Çelik Sektöründe Kapasite Kullanım Oranı Dipte Tarih: 24 Kasım 2016

Yılın ilk çeyreğinde, AB’den bir takım olumlu sinyaller alınmaya başlansa da, halen kriz etkilerinin devam ettiği gözleniyor. Son veriler, piyasadaki belirsizlikler ve finansmana erişimdeki zorlukların sürmesinin, AB ekonomisini ve çelik tüketicisi sektörleri zorlamaya devam ettiğini, endüstriyel üretim ve işsizliğin de, AB’nin çelik tüketimini baskı altında tuttuğunu gösteriyor. 2012 yılında % 0.3 oranında daralan AB ekonomisinin, 2013 yılında da % 0.1 ile daralma eğilimini sürdürmesi, 2012 yılında % 5 oranında küçülen inşaat sektörünün, 2013 yıllında % 1.9 oranında daralmaya devam etmesi, 2012 yılında % 3.2 seviyesinde bulunan otomotiv sektöründeki küçülmenin, 2013 yılında % 3.7’ye yükselmesi; 2013 yılında reel çelik tüketiminin % 3 ve görünür çelik tüketiminin % 2 oranında gerilemesi yönündeki tahminler, bölgedeki sıkıntının bu yıl da süreceğine işaret ediyor.

Tüm göstergeler, AB çelik endüstrisinde durgunluğun 2013 yılında da devam edeceğine, bölgenin pozitif seyre ancak 2014 yılında kavuşabileceğine işaret ediyor. Ancak, 2012 yılının geneline kıyasla, 2013 yılının ilk çeyreği itibariyle AB piyasalarındaki daralma eğiliminin hafiflediği ve yıl boyunca bu daralmanın yavaşlayacağı tahmin ediliyor. AB piyasalarının dipten çıkma eğilimini sürdürmesi, başta yassı ürünler olmak üzere, ihracatımıza da olumlu bir şekilde yansımış ve yılın ilk çeyreğinde,  AB’ye yönelik yassı ürün ihracatımızın, % 187, diğer çelik ürünleri ihracatımızın ise, % 76 oranında artması sonucunu doğurmuş bulunuyor.

Toplam çelik ihracatımızın % 5.4, tüketimimizin, % 2 oranında artmasına rağmen, yılın ilk çeyreğinde üretimimizin % 5.9 oranındaki düşmesi ve kapasite kullanım oranının, 2012 yılının aynı dönemindeki % 77 seviyesinden % 69’a gerilemesi, ithalattaki hızlı yükselişten kaynaklanıyor. Yılın ilk çeyreğinde, Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ithalatının % 35 oranında arttığı gözleniyor. İthalat rakamlarına detaylı bir şekilde bakıldığında, toplam ithalatın % 44’ünün gerçekleştirildiği BDT bölgesinden yapılan ithalat miktarının  % 61 oranında yükseldiği, BDT bölgesi hariç tutulduğunda, Türkiye’nin ithalatındaki artışın % 20 seviyesinde kaldığı anlaşılıyor.

BDT bölgesinde ise, yılın ilk çeyreğinde Rusya’dan yapılan ithalatın % 93, Ukrayna’dan yapılan ithalatın ise, % 35 oranında artış gösterdiği anlaşılıyor. Türkiye’nin ham çelik üretimi % 5.9 oranında gerilerken, Ukrayna’nın ham çelik üretimini % 0.4 oranında arttırabilmiş olmasında, Türkiye’ye yönelik olarak gerçekleştirdiği ihraç satışlarındaki artışın da önemli bir etkisi bulunuyor.

MMK’nın yurtiçinde üretimi durdurmasına ilişkin açıklamaları, Türk çelik sektörünün daralan marjlar nedeniyle, uluslararası piyasada yaşadığı sıkıntıyı net bir şekilde ortaya koyuyor. Hal böyle iken, başta Dahilde İşleme Rejimi olmak üzere, ithalatı beslemeye devam eden politikaların aynen sürdürülmesi rahatsızlık yaratıyor. Türkiye’nin mevcut kapasitesini kullanamadığı bir durumda, komşu ülkelerdeki üretim ve istihdamı destekleyen yaklaşımların gözden geçirilmesine duyulan ihtiyaç daha fazla aciliyet kazanmış bulunuyor.

Dr. Veysel Yayan

Genel Sekreter