Çetin Kaya: Dünyanın En Pahalı Enerjisini Kullanıyoruz, Üzerine Yüklü Miktarda Vergi Ödüyoruz Tarih: 24 Kasım 2016

28 Kasım 2012 tarihinde, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı (DOĞAKA) ve Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi organizasyonu ve Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD) işbirliği ile gerçekleştirilen Osmaniye Demir Çelik Paneli’nin “Bölgemizde Demir Çelik Sektörünün Büyüme Fırsatları” başlıklı ikinci oturumunun üçüncü konuşması Yolbulan Baştuğ Metalurji Genel Müdürü Çetin Kaya, 2 milyon ton/yıl ham çelik üretim kapasitesi ile, Türkiye’nin ilk 5 büyük üretici arasında yer aldıklarını, üretimin %50’den fazlasını 80’in üzerinde ülkeye ihraç ettiklerini ve dünyada teleskopik elektrik ark ocağını kullanan ilk tesis olduklarını belirtti.

2011 yılında Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 39. sırada, özel sektör sıralamasında 34. sırada yer aldıklarını, ISO 500 listesinde, şirket merkezi Osmaniye bulunan tek firma olduklarını belirten Kaya, Doğu Akdeniz bölgesinde faaliyet gösteren çelik üreticilerinin 10.000 doğrudan ve 50.000 dolaylı istihdam yarattığını açıkladı.

Dünya Ekonomik Forumu Küresel Rekabetçilik Raporu’na göre, Türkiye’nin ‘emek piyasalarında etkinliğinin arttırılması’ ve ‘inovasyon’ alanlarında dünya ortalamasının altında kalmış olduğuna ve bu konularda hem çelik sektörünün hem de ekonomiyi oluşturan tüm bileşenlerin kendisini geliştirmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, bölgemiz demir çelik sektörünün büyüme ve rekabet edebilirlik gücünün arttırılarak küresel oyuncu haline gelebilmesi için; altyapı dönüşümlerinin yapılması ve yüksek katma değer yaratan ürünlerin üretilmesine geçişin önemli olduğunu; kalifiye insan gücü altyapısının geliştirilmesi için, Meslek Liseleri, Meslek Yüksek Okulları ve Üniversitelerin rekabet edebilir düzeyde olacak şekilde yeniden yapılandırılması, desteklenmesi, geliştirilmesi gerektiğini ve Üniversite Sanayi işbirliklerinin sağlanmasının, inovasyon aşamasına geçilmesi açısından önemli olduğunu belirtti.

“Avrupa Birliği ile yapılan ‘AKÇT Anlaşması’ gereği, demir çelik sektöründe yatırım ve üretim aşamalarında herhangi bir devlet teşviki uygulaması bulunmuyor. Demir-çelik ürünleri, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de dayanıklı tüketim malları ve yatırım malları endüstrilerinin ana girdisidir. Bir ülkenin çelik üretim ve tüketim düzeyi, o ülkedeki refahın ve gelişmişliğin en önemli göstergelerinden birisi olarak kabul ediliyor. Bu nedenle tüm dünyada stratejik sektör olarak kabul gören demir çelik sektörünün gelişmesi için temel eksikliklerin giderilmesi ve rekabetçiliğini destekleyecek her türlü önlemin alınmasına şiddetle ihtiyaç duyuluyor. Sektörün zayıf yönleri ve tehditlerin ağır bastığı son dönem rekabet şartlarında, sektörün önünü açıcı tedbir ve eylemlere şiddetle ihtiyaç duyuluyor. Bunların en başında maliyeti arttırıcı enerji, hammadde fiyatları, sektörle ilgisi olmayan kamusal yükler ve özellikle lojistik altyapı yetersizliği geliyor” şeklinde konuşan Kaya, dünyanın en pahalı elektrik enerjisi kullanan ülkelerinden birisi olduğumuzu, en önemli rakiplerden Rusya’da yerleşik çelik üreticilerine kıyasla, enerji maliyetlerinin ton başına 50 $ daha yüksek bir seviyede bulunduğunu, elektrik enerjisi üzerinde TRT Payı, Belediye Vergisi gibi sektörle ilgisi olmayan % 4 oranında fon bulunduğunu, 2011 yılında, orta ölçekli bir demir çelik üreticisinin elektrik enerjisi üzerindeki ilave vergiler nedeniyle 6 milyon TL; elektrik enerjisi üzerindeki perakende satış hizmet bedeli ve öngörülemeyen ücretler gibi sektörle ilgisi olmayan dolaylı giderler kapsamında 2.5 milyon TL ve çevre katkı payı adı altında 6 milyon TL ödeme yaptığını ve sözkonusu kesintilerin sektörün rekabet gücünü sınırlandırdığını ve büyüme hızını yavaşlattığını vurguladı.

