Çelik Sektörünün Hammadde Tedariği ve Ekonomiye Katkısı Tarih: 24 Kasım 2016

2013 yılında, 34.65 milyon tonluk ham çelik üretimi ile dünyanın en büyük sekizinci ham çelik üreticisi konumunda bulunan Türkiye, beklentilerin altında kalan bir performans göstermiştir. Özellikle dünya çelik üretiminin büyümeye devam ettiği bir dönemde, son yılların en hızlı büyüyen çelik sektörleri arasında yer alan Türk çelik sektöründeki gerileme eğilimi, rahatsızlık yaratmaktadır. 2013 yılında çelik sektörümüzün gerçekleştirdiği ham çelik üretiminin % 71’i temel olarak hurda tüketen elektrik ark ocaklı tesislerde; % 29’u da ağırlıklı bir şekilde demir cevheri tüketen entegre tesislerde gerçekleştirilmiştir.

Dünya genelinde çelik üretimine yönelik yatırımlar, ülkenin coğrafi konumu, yatırım maliyetleri ve maden rezervleri dikkate alınarak gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde de, mevcut demir cevheri rezervlerinin yetersiz miktarda ve düşük kalitede bulunması, ayrıca entegre tesislerin yatırım maliyetlerinin çok daha yüksek olması nedeniyle, temel olarak hurda tüketen elektrik ark ocaklı tesis yatırımlarına ağırlık verilmiştir. Esasen ülkemizde çıkartılan demir cevheri miktar ve kalite yönünden yeterli olmadığından, toplam ham çelik üretimi içerisinde yalnızca % 29 oranında paya sahip olan entegre tesislerin ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır.

Ayrıca, Türkiye’deki demir cevheri rezervlerinin tenörü düşük cevherden oluşması, işletim ve taşıma maliyetleri bakımından, cevher madenciliğini fizıbl olmaktan çıkartmaktadır. Yerli cevher tedariğinin sınırlı düzeyde kalmasında, yüksek tenörlü cevhere kıyasla, düşük tenörlü olan yerli cevherin lojistik maliyetleri yükseltmesinin de önemli bir etkisi bulunmaktadır. Özetle ifade etmek gerekirse, Türkiye’de çıkartılan demir cevherinin düşük tenörlü oluşu ve ülke içerisindeki taşıma maliyetlerinin yüksek seviyelerde bulunması, yerli demir cevheri kullanımını fizıbl olmaktan çıkarmaktadır. Bu nedenle, mevcut 3 entegre tesis, yerli cevher kullanımını arttırmaya yönelik çalışmalar yürütse de, demir cevheri ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü ithalat yolu ile karşılamaya devam etmektedir. 

2013 yılında Türkiye, 30.4 milyon ton civarındaki hurda tüketiminin 10.7 milyon ton civarındaki kısmını iç piyasadan karşılayabilmiştir. Son yıllardaki artış eğilimine rağmen, yerli hurda tüketiminin halen düşük seviyelerde kalması, Türkiye’de hurda toplama ve geri dönüşüm faaliyetlerinin yeterince oturtulamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Buna rağmen, hurda, cevher ve kömür gibi hammaddeler konusunda yurtiçi imkânlar azami ölçüde değerlendirilmektedir. Yalnızca yurtiçinden tedarik edilmeyen, eksik kalan girdi ihtiyacı ithalat yolu ile tedarik edilmektedir. Böylece, bir taraftan ihracat yapılmasını mümkün kılacak şekilde demir çelik üretimi yapılırken, diğer taraftan da ithal ikamesi yoluyla, 2013 yılında 31.3 milyon ton olarak gerçekleşen ve 2014 yılında ise 33 milyon tona ulaşması beklenen nihai çelik tüketimi, ağırlıklı olarak yurtiçi üretimle karşılanmaktadır. Demir çelik sektörü, hurdayı ekonomiye kazandırarak, çevrenin korunmasına sağladığı katkı yanında, doğal kaynakların israfının ve yüksek oranlı emisyonun da önüne geçmektedir.

