Dünya Çelik Sektöründe Yeni Dengeler Oluşuyor Tarih: 24 Kasım 2016

Çok değil, bundan bir buçuk yıl önce, cevher ve hurda fiyatları arasındaki fark, ton başına çelik üretiminde, yüksek fırın teknolojisi ile üretim yapan tesislere, elektrik ark ocaklı tesisler karşısında ton başına 120 $ civarında bir avantaj sağlıyordu. Aradan geçen süre içerisinde, demir cevheri fiyatları, 95 $/ton seviyesinden, 38 $/ton seviyesine kadar düştükten sonra, 50 $/ton civarına yükseldi. Aynı dönemde, hurda fiyatları da, 380 $/ton seviyelerinden, 170 $/tona kadar düştükten sonra, 190 $/ton seviyelerine yükseldi.

Bugün gelinen noktada, her ne kadar hurda fiyatları % 50, demir cevheri fiyatları ise %45 gibi birbirine yakın oranlarda düşmüş olsa da, diğer girdi kalemlerinde pek fazla değişiklik olmadı. Hatta fiyatlardaki düşüş nedeniyle, diğer girdi kalemlerinin maliyetler içerisindeki payında ciddi artışlar yaşandığını söylemek mümkün. Personel sayısı ve ücretleri azalmaz iken, ücretlerde enflasyon oranında artışlar yapıldı. Benzer şekilde, enerji maliyetlerinde de ciddi artışlar yaşandı.  Dolar kurlarındaki değişim, sözkonusu girdilerin toplam maliyetler içindeki payının artmasını engelleyemedi. Bütün bunlar bir araya geldiğinde, klasik 1/3.5 olarak ifade edilen demir cevheri/hurda fiyatı oranının, cevher fiyatının düşük olduğu dönemlerde cevherden üretim yapan kuruluşlar aleyhine gelişeceğini söylemek mümkün. Esasen bugün yapılan çalışmalar, entegre ve elektrik ark ocaklı tesislerin üretim maliyetleri arasındaki ton başına maliyet farkının, önemli ölçüde azaldığını gösteriyor.

Hiç şüphesiz, kullanılan EAO/BOF teknolojisi yanında, süreç yönetiminden modernizasyona kadar üreticilerin performansını belirleyen daha pek çok etken bulunuyor ve bu değişkenlerin iyileştirilmesi suretiyle de performansın daha ileri bir noktaya taşınmasının mümkün olduğu değerlendiriliyor.

Diğer taraftan, petrol fiyatlarının 30 $ seviyesine kadar düştükten sonra, yeniden yükselmeye başladığı gözleniyor. Her ne kadar, petrol fiyatlarının tekrar 30 $ seviyesinin altına ineceği yönünde görüşler dile getiriliyor ise de, İran’ın piyasalara girmesine rağmen, bazı OPEC ülkelerinin petrol üretimlerini arttırmayacakları yönündeki açıklamaları, bundan sonra petrol fiyatlarında kolay kolay düşüş yaşanmayacağı intibaını veriyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşün durmasının ve küçük artışların başlamasının, emtia fiyatlarında yükselişin önünü açması, bu cümleden olarak, demir cevheri üretiminde en önemli maliyet unsurlarından biri olan ve cevherin madende üretiminden, limana ve limandan fabrikalara taşınmasına kadar her süreçte maliyetleri etkileyen petrol fiyatlarının artış eğilimine girmesinin, demir cevheri fiyatlarını artış yönünde etkilemesi bekleniyor.

Diğer taraftan, 2015 yılında dünyanın en büyük demir cevheri üreticisi olan Vale, 12 milyar doların üzerinde zarar açıklamış bulunuyor. Vale’nin mevcut düşük fiyat ortamında 2016 yılında, dünya piyasalarından 70-100 milyon tonluk demir cevherinin çekileceğine ilişkin öngörüsü, demir cevheri üretiminde yaşanan büyük zararların, mevcut fiyatlarla üretim ve satış yapmayı giderek zorlaştırdığını otaya koyuyor. Bu arada, dünyanın en büyük çelik ithalatçısı olan ülkelerin, Çin menşeli çelik ürünleri ithalatına karşı almış oldukları yoğun koruma tedbirleri sonrasında, Çin yönetiminin etkin olmayan çelik kapasitelerini kapatma yönünde irade ortaya koymaya başlaması ve bu çerçevede, 2020 yılına kadar 100-150 milyon ton aralığında atıl kapasitenin kapatılmasını projelendirmesi, dünya çelik sektöründe yeni dengelerin oluşmasına katkı sağlayacak bir diğer faktör olma özelliği taşıyor.

Dünya çelik sektöründe belirsizliği derinleştiren tüm bu gelişmeler, yeni yatırımlar için karar oluşturulması açısından da olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Mevcut durumda, AB ülkeleri ve ABD başta olmak üzere, çelik üreticisi pek çok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de devletin çelik sektörünü yalnız bırakmayacağını açıklaması, Hükûmet programında yer alan yerli ara malı kullanımını ve katma değerin arttırılmasını mümkün kılacak çok yönlü tedbirleri süratle uygulamaya aktarması ve girdi maliyetlerini arttıran uygulamalara son vermesi, oluşan yeni dengelerin yatırımlarda sebep olduğu belirsizliğin giderilmesi açısından hayati önem taşıyor.

Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter