Türk Çelik Piyasası Dünyadaki Yıkıcı İhracat Uygulamalarının Hedefi Hâline Gelmiş Bulunuyor Tarih: 24 November 2016

Dünya Çelik Derneği (worldsteel) tarafından yapılan son tahminler, dünya çelik tüketimindeki daralmanın devam edeceğini  gösteriyor. Dünya ekonomilerindeki zayıf büyüme eğilimi, kriz sonrası global ekonomiyi karakterize eden zayıf yatırım ortamı, Çin’deki yavaşlamanın devam etmesi, finansal pazar türbülansları, pek çok bölgede yaşanmakta olan jeopolitik anlaşmazlıklar gibi unsurların çelik sektörünün global düzeyde vites küçültmesine neden olduğu ve piyasaları olumsuz yönde etkilediği gözleniyor.

Ağırlıklı bölümü Çin’de olmak üzere, dünya genelindeki kronik kapasite fazlalığı probleminin kısa ve orta vadede çözülmesinin mümkün olmadığı hususu da dikkate alındığında, Çin’in çelik tüketimindeki daralmanın 2016 yılında da devam edeceğine ilişkin beklentiler, Çinli üreticilerin arz fazlası üretimlerini ihraç pazarlarına göndermeye ve yıkıcı fiyat uygulamalarını önümüzdeki yıl da sürdürmeye devam edecekleri şeklinde yorumlanıyor.

Başta Çin olmak üzere, dünya çelik piyasalarında çelik talebinin azalma eğilimi göstermesinin ve bu durumun piyasalar üzerindeki kapasite/arz fazlalığı sorununu daha da şiddetlendirmesinin, dünya genelinde korumacı tedbirleri tetiklediği ve pek çok ülkenin, sıcak haddelenmiş sac ürünleri başta olmak üzere, ithal çelik ürünlerine karşı koruma duvarlarını yükselttikleri görülüyor. Son bir ayda, Hindistan’ın sıcak haddelenmiş sac ithalatına karşı % 20 oranında vergi uygulamaya başladığı, Kanada’nın Rusya ve Hindistan menşeli levha ithalatına karşı anti-damping vergisini uygulamaya aktardığı, ABD, Meksika, Tayvan ve Malezya gibi ülkelerin de yeni soruşturmalar açma ve mevcut vergi uygulamalarını sürdürme yönündeki çalışmalarını hızlandırdıkları gözleniyor. Ayrıca ABD’nin, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 7 ülkeden yapılan sıcak haddelenmiş sac ithalatına karşı soruşturma başlattığı da biliniyor.

Belirli ürünler için açılan soruşturma ve uygulanan korunma önlemleri yanında, geçmişte ABD ve Mısır tarafından yapıldığı gibi, piyasalardaki mevcut olumsuzluklardan etkilenen Hindistan ve Meksika gibi ülkeler pazarlarını tüm ithal çelik ürünlerine kapatmaya hazırlandıkları biliniyor. Dünya genelinde ihracatın zorlaşmasına, rekabetin artmasına ve hammadde fiyatlarındaki hızlı düşüşün de tesiriyle fiyatların olağanüstü seviyelere gerilemesine neden olan bu gelişmeler, iç talebin değerlendirilebilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymuş bulunuyor.

Tüm bu olumsuzlukların, yılın ilk 8 aylık döneminde, yurt içi çelik tüketimindeki % 14’lük artışa rağmen, ham çelik üretiminin % 7; ihracatının ise miktar açısından % 7, değer açısından % 20 oranında gerilemesi sonucunu doğurduğu anlaşılıyor. Üretim ve ihracat düşerken, ithalatın olağanüstü hızlarda artmaya devam ettiği gözleniyor.  Ağustos ayında % 55 oranında artan Türkiye’nin çelik ürünleri ithalatı, yılın ilk 8 aylık döneminde de % 41 gibi son derece yüksek bir oranda artmış bulunuyor. Yılsonu itibariyle 20 milyon tona yaklaşması beklenen ithalattaki keskin artış, Türk çelik piyasasının yıkıcı ihracat uygulamalarının hedefi hâline geldiğini ortaya koyuyor.  Sözkonusu veriler, ihraç satışlarındaki kayıplara ilave olarak, Türk çelik sektörünün %14 oranında artış gösteren iç talepten de yararlanamadığını, çelik tüketimimizdeki artışın ithal çelik ile karşılandığını ortaya koyuyor. Göstergeler, Türkiye’nin çelik ürünlerinde son 25 yıldan bu yana ilk kez net ithalatçı konumuna geçtiğine işaret ediyor. Üstelik, sektörün göstergelerindeki bozulma eğilimi her geçen ay büyüyerek devam ediyor.

Dünya ve Türk çelik sektörünün görünümünü bozan uygulamaların başında, çok yönlü devlet teşvikleri ile desteklenen Çinli üreticilerin, Çin’in çelik tüketimindeki daralma ile birlikte, dünya piyasalarını işgal etmesi ve bunun sonucunda, Türkiye’ye yönelik ihracatını % 220 oranında arttırması geliyor. Çin’in, tüketiminin daraldığı bir ortamda, sahip olduğu kapasite ve üretim fazlalığının yarattığı ihracat zorunluluğu, dünya genelinde korumacı tedbirleri ve düşük fiyat politikalarını da tetiklemiş bulunuyor. Bu arada, ihraç pazarlarına girişte sıklıkla engellerle karşılaşmaya başlayan Çin’in, B20 Konferansı’nın gerçekleştirildiği tarihte Ticareti Kolaylaştırma Anlaşması’nı imzalaması da, sahip olduğu kapasite ve üretim fazlalığını, dünya piyasalarına daha kolay ve engelsiz bir şekilde ihraç etme arzusunun bir ifadesi olarak görülüyor. Bu açıdan, Dünya Ticaret Örgütü’nün de, Çin’in dampingli, devlet destekli ve kalitesiz ürünleriyle dünya piyasalarını işgal etmesini engellemesine ihtiyaç duyuluyor.

Tüm piyasalar kapılarını dampingli, kalitesiz, devlet destekli ve yıkıcı tesirler yaratan arz fazlası çeliğe kapatırken, önlem almayan ülkeler hedef hâline geliyor. Türkiye’nin de ithal çelik ürünlerine karşı benzer önlemler almaması hâlinde, büyük ihracatçı ülkelerin yıkıcı ihracat uygulamalarının hedefi olmaktan kurtulamayacağı değerlendiriliyor.

Çelik piyasasında tam bir ‘alarm’ durumunu ifade eden son gelişmeler çerçevesinde, mevcut olumsuz piyasa koşullarının kısa vadede sona ermesinin beklenmediği, aksine dünyanın dört bir yanında, çelik ürünlerine karşı birbiri ardına alınan önlemlerin, yeterince korunmayan Türk çelik piyasasını hedef hâline getirdiği hususu da dikkate alınarak, dünya çelik sektöründeki çok yönlü gerilemenin dibinin görünmediği bir dönemde, dampingli ve devlet destekli ithal ürün girişine karşı önlem çalışmalarının hızlandırılmasına ihtiyaç duyuluyor.

Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter

Twitter
LinkedIn