OECD Çelik Komitesi, Endüstrinde Artan Belirsizliğe Dikkat Çekti Tarih: 24 Kasım 2016

5-6 Aralık 2011 tarihlerinde Paris’te gerçekleştirilen OECD Çelik Komitesi’nin 71. Toplantısında, sektör ve hükümet temsilcileri tarafından global çelik endüstrisinin görünümüne ilişkin belirsizliklere dikkat çekilerek, bu dönemde, serbest ticareti destekleyecek politikaların üretilmesinin kilit rolüne vurgu yapıldı.

OECD Çelik Komitesi son toplantısında,

ü  Dünya genelinde çelik üretimi ve tüketimindeki yavaşlamanın yanında, geleceğe ilişkin belirsizliğin artmasına dikkat çekildi. 

ü  Çelik üretiminde kullanılan hammaddelerin tedarikindeki gelişmeler ve zorluklar tartışıldı.

ü  Hammadde talebinin artış göstermesine karşın, fiziksel olarak dünya genelinde hammaddelerde arz sıkışıklığı yaşanmasının beklenmediği, ancak ani talep artışları halinde, kısa ve orta vadede arz sıkıntısı oluşmasının ihtimal dahilinde bulunduğu hususuna vurgu yapıldı.

ü  Hammaddelerde, serbest piyasa oluşumunu destekleyecek politik yaklaşımların bütün tarafların menfaatine bir gelişme olacağı tespiti yapıldı.

ü  Çelik endüstrisinin, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması konusunda önemli bir rol oynamasının beklendiği belirtildi ve karbon tutma ve depolama konusundaki gelişmeler tartışıldı.

ü  Çelik sektöründe uygulanmakta olan ticari ve politik önlemlerdeki gelişmeler konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

Global Çelik Talebi ve Üretimindeki Artış Yavaşlamaya Başladı

Dünya çelik üretimi ve tüketimindeki artış 2011 yılında yavaşladı. 2011 yılının ilk 3 çeyreğinde, yıllık bazda, dünya çelik üretimi, % 9 oranında artışla, 1 milyon 514 bin ton seviyesine yükseldi. Yılın ilk 3 çeyreğinde gerçekleştirilen üretim miktarı, yıllık bazda Çin’in %12 oranında artışla, 703 milyon ton çelik ürettiğine işaret ediyor. Aynı dönemde, dünya nihai mamul tüketimi % 7 oranında artış gösterdi. Bu durum, 2010 yılında gerçekleşen % 15 oranındaki tüketim artışına kıyasla, hızlı bir yavaşlama yaşandığına işaret etti. Ocak-Eylül döneminde, yıllık bazda tüketim artışının Kuzey Amerika ve Avrupa’da % 6, BDT ülkelerinde % 11 ve Asya’da % 9 oranında gerçekleştiği ortaya konuldu.

2011 yılında dünya çelik tüketimindeki büyümenin yavaşlamasında, endüstriyel üretim ve inşaat sektöründeki durgunluk temel unsurlar olarak gösterildi. 2010 yılının ortalarında başlayan dünya endüstriyel üretimindeki yavaşlamanın, 2011 yılında devam etmesi sonucunda, yılın ilk 3 çeyreğinde, dünya endüstriyel üretimi % 6 oranında artış gösterdi. Sözkonusu yavaşlama en fazla gelişmiş ekonomilerde gözlenmekle birlikte, gelişmekte olan ekonomilerde de yavaşlama eğiliminin ağırlık kazanmaya başladığı gözlendi.

Çelik Piyasasının Görünümü, Artan Belirsizliğin Gölgesinde

2011 yılının Mayıs ayından bu yana, Euro bölgesindeki ve ABD’deki finansal ve mali problemlerin etkisiyle,  gelişmiş ekonomilerde bozulma devam ediyor. Bu durumun, gelişmekte olan ekonomilerdeki yavaş toparlanmayı daha da zayıflatabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca, mevcut belirsizliklerin ve bozulmanın, yatırım kararlarının ertelenmesi sonucunu doğurabilecek iş ve tüketici güveninin zayıflamasına da neden olabileceği tahmin ediliyor. Global çelik üretimi ise, Mayıs ayında yıllık 1 milyon 560 bin ton ile zirvesine ulaştıktan sonra, zayıflama eğilimini sürdürüyor.

Bütün tahminler, 2011 yılında çelik talebindeki büyümenin yavaşlayacağına işaret ediyor. Dünya Çelik Derneği’nin Ekim ayında açıkladığı kısa vadede görünüm raporuna göre, dünya çelik talebinin 2011 yılında % 6.5, 2012 yılında ise % 5.4 oranında artış göstermesi bekleniyor. Dünya çelik talebindeki belirsizliklere rağmen, çelik üretim kapasitesi, talepteki gelişmelerden bağımsız olarak artmaya devam ediyor. Bu durum, arz-talep dengesi konusundaki endişeleri de beraberinde getiriyor.

Hammadde Tedariki

Çelik üretiminde kullanılan hammaddelerde yaşanan gelişmeler, endüstri ve hükümetler tarafından yakından takip ediliyor. Başta hurda, demir cevheri ve kok kömürü olmak üzere, temel hammaddelere yönelik talep güçlü seyrederken, ulusal hammadde stratejileri, ticari politika ve yasal konularda yaşanan gelişmeler, dünya çelik endüstrisinin hammadde talebinin karşılanması yanında, bu durumun fiyatları yükseltici etkisi ile birlikte, piyasalarda fiyat bozulmalarına neden olabileceği konusunda da endişelerin artmasına yol açtı.

OECD Çelik Komitesi toplantısı çerçevesinde, hammaddeler üzerine kapsamlı bir çalıştay gerçekleştirildi. Çalıştayda, hammadde arzında geçici bir sıkışıklık yaşanmasına rağmen, dünya genelinde gelecekteki talebi karşılamaya yetecek miktarda hammadde rezervinin bulunduğuna dikkat çekildi.

Çalıştayda ayrıca, Çin, Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkelerin, demir cevheri başta olmak üzere, global hammadde talebindeki önemine vurgu yapıldı. Dünyanın artan hammadde talebini karşılamak üzere, dünya genelinde pek çok yeni üretim projesinin geliştirildiğine dikkat çekildi.

Hurda rezervlerinin temel olarak gelişmiş ekonomilerde bulunduğuna dikkat çekilen çalıştayda, bu nedenle gelişmekte olan ülkelerdeki çelik üreticilerinin, elektrikli ark ocaklı çelik üretiminden çok, BOF tabanlı çelik üretimine ağırlık verdikleri belirtildi.

Politika kısmında ise, maden ve metal ürünlerinin ihracatına getirilen sınırlamaların, çelik endüstrileri ithal girdiye bağımlı faaliyet gösteren ülkelerde endişe kaynağı olduğu belirtildi. Çalıştayda yapılan görüşmelerde, neredeyse tüm ülkelerin bazı hammaddelerde diğerlerine bağımlı olduğu ortaya konulurken, hammaddelerde serbest piyasa oluşumunu destekleyecek politik yaklaşımların geliştirilmesinin herkesin menfaatine olacağı hususuna vurgu yapıldı.

Çelik Ticareti

2011 yılının ilk yarısında, dünya çelik ticareti büyüme eğilimi gösterse de, 2010 yılına kıyasla büyüme oranında keskin bir yavaşlama yaşandı. Yılın ilk yarısında ihracatını % 3 oranında arttıran Çin Halk Cumhuriyeti en büyük ihracatçı olurken, Japonya’nın ihracatında hafif düşüş yaşandı. 2011 yılında bölgesel çelik ticaret dengelerinde önemli değişimler yaşandı. NAFTA’nın dış ticaret açığı daha da derinleşirken, AB net ihracatçı pozisyonundan net ithalatçı konumuna geçti. Bazı Asya ülkeleri net ihracatçı konumlarını önemli ölçüde güçlendirdi.

Çelik sektöründe, sertifika koşulları gibi teknik engeller de dahil olmak üzere, ticari önlemler kullanılmaya devam ediliyor. 2010 yılına kıyasla, açılan ticari soruşturma sayısında önemli bir artış yaşanmamış olmakla birlikte, haksız ticaret konusundaki endişeler artarak devam ediyor.