İlk Yarıdaki Güçlü Büyümeye Rağmen, Çelik Sektörü İkinci Yarıdan Endişeli Tarih: 11 Ağustos 2017

Çelik sektörümüz, Haziran ayında ham çelik üretiminin bir önceki aya kıyasla %8.7 oranında gerilemesine rağmen, yılın ilk yarısını % 11.4 üretim artışı ile kapattı.  Benzer şekilde, Haziran ayı ihracatı da miktar yönünden % 3.9 oranında geriledi. Buna rağmen, 6 aylık ihracatta % 17.6 oranında artış gözlendi.

Yılın ilk yarısında, ham çelik üretimi % 11.4 oranında artarken, nihai mamul üretimindeki artışın yalnızca % 0.2 seviyesinde kalması, yarı mamul ithalatının % 38 gibi olağanüstü bir oranda düşmesinden kaynaklandı. Geçen yılın Ocak-Haziran dönemine kıyasla, yarı mamul ithalatının 1.35 milyon ton azalmasında, global piyasalardaki Çin baskısının hafiflemesi ve buna bağlı olarak fiyat seviyelerindeki toparlanma da etkili oldu. Bu sayede, çelik sektörümüz, az da olsa yarı mamullerde de ihracat yapmaya başladı. Uzun mamul üretiminin % 7.9 oranında gerilemesine rağmen, Türkiye’nin toplam nihai mamul üretiminin % 0.2 oranında artması, % 21.2 oranında (1.1 milyon ton)  artışla, 6.29 milyon ton seviyesinde gerçekleşen yassı ürünlerdeki büyümeden kaynaklandı.

Yılın ilk 6 ayında, Türkiye’nin toplam çelik tüketimi ise, % 9.7 oranında düşüş  gösterdi. Tüketimdeki düşüşün önemli bir kısmı, ağırlıklı bir şekilde inşaat sektörü tarafından kullanılmakta olan uzun ürünlerde gözlendi. Uzun ürünlerin tüketimi 1.2 milyon ton (%13.1) düşüşle, 8.05 milyon tona geriledi. Yassı ürünlerin tüketimi ise, 500.000 ton (% 5.9) düşüşle, 8.1 milyon tonda kaldı.

Ocak-Haziran döneminde, toplam çelik ihracatı % 17.6 oranında artarken, ithalatın % 23 oranında azalması, çelik ürünlerinde ihracatın ithalatı karşılama oranının % 91’den % 121’e yükselmesine imkân sağladı. Tüm ürünlerin ithalatında düşüş yaşanırken, yassı ürün ihracatımızın % 80 oranında artışla, 2.3 milyon tona çıkmış olması dikkat çekti. Özellikle AB ülkelerine yönelen yassı ürünlerin ihracatındaki yükseliş, üretimdeki artış yanında, kısmen AB’nin uyguladığı damping vergileri nedeniyle, başta Çin olmak üzere, ilgili diğer ülkelerin piyasadan çekilmesinin yol açtığı boşluktan kaynaklandı.

Yılbaşından bu yana yurtiçi tüketimdeki gerilemeye ek olarak, Haziran ayından itibaren üretim ve ihracatta gözlenen düşüşe rağmen, daralmayı durdurmaya yönelik tedbirler yerine, 2015 yılındaki olağanüstü şartlarda sigorta görevi icra eden inşaat çeliğine uygulanan gümrük vergilerinin % 30’dan % 10’a düşürülmesi sektörde hayal kırıklığına yol açtı.

Sözkonusu vergi indirimini talep eder iken, fiyatların da vergi indirimi oranında düşeceği yönünde mesnetsiz iddialar gündeme getiren bazı müteahhit kuruluşlarının temsilcileri, bu defa vergi indiriminin fiyatların düşmesine yetmeyeceğini ve ilave bazı tedbirlere ihtiyaç olduğunu açıklamaya başladılar. Nitekim, manidar bir şekilde çelik fiyatları vergi indiriminden sonra, girdi maliyetlerindeki ve dünya çelik fiyatlarındaki artışa paralel olarak yükselmeye başladı.

Diğer taraftan, piyasada inşaat demiri tedarik sıkıntısı bulunmamasına ve önerilen vergi indiriminin fiyatların düşmesine etki etmeyeceğinin net bir şekilde ortaya çıkmasına rağmen, 28 Temmuz 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış bulunan vergi indirimi kararının, Bakanlar Kurulu’nca 5 Haziran 2017 tarihinde imzalanmış olması, Ekonomi yönetiminin gelişmeleri takip ederek uygulamaya aktardığı tedbirleri revize etme esnekliğinin bulunmadığını ortaya koyması açısından üzüntü yarattı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, yılbaşında tonu 2500 $ olan elektrot fiyatlarının 30.000 $/ton seviyesine yaklaşması, üretim maliyetlerinde ton başına 40 Dolara varan seviyelerde artışa yol açtı. Elektrik ark ocaklı tesislerin bir başka önemli girdisi olan refrakterde de global seviyede yaşanan üretim kısıntıları kaynaklı tedarik sıkıntısının derinleşmesi ihtimali endişeleri arttırdı. Yaşanan bu son gelişmeler ve ABD’nin Section 232 kapsamında çelik ithalatını sınırlandırmaya yönelik çalışmaları, ikinci yarıya ilişkin beklentileri giderek belirsizleştirdi.

Haziran ayında yaşanan olumsuzlukların önümüzdeki aylarda derinleşmesinin engellenebilmesi için, çelik sektörünün esasen var olan sıkıntılarını arttıracak tedbirler yerine, ekonomiyi canlandıracak, sanayide ve inşaat sektöründe çelik tüketimini arttıracak tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyuluyor. Ekonomisinde sık sık dalgalanmalar yaşanan ve sektörleri küçülen değil, istikrarlı bir şekilde büyüyen Türkiye’nin, muhataplarına güven vereceğinin göz ardı edilmemesi gerekiyor.