DÇÜD Aylık Demir Çelik Sektörü Değerlendirmesi – Ekim 2012 Tarih: 24 Kasım 2016

Eylül ayında, Türkiye’nin ham çelik üretiminin, Ağustos ayındaki seviyesine kıyasla, % 0.3; geçen yılın aynı ayına kıyasla ise, % 1.9 oranında artışla, 3.05 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir. Ocak-Eylül döneminde, Türkiye’nin çelik üretimi, yılın ilk yarısında elde edilen yüksek performans sayesinde, % 8.4 civarında artışla, 27.15 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. Baz etkisinin hafiflemesi nedeniyle, Ocak-Ağustos döneminde % 9.2 seviyesinde bulunan üretim artışı, % 8.4 seviyesine gerilemiştir.

Yılın ilk 8 aylık döneminde, ağırlıklı bir şekilde inşaat sektörü tarafından tüketilmekte olan uzun ürün üretimi % 13.7 oranında artarken, olumsuz fiyat koşulları nedeniyle, artan kapasiteye rağmen, yassı ürün üretimi % 1.3 oranında gerilemiştir. Yassı ürünlerde kapasite kullanım oranı, % 57 seviyelerinde kalmıştır.  Tüketim tarafında ise, uzun ürün tüketimi % 8.8 oranında artışla, 9.67 milyon tona ulaşırken, yassı ürün tüketimi % 6.7 oranında artışla, 8.94 milyon tona yükselmiştir. 5 Ekim 2012 tarihi itibari ile başlatılan kentsel dönüşüm çalışmalarına hız kazandırılmasının, önümüzdeki dönemde iç piyasada inşaat demiri tüketimini olumlu yönde etkileyeceği ve % 78 civarında seyreden sektörün kapasite kullanım oranlarının, orta vadede kademeli bir şekilde artmasına katkıda bulunacağı değerlendirilmektedir.

Fiyatların geçen yılın aynı dönemlerine kıyasla önemli ölçüde gerilemiş olması sayesinde, ihracat miktarları artarken, ihracat değerlerindeki artışın sınırlı seviyede kaldığı ve bazı durumlarda gerilediği gözlenmektedir. Ağustos ayında, toplam demir çelik ürünleri ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla, baz etkisinin de katkısıyla, miktar açısından % 32.9 oranında artışla, 1.78 milyon tona; değer açısından ise, % 10.8 oranında artışla, 1.45 milyar dolara ulaşmış bulunmaktadır. Ağustos ayında, % 20.6 oranında gerileyen yassı ürünler, ihracatında düşüş gözlenen tek ürün grubu olmuştur. Ağustos ayında, toplam demir çelik ürünleri ithalatı ise, miktar açısından % 9.8 oranında artışla, 973.000 tona yükselirken; değer açısından, % 11.4 oranında düşüşle, 890 milyon dolara gerilemiştir.

Ocak-Ağustos döneminde, çelik ürünleri ihracatı % 5 oranında artışla, 11.53 milyar dolara yükselirken, ithalatın % 7 oranında düşüşle, 7.34 milyar dolara gerilemesi sayesinde, ihracatın ithalatı karşılama oranı, geçen yılın aynı dönemindeki % 139 seviyesinden % 157’ye yükselmiştir. Buna rağmen, AB’nin içerisinde bulunduğu borç krizinin, bölgenin talebini hızla zayıflatması, AB’ye yönelik toplam demir çelik ürünleri ihracatının, geçen yılın aynı dönemine kıyasla % 37 oranında düşüşle, 2.03 milyar dolara gerilemesine yol açmıştır. AB’den yapılan toplam demir çelik ürünleri ithalatı ise, bölgenin tüketimindeki düşüşün AB üreticilerini ihraç pazarlarına yönlendirmesi nedeniyle, 3.58 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu durum, AB’den yapılan net demir çelik ürünleri ithalatının, 3 mislinin üzerinde artışla, 486 milyon dolardan, 1.55 milyar dolara çıkmasına neden olmuştur.

Geçici İMMİB verilerine göre, Eylül ayında Türkiye’nin toplam demir çelik ürünleri ihracatı, miktar açısından % 11.9 oranında artışla, 1.64 milyon tona ulaşırken, değer açısından, % 2.7 oranında düşüşle, 1.34 milyar dolara gerilemiştir. Sözkonusu ihracat ile, demir çelik ürünleri Türkiye’nin toplam ihracatının % 11.7 oranındaki bölümünü oluşturmaktadır.

Global talepteki durgunluk ve piyasaların geleceğine ilişkin belirsizlikler nedeniyle, Eylül ayında 90 $/ton seviyesine kadar gerileyen demir cevheri fiyatlarının, yeniden 110 $/ton seviyesinin üzerine çıkmasının, ağırlıklı bir şekilde demir cevheri ile üretim yapan Çinli çelik üreticilerinin maliyetlerini yükselterek, bölgemiz pazarlarındaki etkinliğini sınırlandıracağı ve bu durumun, üretim ve ihracatımızın artmasına olumlu etkide bulunacağı tahmin edilmektedir.

Ancak 1 Ekim 2012 tarihi itibariyle, sanayi tüketicileri için elektrik enerjisi fiyatlarına yapılan % 4.03 ve doğalgaz fiyatlarına yapılan % 9.8 oranındaki zammın, azalan talep nedeniyle rekabetin keskinleştiği ihraç pazarlarda, Türk çelik sektörünün rekabet gücünü ve üretimini sınırlayıcı bir etki yaratabileceği değerlendirilmektedir. Türk çelik sektörünün ihraç pazarlarda rekabet gücünü sürdürebilmesini teminen, konut ile sanayi arasındaki elektrik enerjisi fiyatları AB ülkelerindeki seviyelere gelene kadar, sanayiye yönelik enerji fiyatlarına zam yapılmamasına ve hafta sonlarında gece tarifesi uygulanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Diğer taraftan, Türkiye’nin yassı çelik tüketiminin % 6.7 oranında artış göstermiş olmasına rağmen, üretimin % 1.3 oranında gerilemiş olması ve kurulu kapasitenin yalnızca % 57 oranındaki kısmının kullanılabilmesi, iç piyasada ithal ürünlerin ağırlığının artmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.

Önümüzdeki aylarda, piyasaların görünümüne ilişkin belirsizliklerin ortadan kalkmasının, talep ve fiyatların kademeli bir şekilde iyileşmesine katkıda bulunarak, çelik sektörünün üretim ve ihracatında artış imkânı sağlayacağı ve sektörün yıl sonu itibariyle, 37 milyon ton civarında ham çelik üretimi, 35 milyon ton civarında nihai çelik ürünleri üretimi ve 17.5 milyar dolar civarında çelik ihracatı gerçekleştireceği tahmin edilmektedir.