Dünya Çelik Sektöründe Korumacılık Derinleşiyor Tarih: 24 Kasım 2016

2016 yılının ilk yarı göstergeleri belli oldu. Geçtiğimiz yılların kayıplarını telafi etme ümidiyle yıla başlayan çelik sektörümüzün, yılın ilk yarısında % 3.2 oranında üretim artışı sağladığı gözleniyor. Çelik tüketiminde yüzde 6,3’lük artışa rağmen üretim artışının % 3,2 seviyesinde kalması, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, yurt içi talebin giderek artan oranlarda ithalat yolu ile karşılandığını ortaya koyuyor.

Son yıllarda gerileyen çelik ürünleri ihracatının, bu yılın ilk yarısında artış eğilimi gösteremediği, ithalatın ise % 8.8 ile artış eğilimini sürdürdüğü, ihracatın ithalatı karşılama oranının % 92 seviyesinde kaldığı gözleniyor.

Dünyadaki kapasite/arz fazlalıkları ve bunun sonucunda büyüyen dampingli ihracatın yarattığı tahribat, sektörümüzün göstergelerini olumsuz yönde etkileyeme devam ediyor. Başta büyük çelik tüketicisi ülkeler olmak üzere, tüm dünyada dampingli ithalata karşı alınan önlemlerin, son dönemde hızla arttığı ve tüm ülkelerin pazarlarını koruma yarışına girdikleri gözleniyor. 2015 yılı tüm dünyada sektörün dampingli çelik ürünleri ithalatından en fazla zarar gördüğü yıl olarak geride kalmış bulunuyor. Dünyada kapılar birbiri ardına dampingli çelik ürünlerine kapatılırken, Türkiye piyasasının açık konumunu sürdürmesi, üretici kuruluşlarımızın karşı karşıya kaldıkları zararın derinleşmesine neden oluyor. Brezilya’nın Rusya menşeli HRC ithalatına karşı anti-damping soruşturması açması üzerine Rus üreticilerin, ‘Zaten Brezilya’ya 2015 yılında toplamda 86.000 ton HRC ihracatı yaptıklarını; Brezilya’nın açtığı önlemin kendileri için çok büyük bir problem teşkil etmeyeceğini, bu miktarı rahatlıkla “geleneksel” pazarlarına yönelterek telafi edebileceklerini’ açıkladıkları biliniyor. Rus üreticiler için en iyi ve en yakın geleneksel pazarın Türkiye olduğunun unutulmaması gerekiyor. Türkiye yassı ürünlerde AB ve Ukrayna’nın açık ara en büyük pazarı konumunda bulunuyor. Bu arada, Çin’in Türkiye’ye yönelik ihracatı da katlanarak artmaya devam ediyor. Çin, Rusya ve Ukrayna gibi büyük çelik ihracatçısı ülkeler, Türkiye’yi her şekilde satış yapabilecekleri açık bir pazar olarak görüyor.

Dünya genelinde artan dampingli çelik ihracatı ve bunun oluşturduğu tahribat, ülkemizde ve tüm dünyada gözleniyor. Dünyada yaygınlaşan dampingli ve devlet destekli ihracat uygulamaları neticesinde, İngiltere’nin köklü çelik üreticilerinden SSI iflas etmiş, Tata Steel İngiltere’deki bazı operasyonlarını satma kararı almış, İtalya’da yerleşik Ilva tesisi satışa çıkartılmış, ABD’de yerleşik Essar Steel Minessota iflas başvurusunda bulunmuş, diğer entegre çelik üreticileri AK Steel ve US Steel zarar açıklamış bulunuyor. Dünyanın önde gelen demir cevheri üreticisi ve ihracatçılarından Brezilya’da yerleşik Usiminas’ın da iflas açıkladığı biliniyor. Dünya çelik sektörü, Güney Kore’de yerleşik Posco’nun dahi, tarihinde ilk kez zarar açıkladığı son derece zor bir dönemden geçiyor. Bu dönemde çelik üretim kapasitesine sahip tüm ülkeler, stratejik önem atfettikleri çelik sektörlerini korumak için olağanüstü tedbirler alıyor. Dünya genelinde uygulamaya aktarılan koruma tedbirleri inanılmaz bir hızda artış göstermeye devam ediyor.  

Son olarak ABD’nin, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 7 ülkeye sıcak haddelenmiş sac ürünleri ithalatı için almış oluğu damping ve telafi edici işlem vergisi kararları, Türkiye’nin benzeri tedbirleri alma konusunda daha fazla hareketsiz kalmaması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Bu çerçevede, Ekonomi Bakanlığımızca, 26 Temmuz 2016 tarihinde yapılan “Ülkemiz açısından da stratejik önemi haiz olan demir-çelik sektörünün, ihtiyaç olması hâlinde gerek ticaret politikası savunma araçlarıyla, gerekse de ithalat rejimi çerçevesinde yapılacak düzenlemeler ile ithalatın zarar verici etkilerinden korunmasına devam edilecektir” açıklaması, sektörümüzün geleceği açısından ümit veriyor.