Strateji Belgeleri Sektörün Beklentilerine Destek Veriyor Tarih: 24 November 2016

2012 yılı çelik üretim performansımız belli oldu. Buna göre, beklentilerin aksine, slab üretimimiz, % 9 oranında düşüşle, 2011 yılındaki 9.7 milyon ton seviyesinden, 8.8 milyon tona geriledi. Bu gerilemeye rağmen, kütük üretiminde % 10.9 oranındaki artış sayesinde, 2012 yılında Türkiye’nin toplam ham çelik üretimi % 5.2 oranında artışla 35.88 milyon tona ulaştı. 2012 yılı ham çelik üretim miktarı, 2011 yılına kıyasla, ekonomideki yavaşlamaya paralel olarak, üretim artışının da önemli ölçüde hız kaybettiğini ortaya koyuyor. Ancak sözkonusu yavaşlama, ağırlıklı bir şekilde Türkiye’nin iç dinamiklerinden değil, global ekonomideki zayıflamadan kaynaklanıyor. Yavaşlamaya rağmen, Türk çelik sektörünün dünya çelik sektörüne kıyasla, daha hızlı bir şekilde büyümeye devam ettiği gözleniyor. Dünya çelik sektörünün 2012 yılında % 1.2 oranında büyüdüğü dikkate alındığında, Türk çelik sektörünün elde ettiği %5.2 oranındaki büyüme başarısının önemi ortaya çıkıyor.

Türk çelik sektörünün elde ettiği bu başarıda, Doğu Akdeniz Bölgesi’nin önemli bir payının bulunduğunu belirtmek gerekiyor. 2012 yılında Türkiye’nin ham çelik üretimi % 5.2 oranında artış gösterirken, İskenderun ve Osmaniye’nin içerisinde bulunduğu Doğu Akdeniz bölgesinin ham çelik üretimi, Türkiye ortalamasının iki mislinden de daha fazla, %11.9 oranında artışla, 12 milyon tona yükselmiş bulunuyor. 2012 yılında Türkiye’nin toplam ham çelik üretimindeki 1.78 milyon tonluk artışın % 72 oranındaki kısmını tek başına Doğu Akdeniz bölgesinin karşıladığı anlaşılıyor.

Türk çelik sektörünün sözkonusu performansı elde etmesinde, ihracatta kaydettiği  %10 oranındaki artış yanında, yurtiçi talepteki % 5’in üzerindeki artışın etkili olduğu anlaşılıyor. İhracatın % 10 oranında artmış olması sayesinde, ithalattaki % 9.1 oranındaki yükselişin yurtiçi üretimdeki  büyümeyi sınırlandırıcı etkisi, önemli ölçüde telafi edilmiş bulunuyor. En büyük pazarımız olan AB’ye yönelik ihracatımızda yaşanan % 35 oranındaki gerilemeye rağmen, toplam ihracatımızın artış göstermiş olması, Türk çelik sektörünün değişen şartlara adaptasyondaki başarısı konusunda yeni bir gösterge olarak ortaya çıkıyor. Gerçekten de geçmiş yıllarda benzer durumlarda, çelik sektörümüz Orta Doğu ve Körfez bölgelerindeki daralmayı Kuzey Afrika’ya, daha sonra da, Kuzey Afrika’daki daralmayı Güney Amerika’ya yönelerek göstermiş olduğu şartlara göre yeni dengeler kurabilme konusundaki becerisini, bu defa AB bölgesindeki gerilemeyi, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve ABD piyasalarına sağladığı ilave ihracatla yeniden dengelemeyi başarmış bulunuyor.  2013 yılında da, ihracatın üretimimizde itici güç olmaya devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Kentsel dönüşüm projeleri ve büyük altyapı yatırımları yanında, hükümetin istihdamı hedefleyen bir yaklaşımla, büyüme konusunda daha pozitif bir politika izleyeceği yönündeki değerlendirmelere ilave olarak, “Demir Çelik ve Demirdışı Metaller Strateji Belgesi” ve “Girdi Tedarik Stratejisi” yanında, 30 Aralık tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan İthalat Rejimi’nde, bazı yassı ürünlere ithalat vergisi uygulanmasına yönelik kararlar, sektörün beklentilerini olumlu yöne çevirmiş bulunuyor.

Çalışmalarına 2009 yılında başlanan, 25 Aralık 2012 tarih ve 28508 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan ayrıca ve 26 Aralık 2012 günü Çırağan Sarayı’nda yapılan bir toplantı ile, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Nihat Ergün tarafından kamuoyuna tanıtılmış olan “Türkiye Demir-Çelik ve Demir Dışı Metaller Sektörü Strateji Belgesi”, sektörün üzerindeki rekabet gücünü sınırlandıran bazı yüklerin kaldırılabileceği ve rekabet gücünün arttırılmasını sağlayacak bazı tedbirlerin uygulamaya aktarılacağı yönündeki beklentileri kuvvetlendiriyor.

Benzer şekilde, 25 Aralık 2012 günü yürürlüğe giren Girdi Tedarik Stratejisi de, sektörümüzün geleceğine ilişkin olumlu beklentileri destekliyor. Demir-Çelik ve Demir Dışı Metaller Girdi Tedarik Stratejisi çerçevesinde benimsenen

• Demir-çelik sektöründe güçbirliği ve sinerjinin değerlendirilmesi,
• Yurt içi hurda arzının arttırılması,
• Girdi tedariğinde yurtiçi kullanımın özendirilmesi,
• Hurdaya alternatif kaynakların değerlendirilmesi,
• Maden tedarikinde bağımlılığın azaltılması, etkinlik ve verimliliğin arttırılması,
• Yurt içi üretimi bulunmayan veya yetersiz olan yatırımların hayata geçirilmesi,
hedeflerinin gerçekleştirilerek, demir çelik sektörünün girdi tedariğinin etkinleştirilmesi, çelik tüketen sektörlerin girdi tedariklerinin etkinleştirilmesi anlamına geliyor ve bu açıdan büyük önem arzediyor.

Gerek Strateji Belgesinin yürürlüğe girmesi, gerekse bazı yassı ürünlerin ithalatına vergi getirilmesi,  ekonomi yönetiminin resmin bütününde yaşanan aksaklıkları net bir şekilde tesbit ettiğini ve 2013 yılından itibaren, bu aksaklıkların giderilmesini temine yönelik tedbirleri uygulamaya aktarma konusunda, kararlı olacağını göstermesi bakımından önem taşıyor. Ekonomi yönetiminin, sorunların çözümü konusundaki kararlılığı, çelik sektörümüze cesaret veriyor. Bu cümleden olarak, çelik ürünlerindeki ihracatın ithalatı karşılama oranının, 2012 yılındaki % 152 seviyesinden % 160’ın üzerine çıkacağı değerlendiriliyor.

Dr. Veysel Yayan

Genel Sekreter

Twitter
LinkedIn