OECD Çelik Komitesi Piyasalardaki Daralma ve Aşırı Kapasite Sorununa Değindi Tarih: 24 Kasım 2016

01-02 Temmuz 2013 tarihleri arasında Paris’te düzenlenen 74. OECD Çelik Komitesi toplantısında, OECD Çelik Komitesi Başkanı Risaburo Nezu tarafından yayımlanan değerlendirmede, komitenin 2 gün boyunca devam eden toplantılarda,

· Küresel çelik talebindeki toparlanma beklentisi;

· Aşırı kapasite sorunu nedeniyle çelik endüstrisinin karşılaştığı riskler;

· Büyüyen çelik ticaretinde bozulan dengeler ve ticari anlaşmazlıklar;

· Gelecek dönemlerde çelik üretiminde kullanılabilecek hammaddelerde arz-talep dengesi ve

· Çelik endüstrisi için enerjinin önemi

gibi konuları ele aldığı belirtildi.

2013 yılının ilk çeyreğinde küresel çelik tüketiminin büyüme hızı, 2012 yılının son çeyreğindeki % 4.2 seviyesinden, 2013 yılının ilk çeyreğinde % 4.2 seviyesine geriledi. Söz konusu büyüme oranı, 2012’nin üçüncü çeyreğine kıyasla % 1.7 oranında artışı ifade ediyor. Dünya genelinde çelik tüketiminde azalma görülmesine rağmen, Çin’in gösterdiği yüksek performansı sayesinde 2012’nin son çeyreği ile 2013 yılının ilk çeyreğinde küresel çelik tüketiminde toparlanma belirtileri görüldü.

Yılın ilk çeyreğinde küresel çelik üretimi, önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 2.3 artışla 1.554 milyon tona ulaşırken, aynı dönemde % 9.1 artış gösteren Çin’in ham çelik üretimi, yıllıklandırılmış bazda 767 milyon tona çıkarak, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış oldu. Çin hariç dünya genelinin yıllıklandırılmış ham çelik üretimi ise, önceki yılın aynı dönemindeki hesaplamaya kıyasla % 3.7 düşüş gösterek 787 milyon ton olarak kaydedildi.

Japonya ve Euro bölgesindeki daralmaya bağlı olarak, gelişmiş ekonomiler 2012 yılında zayıf performans gösterirken, gelişmekte olan ülkeler de küresel krizden etkilenerek yavaşladı, ancak nispeten daha kuvvetli sonuçlar verdi. 2011 yılında % 5.8 olan gelişmekte olan ülkelerdeki çelik tüketiminin büyüme hızı, Çin, Brezilya ve Rusya’daki yavaşlamanın etkisi ile 2012 yılında % 4.7 bandında kaldı.

Piyasaların Orta Vadedeki Büyüme Beklentileri % 3-4 Civarında

Dünya Çelik Derneği (worldsteel) tarafından Nisan ayında açıklanan verilere göre, 2012 yılında % 1.2 oranında artan küresel görünür çelik tüketiminin 2013 yılında % 2.9, 2014 yılında da % 3.2 oranında artış göstermesi bekleniyor. Söz konusu oranın gelişmiş ekonomilerde % 0.4 olarak gerçekleşmesi beklenirken, Çin’in de dâhil olduğu gelişmekte olan ülkelerde % 3.9 olması öngörüldü.

Yılın ilk çeyreğinde % 2.3 olan çelik tüketimindeki artış hızının, yılın ikinci çeyreğinde % 3-4 aralığınaçıkacağı, ilk çeyrekte Avrupa Birliği’nde kaydedilen % 6’lık daralmanın ikinci çeyrekte % 3 olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

Önümüzdeki 7 yıllık dönemde küresel çelik piyasalarındaki kırılganlığın kaybolmayacağına yönelik tahminlere paralel olarak, 2011-2020 yılları arasında küresel çelik tüketim artış hızının % 3-4 civarında kalması bekleniyor. Avrupa Birliği ve Japonya’nın, 2020 yılında kriz öncesi seviyeye ulaşmaları beklenmiyor. Çin’in 2006-2010 yılları arasında % 11 olan çelik tüketim artış hızının, 2011-2020 döneminde % 3-4 aralığına gerileyeceği öngörülüyor.

