Mega Projelerde Yerli Çelik Kullanımı Önemli Tarih: 10 Mart 2017

Türkiye son yıllarda mega projelerde gösterdiği yüksek performans bakımından, dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Bu performansın, Türkiye’nin çelik tüketim rakamlarına da yansıdığı net bir şekilde görülüyor. 2012-2016 yılları arasında Türkiye’nin çelik tüketimi % 20 oranında artmış bulunuyor. Önümüzdeki dönemde de, Türkiye’de orta vadede 100 milyar dolar, 2023’e kadar ise, 250 milyar dolar değerinde enerji, otoyol, demiryolu, havacılık ve denizcilik sektörlerinde yeni yatırımların ve mega projelerin hayata geçirilmesi planlanıyor. Türkiye’de planlanan sözkonusu yatırımlar, hem Türkiye ekonomisi hem de çelik sektörü açısından büyük bir fırsat niteliği taşıyor. Bu kadar çok yatırımın yapıldığı ve çelik tüketiminin hızla arttığı Ülkemizde, çelik sektörünün yurtiçi çelik tüketimindeki artıştan yeterince pay alamaması, büyüyen ihtiyacın ithalat yolu ile karşılanması, ülkemizin hedefleri ile de çelişiyor. Bu çerçevede, diğer pek çok ülkede olduğu gibi, öncelikle büyük kamu projelerinde, ergitme aşamasından itibaren Türkiye’de üretilen çeliklerin kullanılması zorunluluğunun getirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Bu bakımdan öncelikle, yerli ürün tanımının çelik ürünleri kapsayacak şekilde değiştirilmesine ve ABD’de olduğu gibi Türkiye’de ergitilmiş olma koşulu ile yetinilmesine ihtiyaç duyuluyor.

Yerli çelik kullanımı konusunun, kamunun pek çok strateji ve politika dokümanında yerini aldığı ve her vesile ile bunun önemine vurgu yapıldığı gözleniyor.  Son dönemde, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanarak, 2012-2016 yılları arasında uygulanan Türkiye Demir Çelik ve Demirdışı Metaller Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın “Üretim Altyapısını Geliştirmek” hedefi altında yer alan “Bölgesel enerji boru hatlarının projelendirme ve uygulama aşamalarında, yurtiçi katma değeri azamiye çıkaracak şekilde yerli sac kullanılarak üretilen boruların ve diğer yerli malzemelerin kullanımına öncelik verilecektir” ve “Kamu yatırımlarında en yüksek katma değeri sağlayacak şekilde, yerli girdi kullanımı teşvik edilecektir”  eylemlerine yer verildiği biliniyor. Hükümet programlarına da giren yatırımlarda yerli girdi kullanımına öncelik verileceği hususu, gerek Ekonomi Bakanlığımız ve gerekse Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından sıkça vurgulanıyor. Ancak kamunun tüm söylemlerine ve süreç içerisindeki tüm gayretlere rağmen, TANAP projesinde Türk çeliği kullanılmadığı, boru üretimi için ihtiyaç duyulan sacların tamamının ithalat yolu ile karşılandığı görülüyor.

Benzer şekilde, 3. Boğaz Köprüsü’nde de, proje ihalesini alan Koreli firmanın yaklaşımları sebebiyle Türk çeliği kullanılmadığı, projenin gecikeceği gerekçesi ile Türk çeliği kullanılmasının fiilen imkânsız hale getirildiği ve nihayetinde projede G. Kore’de üretilen çeliklerin kullanıldığı biliniyor. Son olarak Çanakkale Köprüsü’nün ihalesini de, ikisi G. Koreli ve ikisi Türkiye’den 4 firmadan oluşan bir konsorsiyumun kazandığı açıklanmış bulunuyor. İstanbul’a 3. Havalimanı inşaatı ve İstanbul-İzmir otoyolu çalışmaları hızla devam ediyor. Ayrıca, Rus gazını Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımayı hedefleyen Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nde de Hükümetler arasında gerekli onaylar tamamlanarak süreç işlemeye başlamış bulunuyor. Bunun yanında, önümüzdeki yıllarda toplam değeri 100 milyar dolarlarla ifade edilen pek çok mega proje, altyapı, üst yapı ve kentsel dönüşüm projelerine ilişkin çalışmalar devam ediyor.

Daha önce 3. Köprü ve TANAP projelerinde yaşandığı gibi, ithal çelik kullanım tercihinin önüne geçilebilmesini teminen, Çanakkale Köprüsü ve Türk Akımı projeleri de dahil olmak üzere, önümüzdeki dönemde kamu kaynakları ile gerçekleştirilecek olan tüm proje ve yatırımlarda, yerli çelik kullanımını zorunlu kılacak tedbirlerin acilen alınmasına ihtiyaç duyuluyor. Bu tür büyük projelerin, ülkemiz için önemli bir fırsat olduğu ve bu projelerde kullanılan yerli girdilerin, sadece dış ticaret açığının azaltılmasına değil, aynı zamanda sözkonusu ürünlerin Ülkemizde üretimi konusunda bir altyapı oluşturulmasına da katkı sağladığı biliniyor.

Son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın, görevinin ilk günlerinde imzaladığı Keystone XL and Dakota Access boru hatlarının inşasını öngören direktifler ile, sözkonusu boru hatlarının inşası sırasında, ergitme aşamasından itibaren ABD’de üretilmiş çeliklerin kullanılmasını şart koştuğu biliniyor. Ayrıca, bundan sonraki dönemde de ABD sınırları içerisinde inşa edilecek tüm boru hatları projelerinde, ABD’de üretilen çeliklerin kullanılmasını zorunlu hale getirecek mevzuatın süratle tamamlanması talimatı verilmiş bulunuyor. Türkiye’nin, çelik sanayini koruma konusunda ABD’den daha aktif olmasına ihtiyaç duyuluyor.

Türkiye’nin çelik üretiminde ihtiyacının üzerinde bir kapasiteye sahip olduğu ve 2016 yılında kapasite kullanım oranlarının % 65 gibi oldukça düşük bir seviyede kaldığı hususu da göz önünde bulundurularak,  gerek katma değerin arttırılması ve gerekse katma değeri yüksek ürünlerin üretimi için ihtiyaç duyulan yatırımların gerçekleştirilmesini, tecrübe birikimi ve teknoloji transferinin sağlanmasını teminen, yap-işlet-devret kapsamında gerçekleştirilen projeler de dahil olmak üzere,  kamu kaynakları kullanılarak gerçekleştirilecek tüm projelerde, yerli çelik kullanımının şart koşulması hayati önem taşıyor. Türk çelik sektörü, 51 milyon tonluk kapasitesi ile, 34 milyon ton seviyesindeki yurtiçi çelik tüketimini rahatlıkla karşılayabilecek bir konumda bulunuyor.