Sanayi Bakanı Işık: Çelik Sektörü ile Detaylı Çalışmalar Yapmak İstiyoruz Tarih: 24 Kasım 2016

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sanayi Genel Müdürlüğü organizasyonunda düzenlenen “Türk Çelik Sektörü, Üretim Yöntemleri ve Teknolojik Yapılanmasının Rekabet Edebilirliğe Etkisi” konulu toplantı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Derneğimiz, Çelik İhracatçıları Birliği, çelik üreticisi kuruşlar, MTA ve TÜBİTAK yetkililerinin katılımları ile 23 Haziran 2014 günü Ankara’da gerçekleştirildi. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın başkanlık ettiği toplantıya, Gaziantep Milletvekili, Sanayi, Ticaret Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Halil Mazıcıoğlu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan Aslan, Müsteşar Yardımcısı Ramazan Yıldırım ve Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürü M. Hamdi Yıldırım da katıldı.

Çelik sektörünün sorunlarını tartışmak için bir araya geldiklerini belirten Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Çelik sektörü nereye gidiyor? Üretim yöntemleri itibariyle doğru bir yoldamıyız? Yoksa almamız gereken bazı kararlar, yapılması gereken bazı değişiklikler varmıdır? Var ise bunun maliyeti nedir? Nasıl yapılmalı? Bu konuda sektörün üzerine düşen nedir? Kamu ne yapmalı konusunda bir değerlendirme yapacağız. Ayrıca, çelik sektöründe yerli kaynakların kullanımı açısından bugünkü durumumuz ve bundan sonrasında yapılabilecekler konusunu, tamamen sektör-bakanlık ve diğer ilgili taraflar ile birlikte değerlendirip ve buradan bir mutfak çalışması sonucunda ortaya çıkacak fikirleri, biz de çelik sektörü açısından bir yol haritasına dönüştürelim arzusu ile bu toplantıyı düzenledik” dedi.

Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantının sektör adına açılış konuşmasını yapan Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Yüksek İstişare Konseyi Başkanı ve İzmir Demir Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Halil Şahin, çelik sektörünün son 10 yılda hızlı bir büyüme gerçekleştirdiğini ve Türk ekonomisinin performansına önemli ölçüde katkı sağladığını vurgulayarak, “Ancak son 1.5 yıldan bu yana, çelik sektörünün performansında ve ekonomiye katkısında bir gerileme olduğu gözlenmektedir. Dünya ekonomilerindeki ve dünya çelik sektöründeki olumsuzluklardan da etkilendiği bilinen sözkonusu duraklamanın giderilmesi için, üretici kuruluşlarımız çok yönlü tedbirler üzerinde çalışmaktadır. Bu durum ülkemize has bir özellik taşımamakta, dünya çelik sektöründe de benzeri olumsuzluklar yaşanmaktadır. Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa çelik sektörünün yaşadığı problemler dikkate alınarak, AB Çelik Eylem Planı hazırlanmış ve sektöre bir dizi teşvik tedbiri getirilmesi yönünde müşahhas adımlar atılmıştır” şeklinde konuştu.

2009 yılından bu yana, gerek Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve gerekse Ekonomi Bakanlığımızca başlatılmış bulunan Strateji çalışmalarına atıfta bulunan Şahin, “. Bugün geldiğimiz noktada, çelik sektörümüz kademeli bir iyileşme eğilimine girme beklentisi içerisindedir. Sektörümüz sözkonusu iyileşmeyi gerçekleştirebilmek için, girdi maliyetlerini düşürecek tedbirler üzerine yoğunlaşmış bulunmaktadır. Bu yönüyle, başlatmış bulunduğumuz çalışmalara ışık tutacak bir mahiyet arzetmesi açısından, bu toplantıya büyük önem veriyoruz” dedi ve zaman ayırarak böyle bir toplantı düzenleme lütfünü göstermesinden dolayı Sayın Bakana en içten dileklerini iletti.

Toplantıda, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri, elektrik ark ocaklı tesislerin kütük üretim maliyetlerinin, entegre tesislerin maliyetlerinden daha yüksek seviyede seyrettiğini, sektörün elektrik ark ocaklı ve dolayısıyla hurda tüketimine dayalı yapısının rekabet gücünü sınırlandırdığına vurgu yaparak, önümüzdeki dönemde cevherden üretim yapan teknolojilere yatırım yapılmasının daha doğru bir büyüme stratejisi olabileceği yönünde görüşlerini dile getirdi.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçarslan, çelik sektörünün 2023 yılında 85 milyon ton kapasite, 70 milyon ton üretim ve 55 milyar dolar tutarında ihracat hedeflediğini ifade ederek sunumuna başladı. Entegre tesislerin toplam üretim içerisindeki payının dünyada % 70 iken, Türkiye’de % 29; yassı ürünlerin payı dünyada % 48 iken Türkiye’de % 27 seviyesinde bulunduğunu dikkat çeken Kılıçarslan, dünya hurda ticaretinin % 20’sinin Türkiye tarafından gerçekleştirildiğini, Türk çelik sektörünün kapasite kullanım oranının da dünyadan olumsuz yönde ayrışarak, % 70 seviyesinde kaldığını, kapasite kullanım oranındaki düşüşte, Ülkemize ithal malzeme girişindeki hızlı artışın önemli rol oynadığını vurguladı.

Kendi teknolojisini üretemez ve yenileyemez ise, Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşme riski ile karşı karşıya kalacağını vurgulayan Kılıçarslan, çelik sektörünün en önemli problemleri arasında,

· Kapasite kullanım oranının düşük olması,

· Katma değeri yüksek ürünlere yönelinememesi,

· Elektrik ark ocağı ağırlıklı yapısından kaynaklanan hurda bağımlılığı

şeklinde sıraladı.

Elektrik ark ocaklı tesislerde, elektrik ark ocağına ilaveten 1000 veya 2000 m3 lük yüksek fırın ilavesi yapılarak, elektrik ark ocağı ile yüksek fırının birlikte çalışmasını, burada tartışmaya açmak istediklerini belirten Kılıçlarslan bu sistemin kurulması ile, EAO’ların kütük üretim maliyetlerinde önemli düşüş sağlanabileceğini dile getirdi.

Sektör kuruluşları da, Türkiye’de faaliyet gösteren her bir üreticinin, sürekli bir şekilde maliyetlerin düşürülmesi ve verimliliğin arttırılması konusunda arayış içerisinde bulunduğunu, bu anlamda dünyadaki tüm teknolojilerin herkesçe bilindiğini, girdi çeşitlendirmesine yönelik yatırımların ciddi bir maliyet boyutunun bulunduğunu, bu yatırımların yapılabilmesi için, sektörün yeterli kârlılıkta olması gerektiğini, önerilen Corex, Finex gibi teknolojilerin henüz tam anlamıyla olgunlaşmamış ve Türkiye’nin koşullarına uygun olmayan teknolojiler olduğunu vurguladı.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan tarafından yapılan sunumda, çelik sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların, alternatif girdi üretimi/kullanımı, üretimde verimliliğin arttırılması ve Türkiye’de üretilmeyen ürün ve kalite çeşitlerinin üretilmesine yönelik teknolojileri sürekli bir şekilde araştırmaya devam ettikleri, bu amaçla Kobe Steel tarafından geliştirilen düşük tenörlü demir cevherinden çelik bilye üretilmesini mümkün kılan ITMK3 teknolojisi konusunda uzun çalışmalar yapıldığını, ancak bu teknolojinin de henüz tam olarak olgunlaşmamış olması nedeniyle projenin askıya alındığını söyledi.

Türkiye’nin dış ticaretindeki asıl kara deliğin 16 milyon tonluk kapasiteye ve % 53 seviyesinde kalan kapasite kullanım oranına rağmen, 2013 yılında 5.8 milyar dolar tutarında, 7.1 milyon tonluk yassı ürün ithalatının yapılmış olmasını gösteren Yayan, çelik sektörünün 2013 yılında 10.6 milyar dolar tutarında ithalat yaptığını, buna karşılık 15.8 milyar dolar tutarında ihracatının sözkonusu olduğunu, ayrıca 31.3 milyon tonluk tüketimden çelik ithalatı çıkartıldığında, 20 milyon ton civarında da iç piyasaya yönelik üretim yapıldığının ortaya çıktığını, tüm bunlar dikkate alındığında, sektörün ekonomiye net katısının 19 milyar dolar civarında hesaplandığını, bu açıdan sektörün ekonomiye ciddi ölçüde katkı veren stratejik bir sektör olduğunu vurguladı.

2013 yılında hurda tüketiminin % 65’ini ithalat yolu ile karşılayan çelik sektörünün, diğer hammaddelerde de ithalat ağırlıklı tedarik yaptığın, demir cevheri ihtiyacının % 59’unu ve koklaşabilir kömür ihtiyacının ise % 91’ini ithalat yolu ile karşıladığına dikkat çeken Yayan, sektörün rekabet gücündeki gerileme nedeniyle, 2023 yılı hedeflerine yaklaşmak bir yana, sektörün hedeflerden uzaklaşmaya devam ettiğini, Çelik İhracatçıları Birliği tarafından AT Kearney firmasına yaptırılan bir çalışmaya göre, 2023 yılında sektörün ihracatının 55 milyar dolar tutarındaki hedefin, 25.5 milyar dolar altında kalacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Çelik İhracatçıları Birliği tarafından, Ekonomi Bakanlığı’nın da desteği ile AT Kearney firmasına yaptırılan ve 2013 yılı sonlarında tamamlanan “2023 Çelik Sektörü İhracat Yol Haritası” Proje Raporu’nda, mevcut koşullarda sektörün 2023 yılı için belirlenen hedeflere ulaşmasının mümkün görülmediği sonucuna ulaşıldığına ve sektörün 2023 yılı hedeflerini yakayanabilmesi için;

Sektörün rekabet gücünü arttıracak tedbirlerin alınması,

Hammadde tedarik güvenliğinin sağlanması,

Mevzuatın sektörün büyümesini teşvik edecek şekilde düzenlenmesi,

AR-GE ve katma değerli ürünlere yönelimin teşvik edilmesi,

Lojistik altyapının geliştirilmesi ve

Son kullanıcı sektörlerle entegrasyonun sağlanması

gerektiğine dikkat çeken Yayan, çelik sektörünün yeniden büyüme rotasına girebilmesini ve ekonomiye olan katkısını arttırabilmesini teminen, bir kısmı Türkiye Demir-Çelik Ve Demir Dışı Metaller Sektörü Strateji Belgesi Ve Eylem Planı (2012-2016) içerisinde yer alan

· Sanayide kullanılan elektrik enerjisi girdi maliyetlerini azaltmaya yönelik çalışmaların yürütülmesi,

· Uygulamaya aktarıldığı 2007 yılının Nisan ayından bu yana 340 milyon dolara varan tahsilat yapılan hurda ve cevher ithalatından çevre katkı payı alınması uygulamasına son verilmesi,

· Güvenli olmayan ve teknik mevzuata uygun olmayan ithal ve yerli ürünler için daha etkin denetimlerin yapılması, standartlara uymayan, sertifikasız ve kalitesiz ürün girişinin engellenmesi

· Bu amaçla, Çelik İhracatçıları Birliği’nce kurulması hedeflenen Matil Çelik AR-GE ve İnovasyon Merkezi Projesi’nin süratle hayata geçirilmesine destek verilmesi

· Dahilde İşleme Rejimi mevzuatının, mevcut hali ile yurtiçinden girdi tedariğini olumsuz yönde etkileyen yönlerinin giderilmesi,

· 2014 yılının Ocak-Nisan döneminde 140.000 tonluk ithalatta kullanılan ve her ay kullanımı artan Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi (GKAİR) uygulamasının, ihtiyacın üzerinde kapasiteye sahip bulunan çelik sektörümüzün ürettiği ürünler için uygulanmaması,

· Katma değeri yüksek ileri teknoloji gerektiren ürünlerin üretilebilmesi, yerli girdi tedarik imkânlarının arttırılabilmesi ve hurdaya alternatif girdi üretiminin yapılabilmesi için, Türkiye-AKÇT Serbest Ticaret Anlaşması’nın sektöre devlet yardımlarını yasaklayan hükümlerinin revize edilmesi,

hususlarında adım atılmasına acilen ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Toplantı sonrasında, toplantının kendileri açısından son derece verimli geçtiğini, son derece önemli çıktılar elde ettiklerini, sektör ile sorunun tespiti konusunda mutabık olduklarını görmekten de memnuniyet duyduklarını, hurda bağımlılığının azaltılması konusunda sektör kuruluşlarının da tereddüt içerisinde olmadığını gördüklerini, bunun nasıl yapılması gerektiği konusunda da ciddi çalışmalar yapılması gerektiğini ortaya çıktığını belirten Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık,

· Önümüzdeki dönemde mümkün olduğu ölçüde hurda bağımlılığının azaltılmasına imkan sağlayacak yüksek maliyetli olmayan yatırımların birlikte değerlendirilmesinin yararlı olacağı,

· BOF teknolojisine yönelik yatırımların herkesin gündeminde kalmasında fayda görüldüğü,

· Karadeniz, Akdeniz ve Ege bölgelerinde ölçek ekonomilerine dayalı bölgesel büyük yüksek fırınlı üretim tesislerinin kurulmasının mümkün olup olamayacağı hususunun, önümüzdeki dönemde yoğunlaşılacak konulardan birisi olduğu,

· Hurda bağımlılığının azaltılması konusunda çalışmaların yapılması gerektiği,

· Önümüzdeki dönemde daha dar kapsamlı toplantılarla burada elde edilen çıktıların detaylandırılacağı,

· Sektörün bugünü ile ilgili, Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi, Enerji maliyetleri, Kalitesiz ürün ithalatı gibi sorunlar konusunda, ilgili bakanlıklar nezdinde bizzat görüşmelerde bulunulacağı,

· Ancak bir hedef olarak, düşük tenörlü cevherlerin işlenmesi ve iç piyasadan tedarik edilmesi konusunda, MTA, TÜBİTAK, Bakanlık ve sektörün birlikte çalışarak, bu konuyu daha somut noktalara taşımasına ihtiyaç duyulduğu

· Sektörün sözkonusu yatırımları yapması noktasında, kamunun hangi katkılarda bulunabileceğinin araştırılacağı,

hususlarına vurgu yaptı. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği, 25 Haziran 2014