Tüm Belirsizliklere Rağmen, 2013 Beklentilerine İhtiyatlı İyimserlik Hakim Tarih: 24 November 2016

Çelik sektörümüz, 2012 yılında yüzde 6 civarında bir büyüme göstererek, dünya çelik sektörünün genel performansının ve Türkiye ekonomisindeki büyümenin oldukça üzerinde bir başarı elde etmiştir. Söz konusu büyümenin elde edilebilmesinde, daralan global talebe rağmen, ihracatımızın yüzde 10’un üzerinde artışla, 20 milyon tonu aşması, önemli bir katkı sağlamıştır. Türkiye, bu performansı ile, 2012 yılında iki kademe birden yükselerek, dünya çelik üretiminde 8. sıraya yerleşmiştir. Ancak gerçekleşen büyümeyi Türkiye’nin şartları ve hedefleri çerçevesinde değerlendirdiğimizde, yeterli bulmak mümkün değildir.

Çelik sektörümüzün 2012 hedeflerinin gerisinde kalmasında,
• En büyük ihraç pazarlarımızdan Avrupa’daki kriz kaynaklı durgunluk ve Orta Doğu ve Körfez ülkelerindeki sosyal/politik karışıklıkların bölgeye yönelik ihracatımızı olumsuz yönde etkilemesi,
• Asya’daki büyüme hızının yavaşlaması ile, Çin ve Japonya’da yerleşik üreticilerin, uluslararası piyasa fiyatlarından 100 $/tona varan daha düşük fiyatlardan Türkiye piyasasına ve ihraç piyasalarına yönelmesi,
• Dünya genelindeki talep durgunluğunun, küresel seviyede 500 milyon tonun üzerinde kapasite fazlalığı oluşmasına neden olarak, fiyatları ve dolayısıyla kâr marjlarını baskı altında tutması,
• Özellikle yassı ürünlerde, Dahilde İşleme Rejimi’nin ithalatı teşvik edici uygulamalarının, üretimi baskı altında tutması,
• Doğal kaynaklar ve maliyetler açısından karşılaştırmalı üstünlüklere sahip olmalarına rağmen, devlet yardımları ile çelik üretimlerini destekleyen ülkelerden yapılan ithalata karşı alınacak önlemlerde gecikilmesi,
• AKÇT ile aramızdaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın sektörün yatırımlarını ve hareket kabiliyetini sınırlandırması,
• Enerji girdi fiyatlarına yapılan zamların, sektörün uluslararası piyasadaki rekabet gücünü sınırlandırması,
• Başta enerji olmak üzere, girdi maliyetleri üzerindeki sektörün rekabet gücünü sınırlandıran ilave fon ve kesintilerin sürdürülmesi,
gibi hususlar etkili olmuştur. 2012 yılında, demir çelik sektörümüz, güçlü iç tüketim ve alternatif piyasalara yönelerek ihracatını arttırabilme başarısını göstermiş olması sayesinde, büyüme eğilimini sürdürebilmiştir.

Türkiye’nin dışında gelişen faktörlerdeki belirsizlik nedeniyle, net bir öngörüde bulunmak kolay olmamakla beraber, 2013 yılının daha iyi bir yıl olacağı ve Türkiye’nin diğer bölgelerden olumlu ayrışacağı değerlendirilmektedir. 2013 yılına ilişkin tahminde bulunmayı,
• Avrupa’daki krizin yönüne ilişkin belirsizliklerin devam etmesi,
• Krizden çıkış bir yana, yeni ülkelerin de finansal krize girebileceklerine ve krizin daha da derinleşebileceğine ilişkin değerlendirmelerin belirsizliği daha da arttırması,
• Uzak Doğu’nun krizden çıkış eğilimi içerisinde olmadığı yönündeki değerlendirmeler
gibi unsurlar zorlaştırırken, petrol gelirlerinin sağladığı yatırım imkânları sebebiyle, bulunduğumuz bölgenin daha dinamik bir yapıya sahip olmasının, çelik sektörümüzün olumlu yönde ayrışmasına katkıda bulunabileceği değerlendirilmektedir.

Sözkonusu ayrışmanın net bir şekilde ortaya çıkabilmesi ve çelik sektörümüzün dış ticaret açığının azaltılmasına olan katkısının azami seviyeye çıkartılabilmesi için, 26 Aralık 2012 tarihinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Nihat Ergün tarafından açıklanacak olan Demir Çelik ve Demirdışı Metaller Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda yer verilen politika ve tedbirlerin, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız koordinatörlüğünde, mümkün olan en kısa sürede uygulamaya aktarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu cümleden olarak, sektörümüzün uluslararası piyasadaki rekabet gücünü azaltan, girdi maliyetleri üzerindeki yüklerin kaldırılması, çevrenin korunması amacını aşan, çevrenin korunması ile hiçbir ilgisi bulunmayan, sektörün maliyetlerini önemli ölçüde arttıran ve iş akışını olumsuz yönde etkileyen uygulamaların, Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımızın her fırsatta vurguladığı üzere, sanayinin gelişmesini baltalamayan bir anlayışla gözden geçirilmesi hayati önem taşımaktadır.

Twitter
LinkedIn