Aşırı Kapasite, Çelik Sektörünün Yüzleştiği En Önemli Sorun

Küresel çapta yaşanan ekonomik krizlerin etkisi ile dünya genelinde çelik piyasalarının performansı düşerken, çelik sektörü birçok ülkede en düşük kârlı yatırım aracı olarak kabul edildi ve firmaların faaliyetlerini zayıf kârlılık oranları ile sürdürülebilir şekilde devam ettiremeyecekleri anlaşıldı. Çelik piyasalarındaki aşırı kapasite problemi, firmaların kâr marjları üzerinde hissedilir bir etki yaratırken, dünya genelinde yatırımların devam etmesi, mevcut problemin daha da büyümesine yol açmaya devam etti.

Açık Pazarlar Çelik Endüstrisinin Geleceği İçin Hayati Önem Arz Ediyor

Küresel pazarlarda aşırı kapasite sorununun devam etmesi ile birlikte, korumacı önlemlere başvuran ülke sayısında artış görüldü. Olumsuz piyasa koşullarında, hükümetler atıl durumda kalan çelik üretim tesislerinin devre dışı kalmaması için çeşitli sübvansiyonlar ve destekler verirken, zayıf talep ile yüzleşen firmalar ayakta kalabilmek için haksız rekabet koşullarında, dampingli satışlara yöneldi ve rakip pazarların çelik sektörleri üzerinde kalıcı zararlar yarattı. Bunun sonucunda her geçen yıl daha fazla ülkenin ticaret engellerine yönelerek, kendi üreticilerini koruma altına aldığı ve ticaretin doğal akışında devam etmesini engelledikleri görüldü.

Hammadde İhracatına Getirilen Kısıtlamalar

Dünya genelinde birçok ülkenin hammadde ihracatına kısıtlama getirmesi sonucu, yerel pazarlarda hammadde fiyatlarının düşüş göstererek, söz konusu ülkelerdeki tesislerin haksız avantaj elde etmeleri sağlanırken, bu durum global düzeyde kapasite fazlası sorununu daha da alevlendirdi. 2008 krizinden itibaren tarife dışı ticaret engeli uygulayan ülke sayısında artış gözlemlendi. Hükümetlerin çelik endüstrisine yatırım yapmaları da, sektör içerisindeki rekabeti çarpıtması bakımından haksız bir yapının oluşmasına neden oldu. OECD Çelik Komitesi, piyasaların daha şeffaf hale gelmesi gerekliliğini vurguladı.

Komite Üyeleri Hammadde Temini ve Arz-Talep Dengesini Değerlendirdi

2000’li yılların ortasından itibaren, hammadde fiyatlarındaki artış ile birlikte, hammadde temininin önemi çelik üreticileri açısından arttı. Hammadde tedarikindeki rekabetin artması sonucu, hammadde ihracatına kısıtlama ve vergi getiren ülkelerin sayısında da artış oldu. Hammadde ihracatını engelleyen devletler, kendi firmaları için haksız rekabet ortamı sağlarken, küresel çelik endüstrisine de, ancak uzun yıllar içerisinde telafi edilebilecek zararlar verdi.

Çin’in çelik tüketimindeki yavaşlamaya rağmen, ham çelik üretimindeki artışın devam etmesi sonucu, küresel piyasalardaki dengelerin önümüzdeki beş yıllık dönem içerisinde yeniden değişmesi ve hammadde ticaretinin yeniden yapılanması bekleniyor.

Enerji Tedariki Çelik Sektörü İçin Önemini Artırıyor

Çelik tesislerindeki enerji verimliliğinin artırılması, mevcut teknolojiler ile mümkün görülmekte birlikte, önemli miktarda yatırım gerektiriyor. Firmaların çelik üretim kalitelerindeki artışların, enerji kullanım miktarlarını de etkileyebileceği değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde, özellikle düşük maliyetli kaya gazının DRI kullanımını yaygınlaştırması ve alternatif üretim metotlarının uygulanması bekleniyor. Enerji girdilerinin, toplam maliyetlerinin % 12’sini oluşturması nedeniyle, çelik üreticileri açısından enerji tedarikinin önemi gün geçtikçe artırıyor. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği, Özel Haber