Yurtiçi Çelik Fiyatları Niçin Artıyor? Tarih: 24 Kasım 2016

Türkiye, Aralık ayında yaşanan politik dalgalanmaların ve uluslar arası piyasalarda gözlenen FED kaynaklı olumsuzlukların etkisiyle, son aylarda döviz kurları açısından ciddi bir rahatsızlık yaşadı. Esasen 2013 yılının son çeyreğinden itibaren hareketlenmeye başlayan döviz kurlarındaki yükselişin hızlanması ile, Türk Lirası’ndaki değer kaybı % 30’lara kadar ulaştı. Her zaman olduğu gibi, döviz kurlarındaki değişiklikler ağırlıklı bir şekilde ithal girdiler ile çalışan ve hem girdileri hem de ürettikleri ürünlerin fiyatları uluslar arası piyasalarda belirlenen çelik sektörünün fiyatlarına da kaçınılmaz olarak yansıdı.

Bu durumun, çelik ürünlerini girdi olarak kullanan sektörlerde rahatsızlık yaratması, belirli ölçülerde anlaşılır olmakla birlikte, bazı müteahhit kuruluş temsilcilerinin, daha önce de yaptıkları gibi, fiyat artışlarını çelik sektörünün tek taraflı ve fırsatçılıkla açıklanabilecek bir yaklaşım olarak görmeleri ve kamuoyuna bu yönde beyanat vermeleri anlaşılamıyor. Oysa ki, çelik sektörünün uluslar arası piyasada ABD Doları bazında oluşan fiyatları çarpıtma imkânı bulunmadığını, sözkonusu kuruluşlar da çok iyi biliyor.  

2013 yılının başından itibaren inşaat demiri fiyatlarındaki seyre bakıldığında, fiyatların dolar bazında düştüğü, ancak TL’deki keskin değer kaybı nedeniyle, iç piyasa satış fiyatlarının yükseldiği ve bunun da son derece normal olduğu net bir şekilde ortaya çıkıyor. 1 Ocak 2013 – 1 Şubat 2014 tarihleri arasındaki 13 aylık dönemde, ABD Doları bazında inşaat demiri iç ve dış piyasa satış fiyatları, % 9 oranında düşüşle, 605 $/ton seviyesinden, 560 $/ton seviyesine geriler iken, TL’nin Dolar karşısında % 27 oranında değer kaybetmesi sebebiyle, TL bazlı fiyatların % 18 oranında artış gösterdiği anlaşılıyor. Girdisini yurtdışından Dolar bazlı fiyatlardan tedarik eden çelik sektörünün, dolardaki yükselişi TL bazlı iç piyasa fiyatlarına yansıtmaması gibi bir seçeneği maalesef bulunmuyor.

2008 yılında, hurda girdi maliyeleri ton başına 750 $ seviyelerinde iken, çelik üreticilerinin 1500 $ civarında seyreden inşaat demiri fiyatlarının, 2 ay gibi kısa bir süre içerisinde hurda maliyetlerinin yarısı seviyesine düşmesini engelleyememiş olması, çelik fiyatlarının yurtiçi piyasada oluşmadığı gerçeğini açıkça ortaya koyuyor.

2013 yılında 26 milyon tonluk uzun ürün üretimine ve 1.4 milyon tonluk ithalata karşılık, yalnızca 16 milyon ton yurtiçi tüketimin bulunması, Türkiye’yi zorunlu olarak 11 milyon tonun üzerinde uzun ürünü ihraç etmek durumunda bırakmış bulunuyor.  Açık pazar konumunda bulunan Türkiye’nin, dünyadan kopuk fiyatlar uygulayarak 26 milyon ton uzun ürünü satması hiçbir şekilde mümkün görülmüyor. Esasen çelik sektörü, son derece keskin rekabet şartlarında varlığını sürdürmeye çalışıyor. ISO 500 verilerine göre, 2012 yılında çelik sektörünün kârlılığının yalnızca % 1 seviyesinde kalmış olması, zaman zaman gözlenen TL cinsinden fiyat artışlarına rağmen, sektörün bıçak sırtı marjlarla faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığını gözler önüne seriyor.

Girdi ve nihai çelik ürünleri fiyatlarının uluslar arası piyasalarda belirlendiği çelik sektöründe, dünya genelinde üretime hazır 550 milyon tonun üzerinde atıl kapasitenin ve AB, Rusya, Ukrayna gibi ülkeler başta olmak üzere, bölgemizde Türkiye’ye her an satış yapabilecek milyonlarca ton kapasitenin bulunması nedeniyle, fiyatların suni bir şekilde arttırıldığı iddiası hiçbir şekilde gerçeği yansıtmıyor. Yurtiçinde 10 milyon ton ihtiyaç fazlası üretim ve 15 milyon ton civarındaki atıl kapasite bulunması da, suni fiyat artışını engelliyor. 27 adet ham çelikten üretim yapan kuruluş yanında, 200’ün üzerinde haddeci kuruluşun ve yüzlerce tüccarın bulunduğu, son derece keskin rekabet şartlarının geçerli olduğu ve girdisinden mamulüne kadar tamamen globalleşmiş bir sektörde, ortak hareket edilmesi de kesinlikle mümkün görülmüyor.

Benzer şartların oluşması nedeniyle, inşaat sektörünün bazı temsilcilerinin 2008 ve 2011 yıllarında Rekabet Kurumu’na yapmış oldukları şikayetlerin, soruşturma açılmasına gerek duyulmadan sonlandırılmış olması da, çelik sektörümüzdeki rekabetçi yapıyı teyid ediyor.

Türk çelik sektörü, iç ve dış piyasalardaki keskin rekabet şartlarına ve korumacı politikaların yol açtığı olumsuzluklara rağmen, yetişmiş insan gücüne, gelişmiş teknolojisine ve üstün girişimcilik kabiliyetine bağlı olarak, 2013 yılını asgari kayıpla atlatma becerisini göstermiş bulunuyor.  

Dünya piyasalarındaki ve yurtiçi piyasadaki dalgalanmaların sona ermesi ile, 2014 yılının ikinci yarısında, fiyatlarda daha istikrarlı bir yapının oluşması bekleniyor.

 

Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter