Dahilde İşleme Rejimi İthalatı Arttırıcı Fonksiyon İcra Ediyor Tarih: 24 Kasım 2016

28 Ocak 2015 tarihinde 7 ülkeden yapılan bazı sıcak haddelenmiş ürünlerin ithalatına karşı açılmış bulunan soruşturmada, geçici önlem nihayet belli oldu. Çinli üreticiler için % 16 seviyesinde damping marjı belirlenirken, diğer üreticiler için % 10’un altında kalınması, Rusya, Ukrayna ve Romanya’daki bazı üreticiler için negatif damping marjlarının belirlenmiş olması yadırgandı. Fransa, Ukrayna ve Romanya’dan yapılan ithalat ise, geçici önlem kapsamı dışında tutuldu.

İthalatta devam eden yüksek artışlar çelik sektörümüzün karşı karşıya kaldığı tehdidi net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu yılın ilk 7 aylık döneminde, Çin Halk Cumhuriyeti’nden yapılan yassı ürün ithalatı, % 323 oranında artışla, 133.000 tondan, 563.000 tona ulaşmış bulunuyor. Çin’den yapılan soruşturma kapsamındaki sıcak haddelenmiş sac ithalatının ise, devam eden soruşturmaya rağmen geçen yılın aynı dönemine kıyasla % 4800 oranında artışla, 8.000 tondan, 384.000 tona yükseldiği gözleniyor. Geçici önlem kapsamında yer almayan Rusya’dan yapılan sıcak haddelenmiş sac ithalatının da % 92 oranında artışla, 382.000 tondan, 735.000 tona, Romanya’dan yapılan ithalatın % 165 oranında artışla, 54.000 tondan, 143.000 tona ulaştığı görülüyor.

Ocak-Temmuz döneminde, soruşturma konusu ülkelerden yapılan 1.97 milyon tonluk sıcak haddelenmiş sac ithalatının 905.000 tonluk kısmı Dahilde İşleme Rejimi (DİR) çerçevesinde gerçekleştirilmiş bulunuyor. Soruşturma ülkelerinden yapılan sıcak sac ithalatı içerisinde DİR’in payının geçen yılın aynı dönemindeki % 30’dan % 46’ya çıkmış olması, soruşturma nedeniyle, ithalatçıların DİR’i kullandıklarını gösteriyor.

Temmuz ayına ilişkin dış ticaret verileri, çelik sektörümüzün giderek daha fazla ithal girdilerle çalışmaya başladığını ortaya koyuyor. Temmuz ayında % 93 oranında artışla, 720.000 ton civarında yarı ürün ve 750.000 ton civarında yassı ürün olmak üzere, toplam 1 milyon 674 bin ton çelik ürünü ithal edilmiş olması, Türk ekonomisinin ithal girdiye bağımlı yapısının sürdürülemez bir noktaya geldiğini ortaya koyuyor.

İthalatı teşvik edici bir fonksiyon icra eden Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yapılan ithalatın artması, çelik ürünlerinde dış ticaret dengesini de olumsuz yönde etkiliyor. Ocak-Temmuz döneminde, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yapılan çelik ithalatı % 66 oranında artışla, 3.18 milyon tondan, 5.28 milyon ton seviyesine ulaşmış bulunuyor. Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yapılan ithalattaki 2.1 milyon tonluk artışın, ihracat rakamlarına yansımamış olması, tersine ihracatın 10.8 milyon tondan, % 9.6 oranında düşüşle, 9.76 milyon tona gerilemiş olması, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 3.1 milyon ton açık oluştuğunu ve bu yönüyle ihracatı değil, ithalatı teşvik eden Dahilde İşleme Rejimi uygulamasının, yurtiçi girdi tedariğini teşvik edecek şekilde yeniden ve süratle gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Temmuz ayında, çelik ürünleri ihracatımız % 5.1 oranında düşüşle, 1.30 milyon ton seviyesinde gerçekleşirken, ithalatın % 62 oranında artışla, 1.67 milyon tona ulaştığı görülüyor. Geçtiğimiz yıl % 150 seviyelerinde seyreden ve bu yılın başından itibaren hızla olumsuzlaşan dış ticaret dengesinin, Temmuz ayında %82’ye kadar gerilemiş olması, Türkiye’nin çelik ürünlerinde önemli bir net ithalatçı konumuna geldiğini gösteriyor. Türkiye çelik ithalatını hızla arttırırken, Ocak-Temmuz dönemi itibariyle, kurulu kapasitesinin yalnızca % 64 oranındaki kısmını kullanabiliyor.

Tüm ülkeler, sanayinin girdi üreticisi vasfıyla stratejik sektör olarak gördükleri çelik sektörlerini korumaya yönelik aktif tedbirler alırken, Türkiye’nin bu konuda yavaş kalması ve girdi maliyetlerini düşürücü tedbirler almaması, çelik sektörünün göz göre göre kan kaybetmesine seyirci kalınması anlamına geliyor. Kurulu kapasitesinin % 36 oranındaki kısmı atıl durumda kalırken, mevcut olumsuz ekonomik ve dış ticaret göstergelerine rağmen, Türkiye’nin çelik ürünleri ithalatını arttırma lüksü bulunmuyor.

Çelik sektörünün içerisinde bulunduğu olumsuzluk, cari işlemler dengesine de yansıyarak, ekonominin görünümünü bozuyor.  Hiçbir gerekçe, gelinen noktayı izah etmeye yetmiyor. Girdi maliyetlerini düşürecek acil tedbirler başta olmak üzere, sektörün teknolojik dönüşümünü hızlandıracak tedbirlerin daha fazla zaman kaybetmeksizin uygulamaya aktarılmasına ihtiyaç duyuluyor.