İnşaat Demirinde Vergi İndirimi Dünya Çelik Sektöründeki Gelişmeleri Gözardı Ediyor Tarih: 16 Haziran 2017

Mayıs ayında bazı inşaat müteahhitlerinin mesnetsiz iddialarının hedefi haline gelen çelik sektörü, hiçbir dayanağı olmayan bu iddiaların kamu tarafından sahiplenilmesini yadırgadı. Siparişler makul teslimat süreleri ile verildiğinde, inşaat demiri üreticileri inşaat firmalarının tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda bulunmasına rağmen, Mayıs ayında müteahhitlerin anlaşmışcasına eşzamanlı ciddi sipariş artışları ile piyasaya girmeleri ve siparişlerinin derhal teslim edilmesini talep etmeleri, objektif iyi niyetle bağdaştırılamadı. Çelik üreticileri, inşaat sektörünün tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek üretim kapasitesine sahip oldukları halde, bazı  inşaat müteahhitleri bilinçli bir şekilde son derece kısa teslimat süreleri ile veya ileri tarihli siparişlerini öne çekme isteğiyle ürün talep ederek, sorunun devam ettiğini ileri sürdü ve kamuoyunu yanılttı.

Bunun üzerine, çelik üreticisi kuruluşlar, piyasada oluşturulmaya çalışılan yanıltıcı algıyı kırmak için, ilave maliyetlere katlanmak pahasına, ihraç sevkiyatlarını maksimum ölçüde öteleme ve yurtiçi piyasanın ihtiyacını karşılama gayreti içerisine girdi. Bu durum, Nisan ayında % 46.9 oranında gerçekleşen çelik ihracatındaki artışın, yaklaşık % 38 civarında düşüşle, Mayıs ayında % 29.1 seviyesine gerilemesinde de etkili oldu. Oysa ki, çelik sektörü, iç talebin olmadığı dönemlerde, üretim hatlarını ihraç satış bağlantıları ile doldurarak, yılın ilk 4 ayı itibariyle, elde ettiği 850 milyon dolar dış ticaret fazlası ile, ödemeler dengesi açığının önemli ölçüde kapatılmasına katkıda bulundu. Esasen Ocak-Nisan döneminde, ağırlıklı bir şekilde inşaat sektörü tarafından tüketilmekte olan uzun ürün tüketiminin % 19.5 gibi oldukça yüksek bir oranda gerilemiş olması da, inşaat sektörünün talebindeki olağanüstü yavaşlamayı net bir şekilde ortaya koydu. Tüm bu göstergelere rağmen, Ekonomi Bakanlığımızın, bazı müteahhitlerin iddialarını ciddiye alması, çelik üreticilerini adeta ihracattan uzaklaştıran ve sadece yurtiçi talebi beklemeye yönelten bir etkiye yol açtı. Bir taratan Hükümet olarak daha fazla üretelim, ihraç edelim, dış ticaret açığını kapatalım denilirken, asılsız iddialar ciddiye alınarak yapılan ihracatı daraltıcı yöndeki açıklamalar hiçbir ekonomik gerekçe ile bağdaştırılamadı.

Bazı müteahhit derneklerinin ve inşaat firmalarının, kendi öngörü eksikliklerinden veya risk almamalarından kaynaklanan bu durumu inşaat demiri üreticilerine mal etmeye çalışmaları karşısında, oluşturulan bu yanlış algıyı kırmak için yoğun fedakârlıklar gösterilmesine rağmen, müteahhitlerin inşaat demirinde KDV’nin kaldırılması, imar ile ilgili düzenlemeler gibi farklı konulardaki beklentileri gündeme getirebilmek için,  çelik sektörü üzerinden mesnetsiz iddialarını sürdürmesi rahatsızlık yarattı.

