Dahilde İşleme Rejimi Mevzuatı Gözden Geçirilmeli Tarih: 24 Kasım 2016

Cari denge, Türkiye ekonomisinin kırılgan noktası olmaya devam ediyor. 2011 yılında % 60.8 oranında artışla, 77.9 milyar dolar seviyesine ulaşan Türkiye’nin cari işlemler açığının, 2012 yılının Ocak ayında da 6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi rahatsızlık yaratıyor. Rakkamlar, 2011 yılına kıyasla bir miktar gerileme yaşansa da, 2012 yılında da, cari açığın yüksek seyrini sürdüreceği intibaını veriyor. Global enerji fiyatlarındaki yükseliş eğilimi, cari açığın yüksek seyrinin en önemli sorumlusu olarak gösterilmekle birlikte, Türkiye’nin sözkonusu açığın azaltılması konusunda elinde bulunan enstrümanları daha etkili bir şekilde değerlendirmesi bekleniyor. 

2010 yılında gerçekleşen % 53 oranındaki artışın ardından, Türkiye’nin slab üretimi 2011 yılında da % 33 oranında artışla, 9.7 milyon ton; benzer şekilde, yassı çelik ürünleri üretimi de 2010 yılındaki % 50 oranındaki artış sonrasında, 2011 yılında % 37 oranında artışla, 9.08 milyon ton seviyelerine ulaşmış bulunuyor.

Yurtiçi girdi tedariği konusunda sarfedilen çabalar, ne yazık ki Türkiye’nin ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilecek düzeye ulaşmış bulunan yassı ürün kapasitelerinin değerlendirilmesine yeterince yansıtılamıyor. Bu durum,  Türkiye’nin yassı çelik üretimindeki artışın, yassı ürün ithalatında önemli bir azalış imkânı sağlayamamasında, müşahhas ifadesini buluyor. 

Ocak ayında, ithalât baskısı altında kalan Türkiye piyasasında faaliyet gösteren yassı çelik üreticilerinin, temel ihraç pazarlarındaki durgunluk nedeniyle, ihracatta da ciddi güçlüklerle karşılaştıkları gözleniyor. Öyle ki, Ocak ayında Türkiye’nin yassı çelik ürünleri ihracatı % 32 oranında düşüşle, 84.000 tona gerilerken, ithalatı % 16 oranında artışla 489.000 tona ulaşmış bulunuyor. Mevcut şartlar, Türkiye’nin yassı çelik kapasitesini kullanmasını da olumsuz yönde etkiliyor. Ocak ayında, % 10.4 seviyesinde gerçekleşen yassı ürün üretimindeki artışın, uzun ürünlerde gözlenen % 15.7 ve toplam ham çelik üretimnde yaşanan % 14.4 oranındaki artışın da gerisinde kaldığı ve Ocak ayında, bir önceki yılın Ocak ayına kıyasla, Türkiye’nin yassı ürün tüketiminde yaşanan % 21.8 oranındaki artışın, ağırlıklı bir şekilde ithal ürünler ile karşılandığı anlaşılıyor.

Milyarlarca dolar kaynak tahsisi ile oluşturulan üretim kapasitesinin ihtiyacı karşılayabilecek düzeye ulaşmış olmasına rağmen, yassı çelik ithalatında önemli bir düşüş elde edilememiş olması, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) uygulamalarının, üretici kuruluşlara sağladığı avantajların, amacı dışında kullanabilmesini mümkün kılan esneklikten kaynaklanıyor. DİR mevzuatının, oluşan yeni şartlara göre revize edilmemesi ve Türkiye’nin yassı çelik üretim kapasitesinin, ihtiyacın dörtte birine cevap verdiği dönemin şartlarına göre oluşturulan mevzuatın aynen muhafaza edilmesi, alışkanlıkların kırılmasını zorlaştırıyor.

Cari açığın kapatılmasında ciddi bir fırsatın değerlendirilmemesi anlamına gelen bu durum, Türkiye’nin, DİR kapsamında kalitesiz ürünlerin ithal edilip iç piyasaya satıldığı ve yurtiçinden temin edilen kaliteli ürünler ile, ihracat taahhütlerinin kapatıldığı kontrolsüz bir pazara dönüşmesi sonucunu doğuruyor.

DİR uygulamasının en azından, amacı doğrultusunda ve DİR kapsamında vergisiz ithal edilen ara mamûllerin ihraç edilen ürünlerde kullanılmasını mümkün kılacak bir çerçeveye oturtulmasına ihtiyaç duyuluyor. Mevcut durumda, DİR’den yararlanılarak vergisiz ithal edilen ara mamûllerin iç piyasaya satılması ve iç piyasadan tedarik edilen ara mamuller kullanılarak üretilen ürünlerin ihraç edilmesi suretiyle, DİR belgelerinin kapatılması, Türkiye yassı çelik piyasasında çok yönlü zarara yol açıyor.

Diğer taraftan, cari açığın azaltılmasında, en büyük tasarruf yapılacak kalemlerden birisinin gözardı edilmesi, bu konudaki çabaların inandırıcılığı ile birlikte, yassı ürünlerin üretimine yönelik yeni yatırımları da, olumsuz yönde etkiliyor. Çelik sektörümüzün üzerine düşeni fazlası ile yaptığı, Türk ekonomisinin gelişmesinde zincirin en zayıf halkası rolünü icra eden ve elde edilen büyük başarılara gölge düşüren cari açık konusunda, daha kararlı bir yaklaşıma ihtiyaç duyuluyor.