Çelik Sektörünün Rekabet Gücünü Arttıracak Tedbir Arayışları Devam Ediyor Tarih: 24 Kasım 2016

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) düzenlediği “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2013” araştırmasının sonuçlarına göre, 2012 yılını kâr ile kapatan sektör, 2013 yılında zarar etti. Zarar ağırlıklı olarak, elektrik ark ocaklı kuruluşların rekabet gücündeki gerilemeden kaynaklandı. Sözkonusu veriler, 2009 yılındaki global finans krizinden bu yana sektörün kâr marjlarındaki daralmanın ve rekabet gücündeki zayıflamanın devam ettiğini ortaya koydu. Son yıllarda çelik sektörümüzün rekabet gücünde gözlenen zayıflamanın nedenleri ve bu konuda nelerin yapılabileceği hususu Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sanayi Genel Müdürlüğü organizasyonunda düzenlenen  ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın başkanlık ettiği “Türk Çelik Sektörü, Üretim Yöntemleri ve Teknolojik Yapılanmasının Rekabet Edebilirliğe Etkisi” konulu toplantıda masaya yatırıldı. 

Bakanlık bürokratlarının ve üye kuruluş üst düzey temsilcilerinin iştirak ettikleri çalıştayda, sektörün nereye gittiği, sektörün gelecekteki sürdürülebilir rekabet gücü açısından doğru yolda ilerleyip ilerlemediği, bu konuda kamunun ne şekilde sektörün önünü açabileceği, sektörün ve kamunun üzerine düşen görevlerin neler olduğu, bunların maliyetleri ve yapılabilirliği tartışıldı. Çalıştayın ana temasını, demir cevheri ile hurda fiyatları arasında demir cevheri lehine açılan marjın, elektrik ark ocaklı tesislerin rekabet gücü üzerindeki olumsuz tesirleri oluşturdu. Bu bağlamda, daha sürdürülebilir bir büyüme ve rekabet için, hurda tüketen elektrik ark ocaklı tesislerde, hurda girdisi kullanımına alternatif olabilecek demir cevherine dayalı ve elektrik ark ocaklarına doğrudan sıcak metal şarj edebilecek üretim teknolojileri üzerinde yoğunlaşıldı.

Toplantıda sektör kuruluşları yetkililerince, konunun esasen üretici kuruluşlar tarafından uzun yıllardır incelenmekte olduğu, önümüzdeki dönemde de yakından incelenmeye devam edileceği, bu tür bir oluşum için sermaye terakkümünün önem taşıdığı, özellikle 2009 yılındaki kriz sonrasında, sektörün kâr marjlarının ciddi oranlarda daraldığı ve mevcut kâr marjlarının bu boyutta bir yatırıma tahsis edilebilecek seviyede bir kâr oluşumuna imkân vermediği, pek çok üreticinin, yerleşkesinde mevcut tesislerine yeni ilaveler yapabilmek için ihtiyaç duyulan yeterli araziye sahip olmadığı, bu cümleden olarak, halihazırda sektörün rekabet gücünü olumsuz yönde etkileyen ve bir kısmı Türkiye Demir-Çelik Ve Demir Dışı Metaller Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2012-2016) içerisinde yer alan
• Sanayide kullanılan elektrik enerjisi girdi maliyetlerini azaltmaya yönelik çalışmaların yürütülmesi,

• Uygulamaya aktarıldığı 2007 yılının Nisan ayından bu yana 340 milyon dolar civarında tahsilat yapılan hurda ve cevher ithalatından çevre katkı payı alınması uygulamasına son verilmesi,

• Güvenli olmayan ve teknik mevzuata uygun olmayan ithal ve yerli ürünler için daha etkin denetimlerin yapılması, standartlara uymayan, sertifikasız ve kalitesiz ürün girişinin engellenmesi

• Bu amaçla, Çelik İhracatçıları Birliği’nce kurulması hedeflenen Matil Çelik AR-GE ve İnovasyon Merkezi Projesi’nin süratle hayata geçirilmesine destek verilmesi

• Dahilde İşleme Rejimi mevzuatının, mevcut hali ile yurtiçinden girdi tedariğini olumsuz yönde etkileyen yönlerinin giderilmesi,

• 2014 yılının Ocak-Mayıs döneminde 180.000 tonluk ithalatta kullanılan ve her ay kullanımı artan Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi (GKAİR) uygulamasının, ihtiyacın üzerinde kapasiteye sahip bulunan çelik sektörümüzün ürettiği ürünler için uygulanmaması,

• Katma değeri yüksek ileri teknoloji gerektiren ürünlerin üretilebilmesi, yerli girdi tedarik imkânlarının arttırılabilmesi ve hurdaya alternatif girdi üretiminin yapılabilmesi için, Türkiye-AKÇT Serbest Ticaret Anlaşması’nın sektöre devlet yardımlarını yasaklayan hükümlerinin revize edilmesi,

hususlarında öncelikli olarak adım atılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi ve  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık’a sektörün rekabet gücündeki azalmanın arkasındaki temel etkenlerin araştırılması konusuna göstermiş olduğu yakın ilgi ve hassasiyet için teşekkür edildi.

Çalıştayın son bölümünde, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın,

• Önümüzdeki dönemde mümkün olduğu ölçüde hurda bağımlılığının azaltılmasına imkân sağlayacak yüksek maliyetli olmayan yatırımların birlikte değerlendirilmesinin yararlı olacağı,

• BOF teknolojisine yönelik yatırımların herkesin gündeminde kalmasında fayda görüldüğü,

• Karadeniz, Akdeniz ve Ege bölgelerinde ölçek ekonomilerine dayalı bölgesel büyük yüksek fırınlı üretim tesislerinin kurulmasının mümkün olup olamayacağı hususunun, önümüzdeki dönemde yoğunlaşılacak konulardan birisi olduğu,

• Önümüzdeki dönemde daha dar kapsamlı toplantılarla elde edilen çıktıların detaylandırılacağı,

• Sektörün sözkonusu yatırımları yapması noktasında, kamunun hangi katkılarda bulunabileceğinin araştırılacağı

hususlarına vurgu yapması sektör kuruluşlarınca memnuniyetle karşılandı.

Türk çelik sektörünün, gelişen şartlar muvacehesinde, rekabet gücünü arttırmaya yönelik tüm alternatifleri değerlendirdiği bir ortamda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın, sektöre gösterdiği yakın ilgi gelecek açısından ümit veriyor. Sektör öncelikle, rekabet gücünü olumsuz yönde etkileyen ve dünya çelik sektöründe örneği bunmayan uygulamalara son verilmesini bekliyor.

Dr. Veysel Yayan

Genel Sekreter