Aslında bu durum ilk defa yaşanmıyor. Geride bıraktığımız yıllarda da inşaat demiri fiyatlarındaki dalgalanmalar, yurtiçi enflasyon oranları ile karşılaştırılarak açıklanmaya çalışıldı. Ankara Ticaret Odası Başkanı’nın bu çerçevede yaptığı açıklamalar, bilgi eksikliğine verilse de, geçmiş yıllarda defalarca konuyu bu şekilde gündeme getiren ve kendilerine çelik sektöründe fiyatların oluşma tarzı, dünya çelik sektöründeki dinamikler hakkında bilgi verilen İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu’nun (IMKON) açıklamaları, iyi niyetle bağdaştırılamıyor. Kendilerini paydaş olarak gören bir sektör hakkında, böylesine mesnetsiz suçlamalarda bulunmaları yadırganıyor. Sektörün tüm dinamiklerini yakından takip eden Ekonomi Bakanlığımızın da bu mesnetsiz iddiaları ciddiye alması üzüntü ile karşılanıyor. Kuşkusuz Ekonomi Bakanlığı’nın görevleri arasında gümrük vergilerinin düzenlenmesi yer alıyor. Ancak Bakanlığımızın bunu, inşaat sektörünün asılsız ve temelsiz iddialarının bir gereği gibi yapıyor olması, çelik sektörünü ciddi ölçüde rencide etmiş bulunuyor.

Hiç şüphesiz, iyi niyetle bağdaştırılamayan bu açıklamalar, tüm müteahhitleri kapsamıyor. Bu vesile ile, Türkiye’nin en büyük müteahhitlerini bünyesinde barındıran Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Sayın Mithat Yenigün ile İstanbul İnşaatçılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nazmi Durbakayım’a ve olumlu açıklamalar yapan çok sayıda müteahhide, durumu objektif olarak kavrayan sağduyulu açıklamalarından dolayı teşekkür ediyoruz.

Çelik sektörü, bir taraftan yurtiçinde sözkonusu asılsız iddialar ile mücadele ederken, diğer taraftan da dünya piyasalarında ortaya çıkan elektrot krizi nedeniyle, zorlu bir dönemden geçiyor. Çin’in çevre mülahazaları nedeniyle, yaklaşık yıllık 100.000 tonluk elektrot üretim kapasitesini kapatmış olmasını, dünyanın diğer büyük üreticileri fırsata çevirmiş bulunuyor. Çin’deki kapasite kapanışlarını kullanan büyük elektrot üreticilerinin, fiyatlarını 2 misline varan oranlarda arttırmalarının ve daha önceden yapılmış uzun vadeli anlaşmaları iptal etme çabası içerisine girmelerinin, sektörün üretimini tehdit eder boyuta ulaştığı gözleniyor. Global piyasalardaki gelişmelerden, sıkıntının orta vadede çözülmesinin de beklenmediği anlaşılıyor. Diğer taraftan, dünyanın en korumacı ülkesi olan ABD’nin, dayanağı olmayan anti damping ve telafi edici vergi önlemlerine ilave olarak, bu defa çelik ürünleri ithalatını ‘ulusal güvenlik’ ile ilişkilendirerek, Section 232 kapsamında tüm çelik ithalatını engellemeye yönelik çalışmalar yürütüyor.

Tüm dünyada koruma duvarları yükseltilirken, Ekonomi Bakanlığı’mızın benzer adımlar atmak bir yana, âdeta bazı müteahhit kuruluşlarının hazırladığı kurgunun peşine düşerek, hak etmediği halde sektöre zarar verecek adımlar atması, çelik sektörümüzün geleceğe ilişkin beklentilerini olumsuz yönde etkiliyor.

Bugün geldiğimiz noktada, vergi indirimine gidilecek ise, sözkonusu indirimin olumsuz etkilerini asgariye indirecek gözetim mekanizmalarının kurulmasına ve deprem kuşağında bulunan Ülkemize, kalitesiz ürün ithalatını engelleyecek tedbirlerin acilen uygulamaya aktarılmasına ihtiyaç duyuluyor.