Yıllık 16.4 milyon ton ham çelik üretim kapasitesine sahip olan Doğu Akdeniz bölgesinin, hurda tüketim kapasitesinin ise, 13.5 milyon ton/yıl seviyesinde bulunduğunu, yerli hurdaya kolay, ucuz ve istenen miktar ve kalitede ulaşılamadığını, Aliağa’da kurulu bulunan gemi söküm merkezine benzer tesislerin İskenderun bölgesinde de kurulmasının, yerli hurda tedarik imkânlarını arttıracağını belirten Kaya, sektörün sorunları ile ilgili olarak,

· “Bölge sanayimiz enterkonnekte sistemden elektrik alıp kullanırken diğer demir çelik bölgelerine göre TEİAŞ’a daha fazla iletim ücreti ödemektedir. Bu durum bölgemizdeki demir çelik üretimi açısından haksız rekabete yol açmakta ve yeni yatırımlar açısından bölgeyi olumsuz etkilemektedir.

· Global Rekabet Şartlarında; işletmeler müşteri kalite beklentileri üzerinde üretim yaparken, ürünleri müşterilerine en kısa, güvenilir ve ucuz yoldan ulaştırmak zorundadırlar.

· Maliyet avantajının yanı sıra ürüne kolay ulaşabilme imkanı, müşteriler için vazgeçilmez iki bileşeni oluşturmaktadır. Bu bağlamda bölge lojistik imkânlarına bakıldığında altyapısal olarak geliştirmeye açık bir çok alan bulunmaktadır.

· Karayolları, altyapı olarak yüksek tonajlı taşımacılığa elverişli değildir.

· Mevcut Karayolları, betonarme üzerine asfalt yol tipine çevrilerek mevcut durum itibariyle 23 ton olan taşıma kapasitesi arttırılmalıdır.

· Bölge Limanlarına ve OSB’lere kolay ve direkt bağlantı eksikleri giderilmelidir.

· TEM kullanımının bölge sınırları içerisinde ücretsiz hale getirilerek E5 ‘teki trafik yoğunluğunun azaltılması sağlanmalıdır.

· Yetersiz ve maliyetli karayolu taşımacılığı sektörümüz başta olmak üzere bir çok üreticinin rekabet şartlarını zorlarken, müşteri ve hammaddeye hızlı ve kolay erişimin önünde bir engel olarak durmaktadır.

· Lojistik ihtiyaçlarının %65’ni limanlar aracılığı ile karşılayan özellikle Osmaniye Bölgesi Sektör kuruluşları, taşımacılık maliyetlerinde rekabetçi yapıya kavuşma anlamında Yumurtalık Bölgesi gibi alanlarda Yeni Liman Yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca mevcut yapıda Limanlara direkt erişim bağlantısını sağlayacak karayolu bağlantı eksikliği de ayrı bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.

· Çelik tüketim pazarları her yıl gelişen IRAK, İRAN ve SURİYE gibi yakın komşularımız ile demiryolu ticari bağlantıların zayıflığı, ek maliyetin yanı sıra ürünlerin müşteriye zamanında ulaştırılması noktasında da sıkıntılara neden olmakta, kısacası rekabetimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle Demiryolu bağlantısının

Türkiye-İran arası VAN Gölü geçişinin feribotlar ile yapılması ile oluşan 15 USD/ton,

Türkiye-Irak arası ticaretin ise Nusaybin’den Suriye Transit Geçişi ile Irak’a bağlanması ile oluşan 20 USD/ton,

ilave maliyetler ürünlerimizin rekabet gücünü düşürmektedir.

· Bölgede sektör geliştikçe özellikle kalifiye eleman tedarikinde firmalar gün geçtikçe daha fazla sıkıntı yaşamaktadırlar. Bu sıkıntı ancak komşu şehirler arası ulaşım probleminin çözümü ile aşılabilir. Özellikle Mersin-Adana-Osmaniye-İskenderun-Maraş-Antep gibi iller arası insan taşımacılığına yönelik hızlı ve ucuz hafif raylı sitem çözümleri istihdama katkı sağlarken, istenen miktarda kalifiye elemana ulaşımda da büyük bir çözüm olacaktır.

· Yeni yatırım alanlarının tahsisinde bürokratik süreçler hızlandırılmalıdır.

· Büyük Sanayi yatırımlarına karar veren firmalar yer ihtiyacı taleplerinin sonuçlandırılma süreci uzun süreler almaktadır. Süreçler kısaltılmalı ve hızlandırılmalıdır.

· Bölge OSB’lerin TEM ve limanlara direkt bağlantı kolaylığının sağlanması gerekmektedir” şeklinde sözlerini tamamladı.