Buna rağmen, Türkiye’nin, bir taraftan hurda üretiminin arttırılmasına, diğer taraftan da hurdaya alternatif girdiler üretilmesine yönelik çalışmalara hız kazandırması gerekmektedir. Esasen sektör kuruluşları da, yurtiçinden tedarik edilen girdi miktarının arttırılmasına yönelik olarak yoğun bir çaba göstermektedir. Bu açıdan, 19 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni teşvik mevzuatı, çok yönlü imkânlar sunmaktadır. Yeni teşvik paketi ile, Türkiye’deki, düşük tenörlü cevherlerin, yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından değerlendirilmesi, imkân dahiline girmiş bulunmaktadır. Bunun yanında, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanarak, Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nca onaylanan Girdi Tedarik Stratejisi’nde öngörülen eylemlerin hayata geçirilmesi ve Dahilde İşleme Rejimi’nin yurtiçi girdi tedariğini teşvik edecek bir çerçeveye oturtulması büyük önem taşımaktadır.  

Çelik sektörü, yurtiçi hurda toplama faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasını, bu sektörde faaliyet gösteren kuruluşlara ilişkin mevzuatın kolaylaştırılmasını ve Türkiye’deki hurdaların maksimum seviyede ekonomiye kazandırılmasını desteklemektedir. Sektör, yurtiçinde toplanan hurdaya erişimi zorlaştıran Çevre ve Şehircilik mevzuatının hurda firmalarına ve faaliyetlerine ilişkin getirdiği sınırlamaların makul bir çerçeveye oturtulması yönünde yoğun bir çaba sarfetmektedir.

Türkiye’nin hurda ithalâtının azaltılabilmesi için, Ekonomi Bakanlığı önderliğinde yürütülmekte olan Girdi Tedarik Stratejisi’ne de uyumlu olarak, iç piyasadan tedarik edilen hurda miktarının arttırılması hedeflenmektedir. 2012 yılı Haziran ayında açıklanan yeni teşvik paketi de, hurda, demir cevheri ve bazı ferro alyajlarda teşvik imkanlarını ortaya koymaktadır. Yeni teşvik mevzuatının, önümüzdeki yıllarda sözkonusu hammaddelerin yurtiçinden teminine yönelik yatırımların ve dolayısıyla yerli girdi tedariğinin artmasına imkân sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Türk çelik sektörü, 2013 yılında, hurda, demir cevheri, koklaşabilir kömür, ferro alyaj, pik demir ve sünger demir de dahil olmak üzere, 13.5 milyar dolar tutarında toplam hammadde ve ara mamul ithalatı yanında, yurtiçinin 21.1 milyar dolar tutarındaki çelik ihtiyacını karşılamış ve buna ilave olarak, 15.8 milyar dolar tutarında da ihracat gerçekleştirmiştir.

Diğer taraftan çelik ürünleri, otomotiv, metal ürünler, elektrikli ekipmanlar, ev aletleri gibi sektörlerin üretimi içerisinde de ihraç edilmektedir. Dünya Çelik Derneği’nin 2012 yılı verilerine göre Türkiye, dolaylı çelik ihracatı, 1.8 milyon tonu metal eşya, 1.7 milyon tonu otomotiv, 1.1 milyon tonu makine, 0.5 milyon tonu ev aletleri, 0.14 milyon tonu ulaşım sektörü olmak üzere, toplam 5.5 milyon ton seviyesinde dolaylı çelik ihracatı gerçekleştirmiştir. Otomotiv, beyaz eşya, makine gibi diğer sanayi ürünleri içerisinde ihraç edilen çelikler de dahil edildiğinde, sektörün Türkiye ekonomisine net katkısı, 20 milyar dolar seviyesini aşmaktadır.