuyor. Dünyada kapılar birbiri ardına dampingli çelik ürünlerine kapatılırken, Türkiye piyasasının açık konumunu sürdürmesi, üretici kuruluşlarımızın karşı karşıya kaldıkları zararın derinleşmesine neden oluyor. Brezilya’nın Rusya menşeli HRC ithalatına karşı anti-damping soruşturması açması üzerine Rus üreticilerin, ‘Zaten Brezilya’ya 2015 yılında toplamda 86.000 ton HRC ihracatı yaptıklarını; Brezilya’nın açtığı önlemin kendileri çok büyük bir problem teşkil etmeyeceğini, bu miktarı rahatlıkla “geleneksel” pazarlarına yönelterek telafi edebileceklerini’ açıkladıkları biliniyor. Rus üreticiler için en iyi ve en yakın geleneksel pazarın Türkiye olduğu görülüyor. Türkiye yassı ürünlerde AB ve Ukrayna’nın açık ara en büyük pazarı konumunda bulunuyor. Bu arada, Çin’in Türkiye’ye yönelik ihracatı da katlanarak artmaya devam ediyor. Çin, Rusya ve Ukrayna gibi büyük çelik ihracatçısı ülkeler, Türkiye’yi her şekilde satış yapabilecekleri açık bir pazar olarak görüyor.

 Dünya genelinde artan dampingli çelik ihracatı ve bunun oluşturduğu tahribat ülkemizde ve tüm dünyada gözleniyor. Dünyada yaygınlaşan dampingli ve devlet destekli ihracat uygulamaları neticesinde, İngiltere’nin köklü çelik üreticileri SSI ve Tata Steel iflas etmiş, İtalya’da yerleşik Ilva tesisi satışa çıkartılmış, ABD’de yerleşik Essar Steel Minessota iflas başvurusunda bulunmuş, diğer entegre çelik üreticileri AK Steel ve US Steel zarar açıklamış bulunuyor. Dünyanın önde gelen demir cevheri üreticisi ve ihracatçılarından Brezilya’da yerleşik Usiminas’ın da iflas açıkladığı biliniyor. Dünya çelik sektörü, Güney Kore’de yerleşik Posco’nun dahi, tarihinde ilk kez zarar açıkladığı son derece zor bir dönemden geçiyor. Bu dönemde çelik üretim kapasitesine sahip tüm ülkeler, stratejik önem atfettikleri çelik sektörlerini korumak için olağanüstü tedbirler alıyor. Bu çerçevede Ekonomi Bakanlığımızın, 26 Temmuz 2016 tarihinde yaptığı “Ülkemiz açısından da stratejik önemi haiz olan demir-çelik sektörünün, ihtiyaç olması halinde gerek ticaret politikası savunma araçlarıyla, gerekse de ithalat rejimi çerçevesinde yapılacak düzenlemeler ile ithalatın zarar verici etkilerinden korunmasına devam edilecektir” açıklaması, sektörümüzün geleceği açısından ümit veriyor.