OECD Kısa Vadede Görünüm, Zayıf Büyümenin Devam Edeceğine ve 2013 Yılında İvme Kazanacağına İşaret Ediyor – Özel Haber Tarih: 24 Kasım 2016

31 Mayıs – 01 Haziran 2012 tarihlerinde, Paris’te gerçekleştirilen 72 OECD Çelik Komitesi toplantısı sonrasında yayımlanan değerlendirmenin dünya ekonomisine ilişkin bölümünde, global ekonominin büyümeye devam ettiği, ancak büyüme oranlarının pek çok ülkede yavaşladığına dikkat çekiliyor. Rapora göre, toparlanma eğilimi kırılganlığını sürdürüyor ve bölgeler arasında keskin farklılıklar gözleniyor. 2011 yılında % 1.8 oranında artış gösteren OECD bölgesindeki GSYH artışının, 2012 yılında % 1.6 seviyesinde kalacağı ve 2013 yılında % 2.2 seviyesinde gerçekleşeceği bekleniyor.

Dünya Çelik Derneği (worldsteel) verilerine göre, 2011 yılında % 5.6 oranında artış gösteren dünya görünür çelik tüketiminin, 2012 yılında % 3.6 ve 2013 yılında % 4.5 oranında büyümesi bekleniyor. 2012 ve 2013 yıllarında, gelişmiş ülkelerin çelik talebindeki artış hızının, gelişmekte olan ülkelerin tüketimlerindeki artışın gerisinde kalacağı tahmin ediliyor. Dünya Çelik Derneği, 2012 ve 2013 yıllarında Çin’in çelik talebinin, global ortalamalara yakın bir seviye olan % 4 civarında büyüyeceğini öngörüyor. 2012 yılında, Afrika (% 10.9), Orta ve Güney Amerika (% 6.8) ve Diğer Avrupa’nın (% 6.2), gelişmekte olan ekonomilerin çelik tüketimindeki artışı yükseltici etki yapması bekleniyor. 2012 yılında, AB’nin çelik tüketiminde % 1.2 düşüş beklenirken, NAFTA’nın tüketiminin % 5.2 oranında artacağı tahmin ediliyor.

Dünya Çelik Ticareti

Dünya çelik ihracatı, kriz öncesine yakın seviyelere yükseldi. 2011 yılında, dünyanın en büyük 10 çelik ihracatçısının toplam çelik ihracatı, 2010 yılındaki seviyesine kıyasla, % 6.1 oranında artışla, 257 milyon tona yükseldi. 2011 yılında, Çin Halk Cumhuriyeti, 2008 yılından bu yana ilk kez yeniden dünyanın en büyük çelik ihracatçısı oldu. Bazı bölgeler, çelik dış ticaret dengelerinde önemli değişimler yaşadı. 2011 yılının ikinci çeyreğinde zirvesine ulaşan NAFTA’nın dış ticaret açığı, sonraki çeyreklerde bir miktar azalsa da yüksek seyrini sürdürdü. 2011 yılının ilk yarısında net çelik ithalatçısı konumunda bulunan AB, ikinci yarıda, zayıflayan ekonomik koşullara bağlı olarak tüketimin de hızla yavaşlaması nedeniyle, net ihracatçı pozisyonuna geçti.

Dünya çelik ticaretinde, haksız ticaret uygulamalarına ilişkin endişeler artarak devam ediyor. Son dönemlerde, dünya çelik endüstrisi, kısıtlayıcı ithalat lisansı uygulamaları gibi tarife dışı engeller yanında, sertifikasyon koşulları gibi bir dizi teknik engeller ile karşı karşıya kaldı. Son yıllarda, yeni açılan ticari koruma soruşturmalarının sayısında hızlı bir artış yaşanırken, yeni soruşturmaların önemli bir kısmı gelişmekte olan ülkeler tarafından açıldı.

Hammadde Piyasalarında Gevşeme Eğilimi Devam Ediyor

2011 yılının ilk yarısında, dünya çelik üretimindeki hızlı artışa karşılık, hammadde arzında yaşanan sıkıntılar, hammadde piyasalarında arz sıkışıklığı yaşanmasına neden olmuştu. Global ekonomiye ilişkin büyüme beklentilerinin zayıflaması ve çelik piyasalarına ilişkin beklentilerin bozulması nedeniyle, 2011 yılının Eylül ve Ekim aylarında, hammadde piyasalarında hızlı bir gevşeme gözlendi. Ancak hurda fiyatları, 2011 yılının sonlarında göreceli olarak yüksek seviyelerdeki seyrini sürdürdü. Bu durum, EAO’lu çelik üretiminin, BOF yöntemi ile gerçekleştirilen üretime kıyasla krize daha fazla direnç göstermesinden kaynaklandı. 2012 yılının başlarında, demir cevheri ve koklaşabilir kömür fiyatları, 2011 yılının sonlarındaki sabit seyrini sürdürdü.

Fiziksel anlamda, çelik üretiminde kullanılan hammaddelerin arzında sıkışıklık olmamasına rağmen, piyasa etkenleri ve kısıtlayıcı politikaların, kısa ve orta vadede çelik üreticileri için ciddi tedarik problemleri yaratabileceği değerlendiriliyor. Bazı ülkelerin, hammaddelerde ihracatı kısıtlayıcı önlemler almaya başlamaları, dünya çelik endüstrisinde endişe yaratıyor. Dünya çelik endüstrisinde faaliyet gösteren ülkelerin büyük bir kısmının, bu hammaddelerin en az birkaçında ithalata bağımlı olduğu dikkate alındığında, bu durumun ihracatı kısıtlayıcı önlem alan ülkeler de dahil olmak üzere, endüstrinin geneli için olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.

Mevcut yatırım projeleri, 2011-2013 döneminde, toplam 814 milyon ton civarında yeni demir cevheri üretim kapasitesinin açılacağına işaret ediyor. Sözkonusu yeni demir cevheri kapasitelerinin büyük bir kısmının, Okyanusya, Latin Amerika ve Afrika’da açılması planlanıyor. Yeni kömür projelerinin ise, zaten mevcut durumda üretimin yoğunlaştığı bölgeler olan Kuzey Amerika ve Avustralya’da gerçekleştirilmesi bekleniyor.

Çelik Endüstrisinde Devletin Yer Alması “Şeffaflık” Endişelerini Arttırıyor

Bazı ülkelerde, kamu mülkiyetli çelik firmalarının ağırlığı devam ediyor. Çelik üreticisi firmaların kamu mülkiyetinde olması, bu tür firmaların işletme ve yönetim şekilleri yanında, rekabet açısından şeffaflığa ilişkin endişelerin artmasına neden oluyor. Ancak geçmişte, devletin sektörün içerisinde yer alması, ihtiyaç duyulan rasyonalizasyon ve konsolidasyon için bir katalizör gibi görülüyordu. OECD Çelik Komitesi, çelik endüstrisinde kamu mülkiyetli firmaların rolü, sınır ötesi ticaret üzerindeki etkileri gibi konularda çalışmalarına devam etmeyi amaçlıyor.